Merhaba, İnsanlığın 20. yüzyılda yaşadığı iki dünya savaşı; 48 tiyatro yapıtı, 2300 şiir ve 200 öyküyle silinmez izler bırakmış; 20. yüzyıl Alman tiyatrosunun en önemli ve etkileyici tiyatro adamı ve lirik şairi Bertolt Brecht ’in yaşamını çok etkilemiştir. Bunu sadece tiyatro yapıtlarında değil; şiirlerinde, mektuplarında, öykülerinde ve anekdotlarında da görmek olanaklıdır. “Ben varlıklı bir ailede büyüdüm.
Çocukluğum boyunca çevremde hep hizmetçiler vardı. Öğretmenlerimden emirler almaya alıştırılmıştım. Ancak büyüyüp biraz özgürleşince içinde yaşadım sınıf hoşuma gitmemeye başlamıştı.
Ne emirler işitmek istiyordum ne de başkalarının bana hizmet etmesini. İşte o günden sonra okulu terk ettim ve hep zayıfların yanında yer aldım” der ve dediğini de yapar! Şiirlerden bir seçkinin toplandığı Açların Ekmeği’nin yaratıcısının şu görüşü de dikkat çekicidir: “Büyük ve ünlü şiirler kanımca insanlık için birer belgedir.” Tiyatro yazarlığı ve rejisörlüğün yanı sıra şairliğe ve şiire de ağırlık vermesinin nedeni budur.
O sokağı anlatır. Şiirlerini ve şarkılarını gitarı eşliğinde küçük kent lokantalarında ve meyhanelerinde küçük insanlara sunmasını yeğler ve “Sen dünyayı değiştireceksin” der. Ölümünün 70. yılında Bertolt Brecht ’in anısına saygıyla...
Ahmet Arpad’ın yazısı... Yolları çatallı bahçede gezinmeyi, yeni yol keşifleri yapmayı seven bir anlatıcıdır Enrique Vila-Matas . Okurunu yeni keşiflere hazırlayan; şenlikli, eğlenceli, bir o kadar da bilgi verici ve düşündürücüdür.
Edebiyata ilişkin her şeyi (yazmak, okumak, bellek, kurgu, öyküleme, yazar, roman, öykü, edebiyat saplantısı vb.) içeren romanlar yazan, “Ben hemen hiçbir özel ya da toplumsal yaşamı olmayan yalnız bir yazarın çığlığıyım” diyendir. Geleceğin romanının nasıl yazılması gerektiğine ilişkin de ipuçları taşır anlatıları. Bu özelliğini de şu sözlerinde bulabiliriz: “Sık sık romanın krizinden bahsediyoruz ama aslına bakarsanız üstüne çok da düşünülmüş ya da tartışılmış bir konu değil. (...) Bence asıl sorun, romanın krizi üzerinde derinlikli bir biçimde henüz düşünülmemiş olması.
Zira yıllardır bocalayıp duran romanın kendisi değil, bizzat roman türü. Tür olarak roman, Joyce ile birlikte çoktan yok olmuşken çoğu romancının bunu fark etmeyişi ilginç. Belki de halkın ilgisi hâlâ geleneksel romana yönelik olduğu içindir.” Şu da bir gerçek ki Enrique Vila-Matas bugünden yarına yazılacak kurmaca anlatılara yeni kapılar araladığı gibi kurmaca yazarlarına da söyledikleriyle esin verecektir.
Feridun Andaç’ın yazısı... - Nuran Özyer ( “Suç, hak, sorumluluk ve adalet!” / Friedrich Dürrenmatt / Yargıç ve Celladı / Çev. Serap Gülerçin Karluk / Yapı Kredi), - Ferruh Tunç ( “Konuşmanın üç hali: Schopenhauer, Rancière ve Sennett üzerine bir okuma” / Arthur Schopenhauer , Eristik Diyalektik - Haklı Çıkma Sanatı, Çev. Ülkü Hıncal, Sel / Jacques Rancière , Anlaşmazlık: Siyaset ve Felsefe, Çev.
Ayşe Deniz Temiz, Monokl / Richard Sennett , Beraber, Çev. İlkay Özküralpli, Ayrıntı), - Duygu Aydemir ( Susie Hodge / 100 Başyapıtta Sanat - En Önemli Sanat Eserleri Ne Anlatıyor? / Çev. Ecem Özensoy / Say), - Büşra Uyar ( “Choi Jin-young: Modern toplumun insanlara yaklaşımı bazen yamyamlıktan bile daha vahşi ve acımasız!” / Choi Jin-young / Açlık / Çev.
Tayfun Kartav / İthaki), - Y. Bekir Yurdakul ( “Harika bir polisiye!” / Suat Duman / Kayıp Kuş Sesleri, Günışığı / Rakun, Alakarga / Anatomi Dersleri-Komiser Halit Zorba’nın Altı Hikâyesi, Alakarga), - Kısa tanıtımlar ve Mustafa Başaran ’ın hazırladığı Bulmaca ile de düşün trafiği sürüyor! İyi okumalar...
Gamze Akdemir Kitap Dergi, YARIN gazeteniz Cumhuriyet ’le birlikte... Unutmayın; her gün Cumhuriyet her perşembe Cumhuriyet Kitap Dergi okunur!