Muzaffer İzgü (1933 / 2017)... 1959’dan başlayarak gülmecesinin kozasını ören ve Nasrettin Hoca geleneğinin usta sürdürücüsü, edebiyatımızın hiç yorulmayan çocuğu Muzaffer İzgü, toplumumuzda yaşananlardan süzdüklerini aktarırken eleştirel gerçekçi yöntemiyle insanlardaki ruhsal çarpıklıklara ve ezikliklere güldürü öğesini başarıyla kattı. Her biri kitap okumayı sevdiren, yaşama sevincini çoğaltan, insani değerleri savunan kitaplarıyla binlerce çocuğun “Muzaffer Dede”si oldu.
Sevecen yaklaşımıyla yaşadığımız topluma aynasını tutan ustanın atasözleriyle, deyimlerle, yerel sözcüklerle zenginleştirdiği halk dilinin durulaştırılmış anlatımıyla anlattığı olaylar hemen her gün yanı başımızda yaşanmaktadır. Gülmece yoluyla düşünmeye, insanlaşmaya çağıran ustamız Muzaffer İzgü’yü, kendi sözleriyle saygıyla anıyoruz: “Güldürmek istiyorum elbette. Özellikle çocuklar hep gül sün istiyorum.
Tabii güldürürken düşündürtmeyen, hüzünlendirmeyen, acı vermeyen bir gülmece değil muradım. Aslında yaşamımızın trajik yanlarını aktarırken daha çok ilgi çeksin, daha çok okunsun diye bir yöntem olarak kullanıyorum gülmece öğesini. Yazdıklarım bir çeşit Memleketimden İnsan Manzaraları yani.
Anadolu insanı zaten kahroluyor bir de ben acıtmayayım diyerek gülmece öğesi katıyorum, yaptığım bu. Yoksunluk ve yoksulluk içindeyken bile yaşamı iyimserlikle karşılamamız gerekir, insana yakışan bu diyorum.” Öner Yağcı’nın yazısı... Javier Cercas (d.
1962)... İspanyol romancı Javier Cercas’ın ülkesinin yakın tarihine dönük anlatılar yazmaya başladığı süreç önemlidir. Bu sürecin tarihsel olgularını araçsallaştırırken bir yanıyla yüzleşme öyküsü yazar, diğer yanıyla da benzer şeyleri yaşayan toplumların eleştirisini getirir.
Gazeteci yanı, edebiyata olan tutkusu romanlarının anlatı dokusunda kendini gösterir. Bir bakıma özyaşamöyküsünden izler taşıyan kimi romanları İspanya İç Savaşı gerçeğine yepyeni bir bakışın tanıklığını getirir. Cercas, savaşlar ve darbeler çağının bir anlatıcısı olarak ülkesinin yakın tarihine bakarken günümüz dünyasına da göndermeler yapar.
Kendisi de bunu şöyle açıklar: “Evet, ailemin Francocu geçmişi benim için hep bir saplantıydı. Şundan eminim ki geçmiş bir anlamda hep devam eder. Bu herkes için geçerli.
Sadece Karanlıkların Hükümdarı değil, bir noktadan sonra bütün kitaplarım ‘şimdinin diktatörlüğü’ dediğim şeye karşı mücadeledir. Özellikle hafıza dediğimiz şeydeki geçmiş, bir yazar olarak benim için çok önemli. Ve bu geçmiş henüz geçmemiştir.
Geçmiş, şimdinin bir boyutudur ve onsuz bugün sakattır. Gelecek hâlâ buradadır, bizimledir, bugünün parçasıdır. İspanya’daki sivil savaş, Francoculuk hâlâ dün gibi burada, hafızamda.
O geçmişi bugünden ayıramazsınız. Karanlıkların Hükümdarı, Salamina Askerleri, Sahtekâr ve diğer kitaplarımda, geçmişin hâlâ burada olduğunu, bugünün parçası olduğunu göstermek istedim.” Feridun Andaç’ın yazısı... - Necdet Neydim ( James Krüss / Satılan Gülüş / Çev. Suzan Geridönmez / Günışığı), - Yasemin Z.
Işık ( Bekir Koç / Osmanlı, Cumhuriyet ve Atatürk / İmge), - Gültekin Emre ( Marina Tsvetayeva / Umut Nasıl Zorlu Nasıl Debdeli / Çev. Ekin Özlü Akseki / Everest), - Orhan Tüleylioğlu ( Yücel Kayıran / Aporia Geçidi, ravenART / Nisan Tezleri, Everest), - Ayça Ceylan ( Matt Haig , Gece Yarısı Treni / Çev. Kıvanç Güney / Domingo), - Y.
Bekir Yurdakul ( Sima Özkan / Doğa Dostunun Başucu Rehberi / Doğan Çocuk), - Dolu dolu Vitrindekiler, kısa tanıtımlar, Emek Yurdakul ’un hazırladığı Güncel ve Mustafa Başaran ’ın hazırladığı Bulmaca ile de düşün trafiği sürüyor! İyi okumalar... Gamze Akdemir Kitap Dergi, YARIN gazeteniz Cumhuriyet ’le birlikte...
Unutmayın; her gün Cumhuriyet her perşembe Cumhuriyet Kitap Dergi okunur!