ABD’nin İsrail’in güvenliğini sağlamak amacıyla ve İsrail’in isteği ile 28 Şubat’ta İran’a saldırısı ile başlattığı savaş 3.5 ay sonunda imzalanan uzlaşma metni (Memorandum of Understanding: MOU) ile kalıcı olarak sonlandırılmıştı. ABD açısından teslim belgesi niteliğindeki MOU’ya göre Hürmüz Boğazı İran denetiminde trafiğe açılacaktı. Başkan Trump, iç siyasal baskılar nedeniyle MOU’yu imzalamak zorunda kalmıştı.
SAVAŞTA YENİ EVRE Hürmüz Boğazı’nın İran’a bırakılmasını kabul edemeyen Trump, boğazdan geçişlerin bir bölümünü ABD denetimine almak istedi. MOU’ya aykırı olan bu girişim İran tarafından kabul edilmedi ve İran, ABD denetimindeki koridordan geçen bir ticari gemiyi vurdu. Bu sırada NATO toplantısı için Ankara’da bulunan Trump ateşkesin sona erdiğini açıkladı ve MOU’ya aykırı olarak İran’daki sivil hedeflere saldırı başlattı.
İran’ın buna yanıtı ABD’yi destekleyen Körfez ülkelerinde bulunan ABD’nin askeri varlıklarını vurmak oldu. Kuveyt ve Irak’ta dört Amerikan askeri öldürüldü. Üç buçuk aylık ağır saldırılara karşın İran’ın balistik füze yeteneğini koruduğu ortaya çıktı.
ABD MOU’da kaldırılan İran’a deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu. Bitti sanılan savaş bir ay sonra ABD’nin MOU’ya uymaması nedeniyle tırmanmaya başladı. Halen Hürmüz Boğazı’ndaki deniz üstünlüğü savaşımı ve İran’a deniz ablukası uygulaması sürüyor.
Öte yandan ABD hava kuvvetleri İran’daki sivil hedefleri vuruyor. Savaş, farklı bir nitelik kazandı. Önceki evre kısa sürede sonuç alıcı hava saldırılarına dayalı iken bu evrede Hürmüz Boğazı’nın denetimine odaklanan uzun süreli deniz savaşına döndü.
Önceki evrede açıklanan, “rejim değişikliği, uranyum zenginleştirme ile balistik füze yeteneğinin yok edilmesi ve paramiliter gruplara desteğin kesilmesi” gibi siyasal hedefler unutuldu. Savaş başlamadan önce açık olan Hürmüz Boğazı’nın saldırıların ardından kapanmasıyla beraber strateji boğazın yeniden açılmasına kilitlendi ekonomik hedef öne çıktı. ABD başlangıçta yaptığı stratejik yanlışı taktik başarılarla düzeltemiyor.
Savaşın uzayarak “Amerikan İmparatorluğu”nun sonunu hızlandıracak yıpratma savaşına dönüşmesi olasılığı çok yüksek. TÜRKİYE AÇISINDAN DURUM Ekonomik, turistik ve kültürel ilişkilerimizi geliştirebileceğimiz istikrarlı, gönençli ve dost bir İran’ın varlığı; İran’ın toprak bütünlüğünün korunması, kuzeyinde Suriye ve Irak benzeri ayrılıkçı yapıların oluşmaması Türkiye’nin İran’la ilgili ulusal çıkarları olarak özetlenebilir. ABD’nin askeri girişimleri Irak ve Suriye’de olduğu gibi yakın coğrafyamızı istikrarsız duruma getirmekte, ulusal çıkarlarımıza aykırı sonuçlar doğurmaktadır.
ABD Başkanı Trump, Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı NATO liderler zirvesinde İran savaşında Türkiye’den destek gördüklerini açıklayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etmiştir. Temelinde antiemperyalist Kurtuluş Savaşı bulunan Türkiye Cumhuriyeti için komşusuna saldıran emperyalist bir devlete destek vermek utanç vericidir, ayrıca pek çok konuda bize zarar veren ABD’yi desteklemek siyasal açıdan yanlıştır. Suriye’de ABD’nin yanında yer almamızın olumsuz sonuçlarından ders alınmalıdır.
Bu savaşta ABD’yi desteklememiz yüzyıllardır sorunsuz yaşadığımız İran ulusu ile aramıza olumsuz bir etkide bulunur ve bu durum ulusal çıkarlarımıza aykırıdır. ABD bir gün bölgeden çekilecek fakat İran’la komşuluğumuz devam edecektir. Türkiye saldırgan emperyalist ABD’nin değil, haksız saldırıya uğrayan komşu İran ulusunun yanında açıkça yer almalıdır.
Savaşın uzayacağı ve “Amerikan İmparatorluğu”nun çöküş sürecine girdiği dikkate alınarak ulusal çıkarlarımıza uygun İran stratejisi saptanmalıdır. DR. CİHANGİR DUMANLI EM.