Güç zayıfı ezdiğinde ahlak kâğıttan karton olur. Okullar açıldı. Oğlumla okula yürüyoruz.
Sürekli uyarıyorum. Sokaklar güvenli değil, kimin cebinde ne silahın olduğu belli değil, kimin hangi amaçla kime saldıracağı belli değil. Bu yaşında siyah eşofmanlar giyen, saçlarının kenarını kazıtmış, sağa sola laf atan kişilerden uzak durması gerektiğini anlatıyorum.
Eve geliyoruz. Haberlere bakıyoruz. Hükümet “ Ailem Güvende” operasyonu yaptığını duyuruyor.
Gece kulüplerine girilmiş, eşcinsellerin evleri basılmış, cinsel yönelime dair yazan çizenlerin sosyal medya hesabı kapatılmış. Sokak çeteleri çocuklarımızın burnunun dibinde elini kolunu sallayarak gezerken “herkesin özel hayatı kendisine” dediğimiz insanlara kanunda olmayan maddeler bulunup hapsedilmiş. Ve “işte aileniz güvende” denmiş!
Ben ise tam da bu olayların olduğu gün, adliyenin başka bir salonunda görülen davanın dosyasını okuyorum. Bitirince soruyorum: Ailemiz sahiden güvende mi? KALBE SAPLANAN BIÇAK Fırat Baran Önder, 2000 doğumlu.
Bugün 26 yaşında. Atatürkçü ve milliyetçi bir organizasyon olan çoğunluğu üniversiteli 1283 Hareketi’ne öncülük ediyor. Geçen yıl 1 Temmuz’da, Saraçhane’de düzenlenen CHP mitingine 3 arkadaşı ile katıldı.
Olaysız geçen miting dağılırken Fırat’ın arkadaşlarından Ahmet Baturalp kalabalık içinde yalpaladı. Sonrasında olanlar iddianamede şöyle anlatılıyor: “Düşmemek için şüpheli Kadir Özkan Keskin ’in omzuna dokunup ‘pardon’ demesine rağmen şüpheli Kadir’in agresif bir tavır ve yüksek sesle tepki göstermesi üzerine başlayan tartışmada...” Düşmemek için tutunduğu ve “pardon” dediği 2006 doğumlu, o gün 19 yaşındaki Kadir Özkan Keskin, iddianameye göre en az 7 kişilik bir grupla oradaydı. Ancak niyetleri mitinge katılmak değildi.
Yüzlerini maskeyle kapatmış, sağa sola küfür eden, kavga çıkarmaya çalışan , “provokatör” denilen bir topluluktu. Sonradan ortaya çıkan kayıtlara göre, kimlikleri belli olmasın diye alana kendi seyahat kartlarını bile kullanmadan gelmişlerdi. “Pardon” ile aradıkları fırsatı bulmuşlardı.
Devamını Fırat Baran Önder’in ifadesinden aktarayım: “Ahmet Baturalp’in 7-8 kişi tarafından darp edilmeye başlandığını, durumu sakinleştirmek için araya girdiğinde arbedenin gittikçe büyüdüğünü ve şahısların kendilerini darp ettiklerini, koyu tenli, yüzünde desenli maske bulunan, bir adet göz altında bir adet de göz üstünde dövmesi olan 19-20 yaşlarındaki şahsın yandan gelerek elindeki bıçağı kalbine doğru sapladığını, şahısla göz göze geldiklerini, şahsın bıçağı sapladıktan sonra çekerek çıkardığını ve ortadan kaybolduğunu , kendisinin elini sapladığı yere bastırarak polislerin olduğu yere koşup bıçaklandığını söylediğini...” ORGANİZE BİR ÇETE Fırat’ın kalbine bıçağı saplayan kişi Samet Memiş ’ti. 2005 doğumluydu. Olay sırasında 20 yaşındaydı.
Sokak çeteleriyle içli dışlıydı. Cezaevinden yeni çıkmıştı. Suç ortamlarında lakabı Zaza idi.
Kollarında falçata izlerinden tanınıyordu. O gün topluluğu oraya çağıran, mitingde serseri mayına döndüren bir topluluk haline getiren oydu. Grup içinde 18 yaşından küçük çocuklar da vardı.
Samet Memiş’in olaydan sonra verdiği ifade klasikti. Özetle, onlar bize saldırdı kendimi korumak için bıçağı salladım, dedi. Ancak sevk edildiği Adli Tıp’ta vücudunda tek bir darp izi çıkmadı.
Dahası... Ekip mitinge destek için katılmamıştı. Öyle bir dünya görüşleri de yoktu.
