sondakika.com
Son Dakika

Zeytinin izinde: 2 bin 600 yıllık bir miras

İzmir Urla’daki Klazomenai Antik Kenti’nde bulunan zeytinyağı işliği, zeytinin Anadolu’daki köklü üretim ve ticaret geçmişine ışık tutuyor.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Zeytin denince akla kuşkusuz Ege ve Akdeniz kültürü geliyor. Güneş altında uzanan zeytinlikler, hasat mevsiminin telaşı, sofraya konan küçük bir kâse zeytin ve üzerine gezdirilen zeytinyağı… Ancak zeytinin hikâyesi, bir coğrafyanın sınırlarını aşan çok daha büyük bir kültürel mirası anlatıyor.

Bu hikâyenin izlerini sürmek için İzmir’in Urla ilçesindeki bir İyon kenti olan Klazomenai antik kentinde bulunan zeytinyağı işliğine bakmak yeterli. MÖ 6. yüzyıla tarihlenen ve dünyanın en eski seri üretim zeytinyağı işliği, Anadolu’nun ise bilinen en eski zeytinyağı işliklerinden biri olan Klazomenai, yaklaşık 2 bin 600 yıl önce zeytinin bu topraklarda yalnızca bir besin kaynağı olmadığını gösteriyor. Kayaya oyulmuş üretim alanları, depoları ve kuyularıyla işlik, zeytinin aynı zamanda ekonomik ve ticari bir değer taşıdığını ortaya koyuyor.

Klazomenai’de başlangıçta kentin ve yakın çevrenin ihtiyacını karşılamak için yapılan üretim, zamanla ticari bir boyut kazanıyor. Kazılarda bulunan ve zeytinyağı ile şarap taşımacılığında kullanılan amphoralar, bölgenin dönemin ticaret ağlarına dahil olduğunu gösteriyor. ANTİK DÖNEMDEN BUGÜNE İşliğin bugün ziyaretçileri en çok etkileyen yönlerinden biri ise dönemin üretim teknolojisinin izlerini hâlâ taşıması.

Zeytinlerin ezilmesi, preslenmesi ve yağın sudan ayrıştırılması için kullanılan değirmen ve sıkma düzenekleri, binlerce yıl önceki üretim sürecine dair önemli ipuçları veriyor. Kazı çalışmalarının ardından yeniden ayağa kaldırılan işlikte, antik dönemin üretim tekniklerini yakından görmek mümkün. Üstelik buradaki düzeneklerin hâlâ işleyen bir sistemi var.

Geçmişin taşları arasında duran bu düzenekler, zeytinyağı üretiminin ne kadar köklü bir geçmişe sahip olduğunu hatırlatıyor. İNSANLIĞIN ORTAK MİRASI Akdeniz’in farklı kıyılarına uzanan zeytin kültüründe coğrafyalar değişse de ağacın etrafında oluşan yaşam biçimi benzerliğini koruyor. Toprağa bağlılık, hasat heyecanı ve emeğin sofraya dönüşmesi, farklı ülkelerdeki üreticileri ortak bir hikâyenin parçası haline getiriyor.

Klazomenai’deki zeytinyağı işliği ise bu ortaklığın somut bir simgesi olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 2 bin 600 yıllık işlikte geçmişin üretim tekniklerini görmek, yalnızca arkeolojik bir keşif değil, bugün de yaşamaya devam eden bir kültürün köklerine dokunmak anlamına geliyor. Zeytin ağacı, kökleriyle toprağa tutunurken kültürüyle sınırları aşıyor, farklı ülkelerde ama aslında aynı masa etrafında insanları buluşturuyor.

Belki de zeytinin asıl mucizesi tam olarak burada. Ege’nin zeytinliklerinden Akdeniz’in farklı kıyılarına uzanan bu ortak miras, zeytinin yalnızca bir meyve ya da zeytinyağının yalnızca bir ürün olmadığını; emek, hafıza ve yaşam kültürünün bir parçası olduğunu anlatıyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü