sondakika.com
Son Dakika

Yıllar sonra İstanbul’da yeniden ortaya çıktılar: Dev orkinoslar neyin işareti? Soframızdaki balıkları azaltır mı?

Bir zamanlar İstanbul Boğazı ve Marmara’da düzenli olarak görülen orkinoslar, yıllar sonra yeniden Galata Köprüsü çevresinde ortaya çıktı. Kısa sürede sosyal medyada yayılan görüntüler, “Orkinoslar neden şimdi İstanbul sularında?” sorusunu da beraberinde getirdi. Prof. Dr. Deniz Ayas, bu dikkat ç…

Fotoğraf: Hürriyet

Balıkçıların denize bıraktığı balık parçalarının ardından su yüzeyine yaklaşan orkinoslar, vatandaşların ve turistlerin ilgisini çekiyor.Özellikle sosyal medyada art arda paylaşılan görüntülerle birlikte Galata Köprüsü’ndeki orkinoslar daha geniş bir kesimin dikkatini çekmeye başladı. Özellikle hafta sonları köprüye gelenler, su yüzeyinde beliren dev balıkları görebilmek için balıkçıların bulunduğu bölgede bekliyor.Orkinoslar ilk bakışta İstanbul sularına yeni gelmiş bir tür gibi görünse de uzmanlara göre hikâye bundan çok daha eski. Mavi yüzgeçli orkinoslar, geçmişte Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Karadeniz arasında göç eden, bu suların doğal sakinlerinden biriydi.

Ancak 1980’li yıllardan itibaren, başta aşırı avcılık olmak üzere çeşitli nedenlerle Marmara üzerinden Karadeniz’e uzanan düzenli göçleri büyük ölçüde kesintiye uğradı.Peki, yıllar sonra orkinosları yeniden İstanbul’un kalbinde görmemiz ne anlama geliyor? Galata Köprüsü çevresindeki balık parçaları onları yalnızca yüzeye mi çekiyor, yoksa bu görüntü Marmara’daki daha büyük bir değişimin işareti mi?Konuyu Mersin Üniversitesi Deniz Bilimleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEBİM) Müdürü Prof. Dr.

Deniz Ayas’a danıştığımda, “Orkinosların son günlerde İstanbul’da, özellikle Galata Köprüsü ve çevresinde su yüzeyine yakın şekilde görülmesi elbette dikkat çekici bir gelişme. Ancak bu durumu, İstanbul sularına yeni gelen bir türün ortaya çıkışı olarak değerlendirmek doğru olmaz. Mavi yüzgeçli orkinos, Thunnus thynnus, tarihsel olarak Marmara Denizi, İstanbul Boğazı ve Karadeniz arasında göç eden önemli büyük pelajik balıklardan biri” dedi.

TÜRÜN TARİHSEL DAĞILIM ALANINDAKİ VARLIĞI YENİDEN DİKKAT ÇEKİYORProf. Dr. Deniz Ayas, İstanbul ve Marmara çevresinde geçmişte yoğun orkinos avcılığı yapıldığına, hatta dalyanların bulunduğuna ilişkin çok sayıda tarihsel kayıt bulunduğunu belirterek, “Bu nedenle bugün yeniden görünür hale gelmelerini, türün tarihsel dağılım alanındaki varlığının yeniden dikkat çekmeye başlaması şeklinde değerlendirmek daha doğru olur” ifadelerini kullandı.Orkinosların Marmara üzerinden Karadeniz’e uzanan tarihsel göçünün 1980’lerin ortası ve sonlarından itibaren büyük ölçüde kesintiye uğradığını belirten Prof.

Dr. Ayas, “Literatürde farklı yıllar verilmekle birlikte, tek bir yılı kesin bir kırılma noktası olarak ifade etmek yerine, bu dönemde düzenli göç davranışının belirgin biçimde azaldığını söylemek daha temkinli olur. Bu süreçte aşırı avcılığın önemli bir rol oynadığı kabul ediliyor.

Bunun yanında, av balıklarının dağılımındaki değişimler ve Marmara-Karadeniz ekosisteminde yaşanan çevresel dönüşümler de değerlendirilmesi gereken diğer faktörler arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı. BALIK PARÇALARI YÜZEYE YAKLAŞMALARINI KOLAYLAŞTIRIYOR“Galata Köprüsü çevresinde görülen bireylerin, balıkçılar tarafından suya bırakılan balık parçalarına yaklaşması mümkün” diyen Prof. Dr.

Deniz Ayas, “Orkinos güçlü, hareketli ve yüksek enerji gereksinimi olan bir avcı ve kolay ulaşılabilir besin kaynaklarına hızlı şekilde yönelebilir. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Balık parçaları bireylerin yüzeye ve kıyıya yaklaşmasını kolaylaştırmış olabilir; fakat bu durum, orkinosların Marmara’ya yeniden gelmesinin temel nedeni olarak görülmemeli.

Asıl önemli olan, bu gözlemlerin önümüzdeki yıllarda düzenli ve tekrarlayan bir örüntü gösterip göstermeyeceği” ifadelerini kullandı.ORKİNOSLAR AĞIRLIKLI OLARAK HANGİ DENİZİMİZDE BULUNUYOR?“Türkiye sularında Mavi yüzgeçli orkinos günümüzde ağırlıklı olarak Ege ve Akdeniz’de görülmekte ve ticari avcılık da esas olarak bu bölgelerde yürütülmekte” diyen Prof. Dr. Deniz Ayas, “Özellikle Doğu Akdeniz ve Ege, Türkiye açısından önemli orkinos av sahaları.

Marmara ve İstanbul Boğazı ise tarihsel göç yollarının bir parçası olması açısından ayrı bir ekolojik öneme sahip” ifadelerini kullandı. ORKİNOSLAR NESLİ TEHLİKE ALTINDA OLAN BİR TÜR MÜ?Bu soruma, “Mavi yüzgeçli orkinosu bugün doğrudan ‘nesli tehlike altında bir tür’ olarak tanımlamak, güncel bilimsel değerlendirmeler açısından doğru değil” cevabını veren Prof. Dr.

Deniz Ayas, “Tür geçmişte aşırı avcılık nedeniyle ciddi stok kayıpları yaşamış, ancak uluslararası ölçekte uygulanan kota, avcılık kontrolü ve stok yönetimi önlemleri sonucunda özellikle Doğu Atlantik ve Akdeniz stoklarında önemli bir toparlanma gerçekleşti. IUCN (Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği) tarafından günümüzde ‘Asgari Endişe’ kategorisinde değerlendiriliyor” dedi.Prof. Dr.

Ayas, “Bununla birlikte, bu durum türün artık korunmaya ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez. Orkinos hâlâ uluslararası ve ulusal düzeyde sıkı şekilde yönetilen, ekonomik ve ekolojik değeri çok yüksek bir tür” ifadelerini kullandı.ORKİNOSLARIN YENİDEN GÖRÜLMESİ MARMARA İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?Orkinosların yeniden İstanbul Boğazı ve Marmara’da görülmesinin, doğal olarak Marmara Denizi’nin ekolojik durumuna ilişkin bazı soruları gündeme getirdiğini belirten Prof. Dr.

Deniz Ayas, “Ancak birkaç bireyin görülmesinden hareketle Marmara Denizi’nin genel olarak toparlandığını söylemek için henüz yeterli bilimsel veri bulunmuyor. Orkinosların hareketlerini yalnızca su kalitesi değil; deniz suyu sıcaklığı, akıntı rejimi ve özellikle hamsi, sardalya, istavrit, uskumru ve palamut gibi av türlerinin dağılımı da önemli ölçüde etkiler” dedi.Bu nedenle orkinosların yeniden görülmesini, Marmara’nın tamamen iyileştiğinin bir göstergesi olarak değil, Marmara-Boğaz sisteminin bazı ekolojik işlevlerini hâlâ sürdürebildiğini gösteren olumlu ve izlenmeye değer bir biyolojik sinyal olarak değerlendirmek gerektiğini belirten Prof. Dr.

Ayas, “Marmara’nın ekolojik durumunu anlayabilmek için çözünmüş oksijen, besin tuzları, fitoplankton yapısı, klorofil-a, müsilaj oluşumu, bentik habitatlar, balık stokları ve biyolojik çeşitlilik gibi birçok göstergenin uzun dönemli olarak birlikte değerlendirilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.ORKİNOSLAR SOFRAMIZDAKİ BALIKLARI AZALTIR MI?Orkinosların geri gelmesinin, insanların tükettiği balıkların azalmasına doğrudan yol açacağı yönünde bir değerlendirme yapmanın doğru olmadığını belirten Prof. Dr. Deniz Ayas, “Orkinos doğal deniz besin ağının önemli bir parçası ve hamsi, sardalya, uskumru, istavrit gibi pelajik balıklarla beslenir.

Büyük yırtıcılar ile onların avları arasındaki ilişki, deniz ekosistemlerinin doğal işleyişinin bir parçası” dedi.Bu nedenle orkinosun varlığının ekosistem açısından bir olumsuzluk değil, tarihsel besin ağının doğal bir bileşeninin yeniden görünür hale gelmesi olarak değerlendirilebileceğini belirten Prof. Dr. Ayas, “Bununla birlikte, orkinosların belirli bölgelerde düzenli olarak görülmeye başlaması, o bölgelerde yeterli miktarda av balığının bulunmasıyla da ilişkili olabilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca orkinosların değil, onları besleyen küçük ve orta boy pelajik balık stoklarının da izlenmesi önemli” ifadelerini kullandı.Uzman isim, “Burada asıl mesele, ‘orkinos soframızdaki balığı azaltır mı?’ sorusundan çok, Marmara ve Karadeniz’in hem av türlerini hem de onların doğal avcılarını birlikte destekleyebilecek sağlıklı ve dengeli bir ekosistemi sürdürebilip sürdüremediği” dedi. ORKİNOS AVCILIĞINA DİKKAT!İstanbul Boğazı’nda amatör ve kıyı balıkçılığının oldukça yaygın olduğu biliniyor. Prof.

Dr. Deniz Ayas da orkinosların yeniden görünür hale geldiği bu dönemde konuya dikkatle yaklaşılması gerektiğini söyledi. Mavi yüzgeçli orkinosun sıradan bir amatör av türü olmadığını belirten Prof.

Dr. Ayas, “Türkiye’de amatör avcılığı tamamen yasak değil; ancak asgari boy, av miktarı, av dönemi, kayıt ve kota gibi çeşitli düzenlemelere tabi. Bu nedenle amatör balıkçıların güncel mevzuata uygun hareket etmesi önem taşıyor” dedi.Konuyu yalnızca “yasal olarak kaç tane tutulabilir?” çerçevesinde değerlendirmenin de yeterli olmayacağını belirten uzman isim, “İstanbul Boğazı, Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz arasındaki canlı hareketlerinin gerçekleştiği çok özel bir biyolojik koridordur.

Yıllar sonra yeniden daha sık görülmeye başlayan orkinosların özellikle bu geçiş alanlarında mümkün olduğunca izlenmesi, birey sayılarının, boylarının, görülme dönemlerinin ve av balıklarıyla ilişkilerinin kaydedilmesi bilimsel açıdan oldukça değerli” ifadelerini kullandı.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Hürriyet sayfasına gidin.

www.hurriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü