sondakika.com
Son Dakika

Veteriner hekimlik ve iklim değişikliği - Gülay Ertürk

“Veteriner hekimlerin iklim değişikliğiyle ne ilgisi var?” İlk bakışta haklı bir soru gibi gelebilir.

Fotoğraf: Cumhuriyet

“Veteriner hekimlerin iklim değişikliğiyle ne ilgisi var?” İlk bakışta haklı bir soru gibi gelebilir. Veteriner hekimler hayvanların sağlığıyla ilgilenir, hastalanan hayvanları tedavi eder. Öyleyse iklim değişikliği neden bizim mesleğimizin konusu olsun?

Oysa yanıt, mesleğimizin tam merkezinde: Hayvanlar da bizimle aynı iklimi ve çevreyi paylaşıyor. Evcil hayvanlardan çiftlik hayvanlarına, arılardan böceklere, yaban yaşamındaki canlılara kadar tüm hayvanlar iklim değişikliğinin etkilerini yaşıyor. Sıcaklık artışı; hayvanların sağlığını, refahını, üreme performansını ve verimliliğini etkiliyor.

Örneğin; sığırlarda sıcaklık stresinin çok küçük vücut sıcaklığı değişikliklerinde bile üremeyi olumsuz etkileyebildiğini gösteren bilimsel çalışmalar var. Üstelik değişen yalnızca sıcaklık değil. İklim değiştikçe sivrisinek, kene ve diğer vektörlerin yaşam alanları da değişiyor.

Bu durum bazı hastalıkların daha önce görülmediği bölgelere taşınmasına ve zoonotik hastalıkların yayılım riskinin artmasına neden olabiliyor. Bu noktada veteriner hekimlik doğrudan halk sağlığının içine giriyor. Çünkü insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez.

Bugün “Tek Sağlık” yaklaşımının temelinde de bu anlayış var. HAYVANLAR İKLİMİ ETKİLİYOR MU? Peki hayvanlar iklimi etkiliyor mu?

Evet. Özellikle geviş getiren hayvanların sindirim sistemlerinde karbonhidratların fermantasyonu sırasında metan oluşuyor. Metan güçlü bir sera gazı olduğu için hayvancılık iklim değişikliği tartışmalarının önemli başlıklarından biri.

Ancak burada hayvancılığı iklim krizinin “suçlusu” ilan etmek yerine çözümü konuşmak gerekiyor. Çünkü sığır, koyun ve keçiler; insanların doğrudan besin olarak kullanamadığı selüloz gibi maddeleri et, süt ve diğer değerli ürünlere dönüştüren adeta biyolojik fabrikalar. Bilimsel çalışmalar ise uygun besleme yöntemleri ve yem katkılarıyla metan oluşumunun azaltılabileceğini gösteriyor.

Dolayısıyla mesele hayvanları suçlamak değil, üretim sistemlerini daha sürdürülebilir hale getirmek. Üstelik çevre üzerindeki etki yalnızca metandan ibaret değil. Hayvansal işletmelerin atık yönetimi, su kaynaklarının korunması, ilaç ve antibiyotik kalıntıları, antimikrobiyal direnç ve hayvan refahı da veteriner hekimliğin çevreyle kesiştiği alanlar.

YABAN YAŞAMINA ETKİSİ Bir de yaban yaşamı var. Bir baraj, yol, maden veya yeni yerleşim alanı planlanırken o bölgede yaşayan hayvanların suya, besine ve yaşam alanına nasıl ulaşacağı da düşünülmeli. Habitatları yok edilen canlıların yalnızca kendileri değil, içinde bulundukları ekosistem de zarar görüyor.

Bu yıl Türkiye’nin Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31’de iklim krizinin etkilerini azaltmaya ve bu krize uyum sağlamaya yönelik politikalar tartışılacak. Veteriner hekimler bu tartışmanın dışında kalmamalı. Çünkü biz sahada iklim değişikliğinin hayvan sağlığına, hayvan refahına, hayvansal üretime, hastalıkların yayılımına ve dolayısıyla insan sağlığına etkilerini birebir görüyoruz.

Bu nedenle artık “Veteriner hekimlerin iklim değişikliğiyle ne ilgisi var?” diye sormak yerine şu soruyu sormalıyız: İklim değişikliğiyle mücadelede veteriner hekimlerin bilgi ve deneyiminden nasıl daha fazla yararlanabiliriz? Çünkü veteriner hekimlik yalnızca hasta hayvanı tedavi eden bir meslek değil, hayvan sağlığı, hayvan refahı, gıda güvenliği, halk sağlığı ve çevre sağlığının kesiştiği bir sağlık mesleğidir. Dolayısıyla iklim değişikliğinin tam da merkezinde duran mesleklerden biridir.

DR. GÜLAY ERTÜRK VETERİNER HEKİMLER DERNEĞİ GENEL BAŞKANI

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Aynı gelişmeyi verenler

2 kaynak

Gündem haberleri

Tümü