sondakika.com
Son Dakika

Üvey ananın öz evlatları

KONUK YAZAR | Suavi Yardımoğlu, Cumhuriyet Ege için yazdı...

Fotoğraf: Cumhuriyet

Avrupa Atletizm Şampiyonası İngiltere’nin Birmingham kentinde yapıldı, Geçtiğimiz hafta sona eren şampiyonada Türkiye; 31’i erkek 19’u kadın 50 atletle mücadele etti. Bu sayı, Türkiye’nin şampiyona tarihindeki en yüksek katılımı olarak kayıtlara geçti ve Milli Takımımız ilkleri, rekorları yaşattığı şampiyonada güzel bir sınav verdi. Ne acıdır ki, dış dünyada “sporların anası” olarak saygı, sevgi ve ilgi gören atletizm biz de ise adeta “üvey ana” muamelesi görüyor.

Devşirmelere milyon dolarlar harcanırken, “üvey evlat” yerine konularak, olanaklardan gıdım gıdım pay alan “öz evlat” larımız ise bu anlayışa inat göğsümüzü kabartıyor. Doğaldır ki atletlerimizin performansı olaya sadece madalya penceresinden sonuç odaklı bakan spor kamuoyumuzun çoğunun umurunda bile olmadı (olimpik bakışı tenzih ederim). Öyle ya gündemde çok önemli konular vardı.

Her şeyden önce futbolda Süper Lig başlamıştı. Bakalım Salah gol atacak mıydı? Osimhen gidecek mi kalacak mıydı?

Fenerbahçe daha ilk haftadan Galatasaray’ın yine gerisinde kalmıştı. Fenerbahçeli miniğin formasını zorla çıkarttıran Gençlerli fanatiğe ne olacaktı? Lukaku, Vlahoviç…

Sörloth, Brahim Diaz yolda mıydı? Asgari ücrete, açlık sınırının altında emekli maaşına talim eden ülkede milyon dolarlar havada uçuşuyor, Süper Lig’e yıldız yağıyordu. Tıpkı ligin isim sponsorunun reklamındaki bizim gözümüz ondan başkasını görmüyor repliğinde olduğu gibi, popülariteye teslim olmuş spor kamuoyunun, rayting ve tıklama peşindeki spor medyamızın ve gözleri politik çıkarlarından başka bir şey görmeyen zat-ı muhteremlerin atletizmi görecek hali yoktu ya.

Bakanımız ve protokol bir dönem maçlarında İstiklal Marşımızın söylenmesinin bile mesele olduğu, şimdilerde sürecin yeni kankası Amedspor’un Süper Lig’e yükselişini kutlamakla meşguldü. Dolasıyla; Gençler Dünya Şampiyonumuz İzmirli atlet İsmail Nezir’in, üst üste 4. Kez Avrupa şampiyonu olan Norveçli efsane Warholm’un iki adım gerisinde 400 m. engelli gibi hem teknik hem de zor bir branşta bronz madalya alması da beklenen yankı uyandırmadı.

İsmailimiz Warholm’la önce ay-yıldızı göstererek bayrağımızla objektiflere poz verirken, ülkemizde göremediği ilgiyi “İngiliz gavuru”nun alkışlarıyla yaşamanın burukluğu ile gülümsüyordu. Ne telefonla arayan vardı, ne de hal hatır soran. Gördüğümüz kadarıyla Federasyon Başkanı Ahmet Karadağ ve kulübü Galatasaray’dan başka da kutlayan olmadı.

SUYU ÇIKINCA… Dedik ya “üvey ananın öz evlatları” diye. Dünya Atletizm Birliği WA, “Bu işin suyu çıktı” diyerek Türkiye’nin devşirmek istediği 11 atlete “Hooops” deyince meydan bizimkilere “öz evlatlara” kalmıştı.

Devşirme rezaletini geçen yıl ekim ayında meslektaşım Nefes Gazetesi’nden Devrim Demirel’den alıntı yaparak yine bu köşeden “Yerli ve Milli” başlığıyla sizlerle paylaşmıştım. Bir başka meslektaşım eski dostum Nezir Önal ise Ağustos başında baskentgazete.com daki köşe yazısında 2025 yılında devşirilen Afrikalı Roje Stone ve Vayne Pinnock ile Jaydon Hibbert ve Rajindra Campbell gibi Jamaikalı atletlerin Dünya ve Avrupa şampiyonalarında Türkiye adına yarışmasına izin verilmediğini vurgulamış, devlete bağlı bir birimin, milyon dolarlar harcayarak devşirdiği Jamaikalı ve Afrikalı atletlerin sadece Kulüpler 1. Lig 2.

Kademe final yarışmalarında İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Spor Kulübü’nün Süper Lig’e yükselmesine hizmet ettiğini yazmış ve sormuştu: “Bu yüksek meblağlar, acaba genç sporcuların yetiştirilmesine harcansa ülkemize devşirmelerin getireceği 1-2 madalyadan 100 kat daha hayırlı olmaz mı?” Elbette olurdu. Türkiye olimpiyat atletizm takımının koordinatörü unvanı ile bilinen Önder Özbilen’in soyadını taşıyan tek devşirme atletimiz Kaan Kigen Özbilen maratonda ülkemizi temsil etti ve 35. km’de yarışı bıraktı Oysa Özbilen 2.05.59 lik derecesini koşsaydı yarışın galibi Eritre asıllı Alman Amanal Petros daha 2 km.195 m’yi yeni geçmiş olacaktı. DEVŞİRME FARKI Şimdi Petros demişken, devşirme olayındaki anlayış farkımızı ortaya koyan güzel bir örnekten de bahsetmeden geçemeyeceğim.

