sondakika.com
Son Dakika

Almanya: Saksonya -Anhalt seçimlerinin ardından, yeni tehdide eski yanıtlar yetmiyor

AfD’nin yüzde 43,8’le birinci çıktığı Saksonya-Anhalt seçiminin ardından Almanya’da tartışma Magdeburg’da kimin hükümet kuracağının ötesine geçti. Soldan sendikalara, kiliselerden iş dünyasına uzanan farklı çevreler aynı soruya cevap arıyor: Aşırı sağın yükselişini durdurmak için şimdiye kadarki…

Kapak görseli son-dakika.com tarafından üretildi

Saksonya-Anhalt seçiminin sonucu, Almanya iç politikası kapsamında “AfD’nin büyük zaferi” klişesinin ötesinde bir anlama büründü: Merkez partilerin on yıldır aşırı sağa karşı uyguladıklarını iddia ettikleri siyasi strateji iflas etti.

AfD yüzde 43,8 oyla 83 sandalyeli eyalet parlamentosunda 39 milletvekilliği kazandı ama mutlak çoğunluk için gereken 42 sandalyenin gerisinde kaldı. AfD dışındaki partilerin toplam 44 sandalyesi var: CDU 15, SPD 12, Yeşiller ve Sol Parti 8, BSW 5 sandalye aldı; ancak CDU’nun Sol Parti ile işbirliğini reddetmesi ve Sahra Wagenknecht İttifakı’nın (BSW) AfD’yle her türlü siyasal ortaklığın ilkesel reddi politikasına verilen adla “yangın duvarı”nı kabul etmemesi, bu aritmetik çoğunluğun siyasal çoğunluğa dönüşmesini zorlaştırıyor.

AfD artık hedefi belli, seçmeni kararlı bir protofaşist güç

Seçim sonuçlarının ayrıntılı değerlendirmesi, öte yandan, AfD’nin hemen bütün yaş gruplarında birinci parti olduğunu; 2021’de sandığa gitmeyen yaklaşık 170 bin seçmeni kendi seçmeni kıldığını ve merkez sağcı Hristiyan Demokrat Birlik’ten (CDU) net 82 bin oy devşirdiğini gösteriyor. Bu merkez partiler açısından oylarının gerilemesi kadar önemli bir toplumsal güç kaymasına da işaret ediyor.

Bu seçimde, AfD’nin ekonomi politikalarını “en iyi çözümü üreten parti” olarak niteleyenlerin oranı da bir önceki seçime göre yüzde 22 artarak yüzde 30’a çıktı. Bu, sağcı partilerin daha önce seçmenin güvenini alamadığı işsizlik, eğitim, sosyal adalet ve emeklilik gibi alanlarda protofaşist partinin imajını güçlendirdiği anlamına geliyor.

Dolayısıyla seçim sonuçları AfD'nin, dillere pelesenk olduğu şekilde yalnızca "mevcut partilere duyulan öfkenin ifade mecrası" olmakla kalmadığını, oy verenlerin önemli bir kesimi için değişmez bir siyasal alternatif haline geldiğini de gösteriyor.

Merz: İnsanların korkularına ulaşmalıyız

Başbakan Friedrich Merz seçim sonrasındaki ilk resmi açıklamasında, eğer kurulacak olursa AfD’nin Saksonya-Anhalt hükümetinin anayasaya aykırı davranması halinde federal hükümetin bunun gereğini yapacağını söyledi. Merz, “Bizde iktidar ele geçirilmez, verilir” dedi; Anayasa’nın temel değerlerinin oylama konusu olmadığını vurguladı.

Bununla birlikte, Merz ekonomik reformları rakamlarla anlatmanın yetmediğini; insanların gelecek kaygılarına, güvensizliklerine ve siyasetten beklentilerine karşılık vermek gerektiğini de kabul etti.

Ancak CDU’nun iktidar pratiği açısından tek sorun bu değil. Esasen iki yıllık icraatı sonunda Merz’in AfD’yi “sağdan sıkıştırma” stratejisi Saksonya-Anhalt’ta iflas etmiş oldu. CDU 2021’deki oyunun yarısından fazlasını kaybederek yüzde 17,2’ye geriledi. Merz’in bunu bir "iletişim sorunu" olarak irdeleme çabası, ülkedeki tektonik güç kaymalarını gerektiği gibi okumaktan ya da ifade etmekten uzak kaldığına işaret olarak görülebilir.

