Merhaba, Ahmet Antmen ’in söyleştiği Füsun Demiray ’ın Şiirin, Hafızanın ve Direnişin İzinde Bir Yaşam adlı kitabıyla Ahmet Telli (1946 / 2026) ; Duygu Aydemir ’in incelediği Çocukluk Anıları ve 1938 Günlüğü ile Elsa Morante (1912 / 1985) kapağımızda. Ahmet Telli (1946 / 2026)... Füsun Demiray, Şiirin, Hafızanın ve Direnişin İzinde Bir Yaşam: Ahmet Telli (Everest Yayınları) adlı özyaşamöyküsünün çok ötesine geçen kitabında; şairin aşkta, mücadelede ve hüzünde kendiyle göz göze gelme arzusunu kâğıda döküyor.
Dışarıdan biri gibi yazmamış bu kitabı Demiray, neredeyse usta şairin iç sesine dönüşmüş, yüreğindeki gizlere ortak olmuş. Onca sevdiği dedesinin bir tek fotoğrafından olsun mahrum kalmış bir çocuğun sızısını taşımış satırlara. İlk şiirleri yayımlanınca Köy Enstitülü babası, Ahmet Telli’nin mutsuzluğu seçtiğini söyler.
Oğlunun içinde hep bir itiraz büyüttüğünü fark eder ve belki de muhalif bir şairin başına gelebilecekleri sezinler. Eşit ve özgür toplum rüyasının ancak örgütlü bireylerle mümkün olabileceğine ömrünce inanan Telli, henüz öğrenciyken bile sürgünden payını alır. Darbe döneminde, cezaevi hücresinin soğuk, nemli betonuna şiirleri ile kafa tutar.
Arkadaşları gizli aşklarını; siyasi mahkûmlar da seslerini emanet eder ona. Füsun Demiray ile bir kahramanın değil yürekten yüreğe yol açan bir şiir işçisinin mirası niteliğindeki Şiirin, Hafızanın ve Direnişin İzinde Bir Yaşam: Ahmet Telli adlı kitabını konuştuk. Ahmet Antmen’in söyleşisi...
Elsa Morante (1912 / 1985)... Bir çocuk, Roma sokaklarında gördüğü sarayları, fabrikaları ve anıtları kardeşleriyle paylaşıyor. Tütün fabrikası onun, Palazzo degli Esami ağabeyinin, Kolezyum küçük kardeşinin oluyor; mülkiyetin tek koşulu, bir yapıyı görüp herkesten önce sahiplenmek.
Gerçek dünyanın yoksunlukları karşısında kurulan bu egemenlik oyunu, usta yazarın çocukluğa bakışını da ele veriyor. Çocukluk, yetişkinlerin küçülttüğü bir bekleme odası değil, eşyaların, kişilerin ve sözcüklerin henüz kesin sınırlarla ayrılmadığı bir evren olarak beliriyor. Elsa Morante’nin Çocukluk Anıları ile 1938 Günlüğü (Çeviren: Özge Parlak Temel / Can Yayınları) , bu evrenin iki ayrı zamanına açılıyor.
Çocukluk Anıları, kısa bölümler boyunca okul günlerinden kardeşlere, giysilerden mürebbiyeye uzanıyor. 1938 Günlüğü ise yazarın yirmi beş yaşındayken 19 Ocak-30 Temmuz 1938 arasında tuttuğu notları topluyor. Çocukluk Anıları, sıcak ve alaycı sesiyle; 1938 Günlüğü ise parçalı ve karanlık akışıyla ilerliyor.
Çocuklukta saraylara ve sahiplenilmiş anıtlara dönüşen dünya, gençlikte labirentlere ve tekinsiz rüyalara açılıyor. Duygu Aydemir’in yazısı... - M. Sadık Aslankara ( “Seçtiğiniz kitap da sizi seçer...” ), - Öner Yağcı ( “Umudun türküsü: Metin Demirtaş!” ), - Ahmet Yasin Çomoğlu ( Augustinus / Roma’nın Düşüşü: Paganlara Karşı Tanrı’nın Şehri / Çeviren: Yunus Emre Ceren / Kronik ), - Gültekin Emre ( Mustafa Ziyalan / Antakya Mon Amour / Sözcükler), - Erendiz Atasü ( Mutluhan İzmir / Freud, Psikanaliz ve Veba / İmge), - Y.
Bekir Yurdakul ( Tanya Lieske / Biz Dünya Sınıfıyız / Çeviren: Ayşe Sarısayın / Can Çocuk), - Dolu dolu Vitrindekiler, kısa tanıtımlar, Emek Yurdakul ’un hazırladığı Güncel ve Mustafa Başaran ’ın hazırladığı Bulmaca ile de düşün trafiği sürüyor! İyi okumalar... Düzeltme ve özür: Geçtiğimiz hafta dergimizin kapağında Italo Calvino’nun ismi Vasili Grossman olarak yayımlanmıştır.
Düzeltir, özür dileriz. İyi okumalar... Gamze Akdemir Kitap Dergi, YARIN gazeteniz Cumhuriyet ’le birlikte...
Unutmayın; her gün Cumhuriyet her perşembe Cumhuriyet Kitap Dergi okunur!