Amanal Eritre'nin Assab kasabasında doğmuş. Sınır savaşı yüzünden 2 yaşındayken annesi ve kızkardeşi ile birlikte Etiyopya'ya kaçmış 2012'de de tek başına mülteci olarak Almanya'ya gitmiş ve 2015 yılında da Alman vatandaşlığına geçmiş. Yani müthiş bir yaşam öyküsü ile geldiği ülkede 14 yıldır Almanya için emek harcıyor.

Alman, İsviçre, İtalyan formasıyla gördüğümüz çoğu devşirmenin de buna benzer özel hikayeleri var. Bizim gibi “bastır milyon doları gel bizim adımıza yarış” pek az. MADALYA, REKOR, İLKLER Erkekler 400 m. engelli finalinde piste çıkan milli atletimiz İsmail Nezir, 48.26’lık derecesiyle bronz madalyaya ulaşırken, tek madalyamızı getirdi.

Ne var ki Türkiye adına madalya dışında da önemli dereceler ve Türk Atletizmi adına sıra dışı bir tablo vardı. Bir çok rekorun kırıldığı tarihin en yüksek performanslı şampiyonasında sporcularımız şanssızlık yaşayan madalya beklentilerimiz dışında (Ersu,Tuğba, Şilan gibi) geçmiş yılların aksine rekorlara, en iyi derecelerine imza attılar. Salih Korkmaz yarı maraton yürüyüşü 5. sırada tamamlarken, Can Özüpek erkekler üç adım atlamada 16,73 metrelik sezonun en iyi derecesiyle Avrupa 5’incisi oldu.

BİR GÜNDE 5 TÜRKİYE REKORU Şampiyonanın altıncı günü milli atletler adına rekorlarla geçti. Atletizmin en teknik ve en zorlu dayanıklılık branşlarından biri olan yürüyüşte yarı maratonda Salih Korkmaz 1.24.45, Meryem Bekmez 1.36.10 ve Hayrettin Yıldız 1.32.14’lük dereceleriyle Türkiye rekorlarını yeniledi. Maraton yürüyüşte Ayşe Aslan 3.43.29 ile Türkiye rekoru kırarken, Esma Öztekin 4.04.59’luk derecesiyle 23 yaş altı Türkiye rekorunun yeni sahibi oldu.

ÜÇ ADIM ATLAMADA BİR İLK Birmingham’da Türkiye atletizm tarihinde bir ilk de erkekler üç adım atlamada gerçekleşti. Çabukluğun, gücün ve koordinasyonun karışımı olarak nitelenen bu özel branşta Can Özüpek, Necati Er ve Mesut Bülbül’ün elemeleri geçmesiyle Türkiye, Avrupa Şampiyonası tarihinde ilk kez aynı branşta üç sporcuyla birden finalde temsil edildi. Faul olmasaydı dünya rekoruna yakın derecelerin yaşandığı zorlu finali Can Özüpek 5’inci, Mesut Bülbül 9’uncu, sakatlığı nedeniyle yarışmaya devam edemeyen Necati Er ise 11’inci tamamladı.

SON GÜNDE İKİ FİNAL DERECESİ Şampiyonanın son gününde Esra Türkmen, kadınlar cirit atma finalinde 59,29 metrelik derecesiyle Avrupa 6’ncısı oldu. Eda Tuğsuz ile birlikte 60 metrenin üzerine çıkabilen iki atletimizden biri olan Aydınlı kızımız Dünya Üniversiteler ve Balkan Şampiyonumuz Esra, Volos’ta elde ettiği PB’si 61.10’a yaklaşarak, 60.43 ile grubunda birinci genel tasnifte dördüncü olmuş ve finale çıkmıştı, ne yazık ki madalyaya ulaşamadı, ama gelecek adına madalya umudumuz olacağını ortaya koydu. Eda Tuğsuz ise 51.29’da kalınca elendi.

İleride bu iki altın kızımızla madalya mücadelesi vereceğimiz günleri de bekliyoruz. Kadınlar üç adım atlamada yarışan Tuğba Danışmaz ise 14,33 metreyle şampiyonayı 5. sırada bitirdi. Özlem Becerek de kadınlar disk atmada finale yükselerek bunu Avrupa Şampiyonası’nda başaran ilk Türk kadın atlet oldu.

Geçen yıl 61.15’lik derecesiyle Dünya Üniversiteler Şampiyonu olarak Türkiye’ye ilk madalyasını hem de altın alarak kazandıran Özlem bu kez finalde 57.27 m. ile yetinirken 11. oldu. Türkiye böylece Birmingham’daki şampiyonayı 1 bronz madalya, 5 ulusal rekor ve farklı branşlarda elde edilen final dereceleriyle tamamladı. Bu şampiyona bize şunu gösterdi ki, milyon dolarları elin Afrikalıları Jamaikalılarına dökeceğimize kendi öz evlatlarımızın başarısı için harcadığımızda, Türk Sporu olarak atletizme “üvey ana” muamelesi yapmadan, sistemsizliği sistem edinmeden planlı programlı çalıştığımızda, atletizmi tabana yaydığımızda hepimizin gurur duyacağı bir tablo uzak değil.

Emeğine yüreğinize sağlık öz evlatlar! Ve farklı branşlara yönelerek köşeyi dönmek varken, Türk Atletizmine emek veren, tüm emektarlar.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü