Hürriyet'in haberine göre; Yoğun gündemli piyasalarda dalgalı seyirle yön arayışı sürüyor. Eylül ayı enflasyon ve büyüme verileriyle başladı. Türkiye’nin 2. çeyrek büyümesi beklentilerin altında kalırken piyasalar üzerindeki etkisi pek hissedilmedi. Ağırlıklı olarak ağustos enflasyonu takip edildi. Ağustos ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 31.51, aylık yüzde 1.84 artarken beklentilerin ‘hafif’ altında kaldı. Beklenti yüzde 1.90 şeklindeydi. Gıdada artış hızı yavaşladı, eğitim ve petrol fiyatlarına bağlı olarak ulaştırmadaki artışlar enflasyon rakamına en fazla katkı yapan ürünler oldu. Ağustos ile yaz ayları tamamlandı ve gıdadaki mevsimsellik etkisi oldukça çok zayıf kaldı. Gıdada yaz etkisinin azalacak olması ve okulların açılmasıyla eylüle enflasyon açısından daha sorunlu olacak gözü ile bakılıyor. Ayrıca ABD ile İran arasında sıcak savaşın tekrar başlamasıyla akaryakıt fiyatları yükseldi.
Bu koşullar altında 10 Eylül’deki TCMB toplantısı ve faiz kararı bekleniyor. Faiz indirimi için ağustos enflasyonunun çok iyi bir referans olduğunu söylemek zor. Diğer yandan ABD, Avrupa, İngiltere ve Japonya merkez bankalarından faiz artırımı beklentileri mevcut. Bunlar bir yana, geçen haftadan itibaren parasal sıkılaşma politikasında gevşeme söz konusu. Piyasada faiz konusunda bir görüş birliği yok. ABD’li yatırım bankası JPMorgan; Türkiye’de enflasyondaki ivme kaybı ve cari dengedeki iyileşmenin TCMB’nin eylül ayından itibaren faiz indirimlerine başlamak için alan sağladığı görüşünde. Ancak genel eğilim 10 Eylül’de politika faizinin yüzde 37 seviyesinde sabit bırakılması, yıl sonu faiz beklentisinin ise yüzde 35 olacağı yönünde. Bizim görüşümüz ise; ‘Haftalık repo ihalelerine başlanması, esnaf ve imalatçılar için açıklanan kredi paketleriyle parasal sıkılaşma politikasının gevşetilmesi çerçevesinde bir faiz indirimi sürpriz olmaz’ şeklinde.
Olası bir faiz indirimini, Borsa İstanbul faize en duyarlı sektör olması nedeniyle başta bankalar olmak üzere olumlu algılayacaktır. Borsa için ucuz ve primsiz tanımı halen finans çevrelerince önemli ölçüde kabul gören bir durum. Faiz düşüşü ayrıca reel ekonomiye can suyu verilmesi olarak da değerlendirilecek.
22 EKİM’E ERTELENİR Mİ?
Faiz ekonominin en önemli referans noktalarından biri. Sadece para politikası ve enflasyon açısından değerlendirmek eksik kalır. Geçen hafta açıklanan Türkiye’nin 2. çeyrek büyüme verilerinin beklentilerin altında kalmasının da en önemli nedenlerinden biri yine yüksek faiz. Talep ve kur yüksek faizle baskılanınca ekonomik aktivite zayıfladı. Ekonomi yavaşlarken cari açık ve dış ticaret açığı arttı. Faiz düşerse döviz kurlarındaki çıkış biraz ivmelenebilir. Bu durumda enflasyon ile mücadele daha da zorlaşacak. Her ilacın az veya çok yan tesiri vardır. Bu konuda tercih, ekonomi yönetimine ait. Parasal sıkışlaşma politikası üç yılı aştı. Bu oldukça uzun bir süre. Bu açıdan ekonomi üzerinde olumlu ve olumsuz yansımaları olağan bir durum. Bu politika olmasa daha yüksek bir enflasyon görmemiz mümkündü. Ancak daha düşük büyüyen ekonomi de bu politikanın olağan sonuçlarından biri. 10 Eylül’de faiz sabit kalırsa beklentiler, 22 Ekim toplantısına ertelenecek. Bu durum borsa üzerinde kısa süreli negatif etkiye neden olabilir. Diğer yandan Borsa İstanbul bugünlerde SPK’nın fonlar ile yaptığı düzenlemelerin etkisinde kalmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde fonların yoğun olarak alıp sattıkları hisselerdeki değer kayıpları piyasanın geneli üzerinde etkili olurken tebliğde kapsam dışı bırakılan BIST30 hisseleri daha çok öne çıkarılıp yakından takip ediliyor. SPK düzenlemeleriyle ilgili uyum süreci biraz sancılı da olsa bir süre daha etkisini gösterebilir. Borsa İstanbul’da temkinli görünüm sürüyor.
TCMB tarafından açıklanan parasal istatistikler ve yabancı işlemlerinde 28 Ağustos ile biten haftada; yabancı yatırımcılar 329 milyon dolarlık hisse senedi alırken 86 milyon dolarlık tahvil ve bono satışı yaptılar. 657 milyon dolar çok yüksek olmamakla birlikte hisse senetlerinde 4 haftadır kesintisiz alımdalar. Tahvil ve bonoda ise 3 haftadır satış yapıyorlar. Toplam tutarı 394 milyon dolara ulaştı. Bu görünüm yabancıların hisse senetlerine ilgi gösterdiği şeklinde algılanabilir. Hatırlanırsa son dönemde yabancı yatırım bankalarının Türkiye değerlendirmelerinde ‘ucuz ve primsiz’ görüşlerine yer verilmişti. Bu açıdan 4 haftadır hisse almaları olağan bir sonuç. 28 Ağustos haftasında TCMB brüt döviz rezervleri ve yurtiçi yerleşiklerin döviz rezervlerinde ise bir miktar düşüş gözlendi.
Borsada kısa dönemli çıkış trend desteğinin altına salım gerçekleşti. 14.000 çıpa olmak üzere bu seviyelerde destek arayışı sürüyor. İlk destekler 13.880-13.800 seviyelerinde görülürken sonraki destekler 13.500 ve 13.220 noktalarında. 13.500-13.200 daha önemli. İlk dirençler ise 14.500 ve 14.700 olarak görülüyor. Satış baskısı korunan endekste destek noktalarında tepki alımları görülebilir. Ancak güç kazanması olasılığı zayıf.
Dış piyasalar gelişmelere bağlı olarak dalgalı bir seyir izliyor. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın “Gerekirse ek sıkılaştırma yapabiliriz” açıklaması ve ABD ile İran arasında tekrar sıcak çatışmanın başlamasıyla yükselen petrol fiyatları, piyasalar üzerinde baskıya neden olmuştu. Ancak perşembe günü Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller’dan gelen “güvercin” tondaki açıklamalarla daha olumlu bir rüzgâr esti.
Cuma günü ise ABD’de tarım dışı istihdam ağustosta +162 bin kişi (Beklenti: +56 bin Önceki: -23 bin) olarak beklentilerin oldukça üzerinde geldi. Bu durum Fed’in faiz artırım olasılığının tekrar yükselmesine neden olurken Waller’ın açıklamalarının olumlu etkisini azalttı. Ayrıca ABD Başkanı Trump’tan gelen “İran’ı tekrar vurabiliriz” açıklaması da petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.
ABD-İran savaşı, iyimserliği de sınırlayan bir gelişme. Bu durum artan enflasyona bağlı olarak merkez bankalarının faiz artırım beklentilerinin güçlü kalmasını sağlıyor. Bu açıdan ABD, Avrupa, Japonya ve İngiltere merkez bankaları için faiz artırım beklentileri korunuyor.
JPMorgan, Avrupa Merkez Bankası’nın Aralık 2026’da 25 baz puanlık bir faiz artırımı daha yapmasını beklerken Citigroup, ABD istihdam verilerinin ardından Fed’in faiz indirimine ilişkin tahminlerini Haziran 2027’ye erteledi. Euro Bölgesi’nde enflasyon yükselişe geçti. ABD ile ortak müdahalenin ardından Japon Yeni’nin tekrar değer kazanmaya başlaması olası bir faiz artışının fiyatlaması olarak görülebilir.
Son günlerdeki yükselişin ardından buğdayda kâr satışları gözlendi. Bu aşamada teknik düzeltme olarak görülebilir.
Piyasa parametrelerine bakıldığında; borsalarda kâr satışları, dolarda değer kazanımı, Euro’da zayıflama, ABD tahvil faizlerinde yükseliş ve bu gelişmelere bağlı olarak altın ve gümüş fiyatlarında düşüş var. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4.79, Euro/dolar paritesi 1.1614, dolar endeksi 99.17, altının ons fiyatı 4.430 dolar, gümüş 66.19 dolar, brent petrol ise 94.57 dolar seviyelerinde seyrediyor.
Yukarıda yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir, yatırımcı profilinize uymayabilir.