Ancak nedense mitinge katılmak için organize bir şekilde gelmiş ve meydanda birlikte hareket etmişlerdi. İddianameden aktarayım: “Şüpheli Samet’in müşteki Fırat Baran’ı bıçaklaması üzerine şüpheliler Kadir Özkan, Semih, Emirhan, Ömer Ali ’ nin (ve suça sürüklenen çocuklar Kerim ile Metin ’in) olay yerinden hemen ayrılarak birlikte şüpheli Kadir’in ikametine gidip orada sabahladıklarının ifadeleriyle sabit olduğu dolayısıyla her ne kadar müşteki Fırat Baran’ın göğsüne bıçağı saplayan şüpheli Samet ise de bıçaklama olayı öncesinde ve akabinde tüm şüphelilerin (ve SSÇ’lerin) kısa zaman aralıklarında bir araya geldikleri ve yaşanan tartışma ve kavgalarda iştirak halinde oldukları böylece müşteki Fırat Baran’a yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçu açısından da fikir ve eylem birlikteliği taşıdıkları...” Kısacası savcılığa göre de olay çıkarmaya gelmiş organize bir çete vardı. Fırat bu çetenin kurbanıydı.
Ölüm döşeğinde yattı. Defalarca ameliyat oldu. Sonunda hayata tutundu ama saldırının kalbinde bıraktığı hasarı hep üzerinde taşıyacak.
SOSYAL MEDYADA SUÇ İZLERİ Dosyayı okurken merak edip saldırganların sosyal medya hesaplarına baktım. Hiç şaşırmadım. Siyah eşofman, yanları kazılı saçlar, elde silah ve tehdit mesajları, kod adları, bozkurt işaretleri...
Dahası var. Mesela Kadir Özkan Keskin’in adını arama motoruna yazdım. Karşıma saldırıdan sadece bir buçuk ay önceye ait bir haber çıktı: “Antalya İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, organize suç örgütü lideri Erşah Demirci’ye yönelik düzenlenen kapsamlı operasyon kapsamında, çete üyelerinden Kadir Özkan Keskin’in evine baskın düzenledi.
Operasyon sırasında Keskin’in evinde yaralamaya karıştığı belirlenen iki adet ruhsatsız silah ele geçirildi.” ÖNCEDEN İSTİHBARAT VAR Bir detay daha. Bilmem hatırlar mısınız? Zafer Partisi söz konusu mitinge katılmama kararı almıştı.
Parti genel başkanı Ümit Özdağ o günlerde tartışma yaratan kararın nedenini anlattı. Söylediğine göre, devlette daha önce görev yapan kritik bir isim kendisine gelmiş, söz konusu mitingde provokatif bir saldırı yapılacağı konusunda uyarmıştı. Daha da önemlisi, Özdağ’ın öğrendiğine göre provokasyon daha da büyük olacaktı.
Ancak saldırganlar daha küçük bir gruba saldırınca olaylar büyümedi. ELLERİNİ KOLLARINI SALLAYARAK... Sanıklar hakkında iddianame düzenlendi.
Sadece Fırat’ın kalbine bıçak saplayan Samet Memiş tutuklandı. Diğer sanıklar hakkında adli kontrol uygulandı. Ancak düzenli imza kararına bile uymadılar.
İlk celse 10 Temmuz’da, ikinci celse geçen perşembe yapıldı. Fırat, arkadaşları, avukatları; olayın arkasında bir çete organizasyonu olduğunu, planlı bir saldırı gerçekleştiğini, hem diğer sanıkların tutuklanmasını hem de azmettiricilerin bulunmasını istediler. Gelgelelim bu talepleri reddedildi.
Hatta sanıkların adli kontrolleri kaldırıldı. Yeni suçlara yelken açtılar. Üstelik, geçen perşembe duruşmasında Fırat söz alarak ilk duruşmadan sonra başından geçenleri şöyle anlattı: “Geçen celse burada ifade veren sanıklardan tutuklu sanık dışındakiler beni takip ettiler, adliye çıkışı metronun giriş bölümünde bizi tahrik etmeye çalıştılar.” Şu dosyayı okuyan, bu duruşmaları izleyen herkes görüyor ki...
Kenar mahallelerin gençleri, daha çocuk denecek yaşta suç örgütlerinin ağına karışıyor. Onlar adına cinayet işliyor, uyuşturucu satıyor, provokasyonlara karışıyor. Kamu gücünü kullananlar, devletin demir yumruğunu bu çetelere vurmak şöyle dursun, suçlarını sıradanlaştırıyor.
Bunun yerine insanların yatak odasında güç gösterisi yapıp ahlak zabıtalığından ağır cezalık suç yaratıyor. Kısacası... Çocuklar ya çetelerin ağında ya çetelerin gazabıyla mezarda olduğu sürece büyük harfle söyleyeyim: AİLEMİZ GÜVENDE DEĞİL!
Güç zalimin elinden alınınca bütün sokaklar çocukların olacak.