Sendikalar: AfD’yi taklit etmeyin

Saksonya-Anhalt seçimi sonrasında Almanya’nın IG Metall, ver.di, GEW gibi sekiz büyük sendikasını çatısı altında toplayan başlıca sendikal konfederasyonu Alman Sendikalar Birliği (DGB) yöneticileri demokratik partileri AfD’nin söylem ve politikalarını kopyalamamaya çağırıyor; demokrasiye güvenin insanların gündelik hayatında somut iyileşmeler sağlayarak yeniden kurulabileceğini savunuyor.

DGB’nin bölge örgütü bu çağrıyı sosyal devletle doğrudan ilişkilendirdi: “Demokrasiyi savunmak isteyen, herkese güvence sağlayan güçlü bir sosyal devlet için mücadele etmek zorundadır.”

Bununla birlikte AfD’nin Saksonya-Anhalt'ta işçi oylarının da yüzde 60 kadarını almayı başararak elde ettiği sonuç, partinin demokrasi karşıtı tehditlerinin ötesinde sendikaların tabanlarını kaydırarak varoluşsal bir sorunun eşiğine de getirmekte olduğunu gösterdi.

IG Metall’in Aşağı Saksonya-Saksonya-Anhalt Bölge Başkanı Thorsten Gröger, değerlendirmesinde sonucu tek bir nedene indirgemekten kaçındı. Ekonomik güvensizlik, iş ve sanayinin geleceğine ilişkin kaygılar ile insanların siyaseten temsil edilmedikleri duygusunu bir arada andı. Gröger’e göre bu kaygılar “ciddi biçimde ele alınmayı” hak ediyor. Bölge lideri AfD’nin güçlenmesinin, ortaya attığı iddiaların geçerli olduğu anlamına gelmeyeceğini vurguladı. IG Metall de, sonuçta Magdeburg’da hangi hükümet kurulursa kurulsun, toplu sözleşme özerkliği, işyerinde yönetime katılma ve temel haklar hedef alındığında karşısında duracağını açıkladı.

Almanya’nın başka sanayi bölgelerindeki sendikacılardan sonuçlara ilişkin daha doğrudan bir özeleştiri de geldi. DGB Baden-Württemberg Başkanı Kai Burmeister, AfD’nin başarısında Başbakan Friedrich Merz’in çalışanları “tembellikle” suçlayan söyleminin de payı olduğunu söyledi: “İşini kaybetme ve sosyal güvenlik kaygılarını ciddiye almadan demokrasi savunulamaz. Sosyal kesintiler aşırı sağcılar için bir konjonktür programıdır.”

IG Metall Baden-Württemberg Bölge Başkanı Barbara Resch de sonucu, "ekonomik güvensizliğin ve gelecek perspektifi yokluğunun çalışanlar arasında ne kadar derinleştiğinin göstergesi" olarak yorumladı. Sendikasının buna sosyal güvence ve adil ücret mücadelesini güçlendirerek yanıt vereceğini söyledi.

Genel iş sendikası ver.di Genel Başkanı Frank Werneke ise AfD'nin ilerlemesinin sorumluluğunu yalnızca Saksonya-Anhalt ile sınırlandırmadı. CDU ve SPD’nin eyalette uğradıkları ağır kayıplarda iki partinin federal hükümet koalisyonunun izlediği siyasetin de payı bulunduğunu söyleyen Werneke, özellikle sosyal kesintilerin toplumu böldüğünü ve ekonomik sorunları ağırlaştırdığını savundu. AfD ile herhangi bir işbirliğine karşı çıkan Werneke, BSW’ye de ayrıca seslenerek aşırı sağın iktidara gelmesinde “üzengiyi tutan” parti olmaması çağrısında bulundu.

DGB Rheinland-Pfalz/Saar Başkanı Susanne Wingertszahn da demokratik partilerin, AfD’nin politikalarını benimseyerek veya söylemini kopyalayarak kaybettikleri seçmeni geri alamayacaklarını söyledi: “Demokrasi, güveni taktik tartışmalarla değil, insanların gündelik hayatındaki somut iyileşmelerle kazanır.”

Eğitim ve Bilim Sendikası GEW’in Saksonya-Anhalt Başkanı Eva Gerth, AfD’nin hükümet dışında tutulmasının yeterli olmayacağını, müzakerelerde AfD’nin eğitim politikalarının diğer partiler tarafından devralınmasına da karşı çıkılması gerektiğini söyledi.

GEW Genel Başkanı Maike Finnern bütün demokratik partilere birlikte hareket etme çağrısı yaparken, Gerth aşırı sağın baskılarına uğrayan ve hedef gösterilen öğretmenlere sendikanın hukuki ve örgütsel destek vereceğini açıkladı.

