Türkiye’nin bir Melih Gökçek sorunu vardır. Bu sorun hem Türk adaletinin hem de Türk demokrasisinin önünde adeta bir sınav gibi duruyor. Sırf cumhurbaşkanının, Refah Partisi döneminden bu yana yol arkadaşı diye giydiği dokunulmazlık zırhı kabul edilemez.
Hakkında onlarca belgeli, kanıtlanmış faturalarla sabitlenmiş suç duyuruları olan bir insanın hakkında en azından bir soruşturma açılması gerekirdi. Keza FETÖ’ye olan sevgisini sahnelerden haykıran bir siyasetçi olması da cabası. Bugün herkese uzanan Türk yargısı nedense Melih Gökçek’e bir türlü ulaşamıyor.
Dönemin hükümet sözcüsü Bülent Arınç’ın açık itiraflarına rağmen “Gelin en azından bir ifadenizi alalım” bile denemiyor. Öyle ki yeni bir araştırma dosyasında Gökçek ailesinin Almanya bağlantılarına ulaştım. Bu dosya bir ihbarla başladı.
İhbar, Gökçek’in ailesinin Almanya’da önemli miktarda gayrimenkul yatırımı yaptığı iddiasını içeriyordu. Masa başından teknolojinin nimetlerinden yararlanarak araştırmamı yapabilirdim ancak kafamda oturmayan yerler olduğu için yerinde görmek istedim ve Almanya’ya gittim. Tarih: 17 Ağustos 2022.
Hülya Gökçek, Türkiye’de düzenlenen noter vekâletnamesiyle Filiz Polat Isler’i Almanya’da “HAMAG” isimli bir şirket kurmakla yetkilendiriyor. Beş gün sonra vekâletname apostil işleminden geçiriliyor. Ve 30 Ağustos 2022’de Almanya’daki düğmeye basılıyor.
Şirket 30 Ağustos 2022’de Almanya’da kuruluyor. Tek sahibi Melih Gökçek’in gelini Hülya Gökçek. Yani oğlu Ahmet Gökçek’in eşi.
Şirketin sermayesi 30 bin Avro. HAMAG ismi nereden geliyor? Hülya Ahmet Melih Ahmet Gökçek başharflerinden oluşuyor.
Şirket ilk başta Köln’de kuruluyor sonra Düsseldorf’a taşınıyor. İlk yıl tablo son derece mütevazı: Sıfır ciro, sıfır çalışan. Sermayenin de 15 bin Avro’su ödenmiş, diğer kısmı ise ödenmemiş hatta ödensin diye çağrı yapılmış.
Buraya kadar olağandışı bir şey yok. Asıl mesele sonrasında başlıyor. 2023 bilançosunda şirketin gayrimenkul varlığı hâlâ sıfır ancak şirkete para girmeye başlıyor.
Şirket evraklarında yaklaşık 849 bin Avroluk “hissedar finansmanı” bulunuyor. Bir yıl sonra ise tablo tamamen değişiyor. 2024 bilançosunda şirketin yaklaşık 3 milyon 857 bin Avroluk gayrimenkul varlığı görünüyor.
Yani 30 bin Avro sermayeyle kurulmuş bir şirketin iki yıl içerisinde bilançosunda yaklaşık 3.86 milyon Avroluk taşınmaz taşıması elbette tek başına suç anlamına gelmez. Fakat ortada sorular var: Bu büyümenin finansmanı nedir? Para Türkiye’den mi geldi?
Cevabını 2024 bilançosunu incelerken buldum. Mali tablodaki en dikkat çekici iki kelime: “Bank Türkei” Yani para Türkiye’den gelmiş. Hemen şirket adresinin ve taşınmazların olduğu adrese Hohenzollernstraße 30, Düsseldorf’a gittim.
Gerçekten kapıda HAMAG GMBH GÖKÇEK yazıyordu. Çevredekiler ile konuştum. Zira sokak da çok enteresan.
Sokak başında kilise var, Yahudi cemaatine ait bina var, Hıristiyan vakfı var, Evanjeliklere ait bina var. “Dinlerarası Diyalog” sokağı gibi... İşte bu sokakta Hülya Gökçek bir bina almış.
15 daire iki dükkan var ve yurt yapılmış. İçinde epey de para harcanmış. Şirketin yetkilisi de İbrahim Melih Gökçek oluyor.
Bizim bildiğimiz Başkan Melih Gökçek değil, torunu İbrahim Melih Gökçek. Yani oğlu Ahmet Gökçek’in oğlu. Dosyanın ikinci önemli ayağı Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Velbert kentinde yeni bir gayrimenkul işlemi...
Bu kez konu bir apartman değil. Büyük bir ticari kompleks: “Thomascarree.” Ve bu kez elimde doğrudan noter belgesi var. Hülya Gökçek, 25 Şubat 2025’te bu ticari gayrimenkul için satın alma sözleşmesine şahsen alıcı olarak giriyor.
Thomascarree yaklaşık 6 bin 524 metrekare kiralanabilir alana sahip. İçerisinde mağazalar, restoranlar, bürolar, muayenehaneler ve konutlar bulunuyor. Dosyadaki kira geliri yıllık yaklaşık 636 bin Avro.
Daha çarpıcı rakam ise şu: Satıcının banka yükünün kapatılması için gereken miktar 6 milyon 174 bin Avro. Bu rakam satış bedelinin tamamı değil. Yani gerçek satın alma bedeli 8.5 milyon Avro!
Ancak noterden satış sözleşmesi yapılmasına rağmen Hülya Gökçek burayı satın almaktan vazgeçiyor. Satıcı ve aracılar sözleşme gereği ceza ödemesini istiyor. Gökçek vazgeçtiği yer için 170 bin Avro aracıya, diğer aracıya 100 bin Avro, 300 bin Avro yer sahibine ceza ödüyor ancak dava açılmasını engelleyemiyor.
İşte burada bir başka soru ortaya çıkıyor: Bu büyüklükte bir satın almanın finansmanı nasıl sağlanacaktı? İki buçuk ay sonra HAMAG’ın yapısı değişiyor. Şirketin adı “HAMAG Holding GmbH” oluyor.
Bu sefer merkez değişiyor. Yeni rota Lüksemburg... Ahmet Gökçek ile Hülya Gökçek yanlarında Prof.
Dr. Ali Rıza Töngür ile birlikte Massen alışveriş merkezinin satın alınmasına yönelik görüşmeler için Lüksemburg’a gidiyor. Bu alışveriş merkezini inceliyorlar ve fiyat teklifi alıyorlar.
180 milyon Avro bedeli olan bu yer için beklemek istiyorlar. Bakın 30 bin Avro sermaye, sıfır ciro, sıfır çalışan ile başlayan şirket birkaç yılda ne noktaya geliyor! Gazetecilikte bazı sorular cevabından güçlüdür.
3.86 milyon Avroluk gayrimenkul tam olarak nasıl finanse edilmiştir? Thomascarree’nin gerçek satış bedeli nedir? Ve en önemlisi: Bu paranın ilk çıktığı yer neresidir?
Cevaplanmayı bekleyen çok ciddi bir para hikâyesi var. Ve o hikâyenin sonuna kadar gidilmesi gerekiyor. Çünkü paranın kaynağı ortaya çıktığında, bugün yalnızca soru işareti olan pek çok şeyin cevabı da kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
Gökçek ailesine tekrar soruyorum; 30 bin Avro ile başlayan bu milyonların kaynağı neresi?