İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen “Ailem Güvende” operasyonlarında LGBTİ+ dernekleri, aktivistler, hak savunucuları ve mekanlar hedef alındı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 13 Eylül’de operasyonların 15 ili kapsadığını, 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldığını açıkladı. Operasyonları “2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı” ve 2026/4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle ilişkilendirdi.
Soruşturmalarda “müstehcenlik”, “fuhuş”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve uyuşturucuya ilişkin suçlamalar gündeme gelirken, LGBTİ+ derneklerinin yurt dışından aldığı fonlar da incelemeye konu edildi. Çocukların cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konusunda “yönlendirildiği” ve bu konuların “olağanlaştırıldığı” iddiaları da soruşturmalara gerekçe gösterildi.
Kaos GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, operasyonların LGBTİ+’ların varlığını kriminalize ettiğini söyledi.
Bu operasyon açık bir şekilde LGBTİ+’ların sırf var oldukları için devlet tarafından suçlu olarak görüldüğünün ilanıdır. Ortada suç yok, suç olmadığı için suçlu da yok. LGBTİ+ olmak doğuştan getirdiğimiz bir özelliğimiz ve sırf doğuştan getirdiğiniz bir özelliğinizden dolayı zulme uğruyorsunuz. Mesele bundan ibaret.
Tar, soruşturmalardaki “müstehcenlik” suçlamasına da itiraz etti:
“‘Müstehcenlik’ diyorlar. Müstehcenlik dedikleri şeyler ne? LGBTİ+’ların fotoğrafları, yazıları, haberleri; iki erkeğin öpüşmesi, iki kadının öpüşmesi. Bu mu müstehcenlik? Böyle müstehcenlik mi olur? Burada söylenen şey aslında, ‘LGBTİ+ denildiğinde ben onların müstehcen olduğunu düşünüyorum.’ Bu LGBTİ+’ların sorunu değil. LGBTİ+’ların varlığını müstehcen olarak gören zihniyetin sorunudur.”
“Fonlarla ilgili bütün bilgiler zaten devlete bildiriliyor”
Tar, özellikle İstanbul’daki soruşturmada LGBTİ+ örgütlerinin yurt dışından aldığı fonların suç şüphesi yaratacak biçimde sunulmasına tepki gösterdi.
“Bütün LGBTİ+ dernekleri bu ülkede kayıtlı, yasal olarak çalışan ve her yıl birden fazla kez İçişleri Bakanlığı tarafından denetlenen kurumlar. Bahsi geçen Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler fonlarından yararlananların başında kamu kurumları, bakanlıklar ve iktidara yakın TÜGVA gibi vakıflar da geliyor. Biz mi suçlu oluyoruz bu durumda?”
Tar, LGBTİ+’ların şiddet ve ayrımcılığa karşı örgütlendiğini belirterek şöyle devam etti:
“LGBTİ+’lar sırf öldürülmemek için örgütleniyor. Sırf insan gibi muamele görebilmek için örgütleniyor. Sonrasında siz bunun bir suç olduğu iddiasıyla ilerliyorsunuz.
Derneklerin mali işlemlerinin iktidara yakın medya kuruluşlarında “kriminal bir yapı ortaya çıkarılmış” gibi sunulduğunu söyleyen Tar, açıklanan işlemlerin devlete bildirilen kayıtlar olduğunu vurguladı:
“Ortaya konulan bilgilerin hepsi devlete raporlanan, kamuya açık bilgiler. O raporlarda ne var? Bir kişi bir LGBTİ+ derneğine bağış yapmış. Suç bunun neresinde? Bir LGBTİ+ derneğinin çalışanı avans almış, sonra avansı geri ödemiş. Suç bunun neresinde?”
Dernekler proje yapmış, başvurmuş, projelerini yerine getirmiş, kalem kalem raporlamış. Bununla da kalmıyor; İçişleri Bakanlığı denetiminde bunların hepsi bildiriliyor. Yurt dışından herhangi bir derneğe bağış ya da proje parası geldiğinde bunu zaten bildirerek kullanıyorsunuz. İçişleri Bakanlığı’nın denetiminde olan bir şey bu. Bu nasıl suç olabilir?
“Müstehcen dedikleri içerik LGBTİ+’ların varlığı”
Tar, çocukların “müstehcen içeriklere maruz bırakıldığı” ve cinsel yönelimlerinin “değiştirilmeye çalışıldığı” yönündeki iddialara da itiraz etti.
“‘Çocukların görebileceği şekilde müstehcen içerik paylaşıldı’ diyorlar ama müstehcen dedikleri içerik LGBTİ+’ların varlığı. Bir de ‘cinsel yönelimlerini değiştirmeye çalışıyorlar’ deniliyor. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin değiştirilemez olduğunu yıllardır söyleyen bir hareketten bahsediyoruz. Bunu sadece LGBTİ+ hareketi söylemiyor; Dünya Sağlık Örgütü, sağlık kurumları ve insan hakları kurumları da söylüyor.”
Tar, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin değiştirilebileceğini savunan “onarım terapisi” uygulamalarına dikkat çekti:
Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin değiştirilebileceğini söyleyenler var. Kim biliyor musunuz? Onarım terapisi yapan, psikolog adı altındaki şarlatanlar. Onarım terapisi adı altında eşcinselleri zorla heteroseksüel yapmaya, işkenceyle değiştirmeye çalışıyorlar. Cinsel yönelimi değiştirmek diye bir suç icat edecekseniz, suçlu olan onlar.
Tar, sözlerini LGBTİ+’ların eşit ve insanca muamele görme talebini vurgulayarak tamamladı:
“Biz çok basit bir şey söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. Biz bu toprakların bir parçasıyız. Burada doğduk, burada büyüdük, burada yaşıyoruz. İnsanca muamele görmek istiyoruz. Hor görülmemek istiyoruz. Bu zulme karşı şu anda ses çıkaran herkes insanlığına sahip çıkmış olacak. Şu an LGBTİ+’lara sahip çıkmak insanlığımıza, vicdanımıza sahip çıkmaktır.”