Bir sinema filmi izlemek, tiyatro oyununa tanıklık etmek sanıyorum ki tıpkı kitap okumak gibi. Okudukça daha fazla okumak istiyorsunuz ve o ruhunuzdaki açlığı doyurmak gerektiğini, aslında ne kadar az şey bildiğimizi anlıyorsunuz. Tiyatro oyunu izlemek de öyle izledikçe daha çok oyunu izlemek istemek gibi…
Üstelik izlediğiniz oyunlar bazen umutsuzluğun ilacı oluyor. Nefretin, adaletsizliğin karşısında duruyor. Ya da hayata dair ne varsa orada olduğu için size bir nefes aldırıyor. Bazen o bir ek nefes sizi bir süre daha ruhsal olarak hayatta tutuyor.
Dün akşam 33. kez düzenlenen Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Ödülleri töreninden ayrılanların da buna benzer duygularla salondan çıktığını düşünüyorum.



