Anadolu insanı ne güzel söylemiş: Sürekli bal diyerek ağız tatlanmaz! Keşke iktidar yelpazesinin sürekli yaptığı harika Türkiye tanımlamalarıyla ülkemiz günlük güneşlik olsa! O zaman neler olmazdı ki!
Kurduğumuz iç barış dünyaya örnek olurdu! Gerilimli bütün ülkeler bizim modeli alır muradına ererdi! Emekliler gerçek anlamda ikinci bahar yaşar, üçüncüsü yok mu diye sorardı!
Yasa makinesine dönen Meclis’in yaptığı düzenlemeler çıkar çıkmaz sihirli bir el değmiş gibi sorunlar çözülürdü! Oysa gerçek öyle değil. Her üç kararnameden biri bir öncekini düzletmek için!
İki yıllık patinajla çıkan çerçeve yasanın içinin nasıl dolacağı belli olmadan, evet-hayırların analizi yapılmadan yeni anayasa tartışması dolaptan çıkarıldı! *** Bütün “ballı” konuşmaların içine iki sözcük yerleştiriliyor: Üniter... Büyük... Cumhurbaşkanından Meclis başkanına, parti sözcüsünden bakanına kadar bütün etkili yetkililer önümüzdeki dönem yapılacak yeni düzenlemelerin Türkiye’nin “üniter” yapısına zarar vermeyeceğini söylüyor!
İlk bakışta kamuoyunu rahatlatan bir tanımlama! Üniter yapı merkezi bir yönetimi tarif ediyor ama birden fazla resmi dilden yerel yönetim kavramının değişmesine kadar ucu açık bir durum! O nedenle “üniter” sözcüğünün rastgele öne çıkarılmadığını söylemek mümkün!
Türkiye’nin kuruluş temellerinde “ulus devlet” harcı var. Bu harç etnik bir dayatma değil! Atatürk Türkiye’sinin 1930’larda yaptığı tarife Almanya bile 1990’larda gelebildi.
Alman yurttaşlığını soy bağına indirgeyen anayasa maddesini değiştirdi. Almanya, Fransa, ABD, üniter yapısını nasıl tarif ediyorsa biz de o zeminde geleceğe bakmak istiyoruz. Ne var ki terörsüz Türkiye çerçevesinden sonra yapılan açıklamalar üniter kavramının içine her şeyin sokulmak istendiğini gösteriyor!
Türkiye’nin ulus devlet yapısı çözüldü mü ipe düğüm atacağınız yeri bulamazsınız! Bu bağlamsa “üniter” sözcüğü de adeta bir “çerçeve” olarak önümüze konmak isteniyor. İçine ne sığarsa!
İkinci sözcük “büyük” ! Türkiye’nin başına büyük koydun mu tamam! 25. yıl konuşmasının bir bölümü bunu tarif ediyordu.
Şöyle dedi: “Açın yolları! Büyük Türkiye geliyor!” Ülkemiz dışındaki yayın organlarının daha çerçevesiz işlediği bir konu bu! Ortadoğu’daki stratejik tartışmalarda şöyle bir tarif var: “ABD, İran, Irak, Suriye ve Türkiye’deki Kürtleri bir araya getirecek ama bu yapıya kim ağabeylik yapacak?” Bu tarif yapılırken akıllara Türkiye’yi düşürüyorlar!
Geçmişte, 1980’lerin sonu 90’ların başındaki Irak tartışmalarında dönemin başbakanı Turgut Özal’ ın “Bir koyup üç alacağız” diye heyecanlandığı tablonun yeni biçimi! *** Çerçevenin en büyüğü BOP! Yani Büyük Ortadoğu Projesi... Erdoğan ’ın hafta başında yabancı basına verdiği demeçteki “AB birinci önceliğimiz değil” sözüyle NATO zirvesinde zirveye çıkan “Trump dostluğu” yan yana oturuyor!
Üniter ve büyük... Çok çekici iki sözcük! Ancak her ikisi de şu aşamada milletin bilmediği bir çerçeve...
Yetki sizde... Getirin, anlatın barış hedeflerinizi... Ama bu ülkenin temelleriyle oynamayın!