Sendikal cephede seçim sonrasında üç ayrı mücadele alanı belirginleşiyor: iş ve sosyal güvenlik kaygılarına somut karşılık verilmesi, AfD söyleminin merkez partilerince benimsenmesine direnilmesi ve aşırı sağın işyerlerinde ve kamu kurumlarında oluşturabileceği baskıya karşı örgütlü koruma sağlanması.

Sol Parti Parti seçimden 1990’dan bu yana eyaletteki en düşük sonucu alarak, yüzde 8,6 ile çıktı. Oysa, seçimden birkaç hafta önce anketlerde yüzde 12-14 bandında görünüyordu. Eyalet eş başkanı ve başbakan adayı Eva von Angern, sonucu “kara bir gün” diye niteledi, ancak AfD’nin iktidara gelmesini önlemek açısından zaman kaybedilemeyeceğini de dile getirdi. Federal Meclis Grup Başkanı Heidi Reichinnek ise seçim gecesini “korkunç” olarak tanımladı.

Seçimden hemen sonra, partinin seçim taktiğinin bu sonuçlardaki olası payı da gündeme geldi: AfD’yi iktidardan uzak tutma amacıyla CDU’ya kadar uzanabilecek bir işbirliğine hazır görünmek, Sol Parti’nin kendi muhalif kimliğini bulanıklaştırmış olabilir miydi sorusu yüksek sesle sorulmaya başladı.

Die Zeit’in seçim gecesi parti içindeki tartışmalara göndermeyle aktardığına göre, kampanya sırasında “çat kapı ziyaretler” ile çalışma yürüten bazı üyeler, seçmenlerle görüşmelerde CDU’yu sosyal kesintiler ve Merz hükümetinin politikaları nedeniyle eleştirirken, aynı seçmene birkaç dakika sonra “gerekirse CDU hükümetini destekleyebiliriz” demenin kampanyanın inandırıcılığını zedelediği düşüncesinde.

Sol Parti federal eş başkanı Ines Schwerdtner de seçimden önce partinin AfD’ye karşı yalnız savunma mevzisinde kalamayacağını, işyerlerinde, sendikalarda ve mahallelerde yeniden kök salması gerektiğini savunmuş; bunu “aşağıdan sınıf mücadelesi” olarak adlandırmıştı. Anhalt seçim sonucu bunu bir teorik tartışma olmaktan çıkardı: AfD’nin yükselişinden hoşnutsuz işçilerin ve dar gelirlilerin önemli bir bölümünü Sol Parti değil, yine AfD topladı.

Komşu Saksonya eyaletindeki Sol Parti eş başkanları Anja Eichhorn ve Marco Böhme, Grup Başkanı Susanne Schaper ve parlamento grup yöneticisi Luise Neuhaus-Wartenberg, federal hükümetin sosyal kesintiler ve sürekli güvensizlik üreten politikalarına yanıt. verecek “karşı gücü” mahallelerde, işletmelerde, sendikalarda, derneklerde, belediyelerde ve kültür kurumlarında örgütlemek gerektiğini savundular. Sol Parti liderleri, olası AfD yönetiminde parti kendisine umut bağlayan seçmenlerin önemli bir bölümünü hayal kırıklığına uğratırken, bu örgütsel modelle hoşnutsuzluğun siyasal etkinliğe dönüşeceğinin altını çizdi.

Sol Parti seçim gecesinden hemen sonra, yalnızca “AfD’ye karşı demokratik blok”un bir parçası olarak kalmakla sisteme karşı alternatif arayan seçmenden daha da uzaklaşabileceği riskini tartışmaya açtı: Sol Parti için asıl soru AfD’nin kimle birlikte durdurulacağından çok, hâlen AfD tarafından el konulmuş bulunan toplumsal muhalefet alanının nasıl geri kazanılacağı olacak.

BSW’nin “çekimserliği” artık tarafsızlığı da aştı

Seçim sonrasında Sahra Wagenknect İttifakı (BSW) kazandığı 5 milletvekiliyle, hükümet kuruluşu konusunda kritik bir konum elde etti.

BSW’nin Saksonya-Anhalt yönetimi, teoride AfD ile kategorik işbirliği yasağını reddederek, ve pratikte basit çoğunluğun yeterli olacağı üçüncü turda AfD’nin başbakanlık adayı Ulrich Siegmund’un oylanmasında "çekimser" kalabileceğini açıklayarak AfD’nin iktidar yürüyüşünün önünü açmaya gönüllü oldu.

BSW böylece,"her iki partinin de Rusya ile barış istediği" iddiasından hareketle, savaş ve barış geriliminde herhangi bir politik işleve sahip olmayan eyalet başbakanlığı için protofaşist partinin yolunu açma vaadiyle köklerinden kopuşunu yeni bir aşamaya taşıdı.

Seçim sonrası kaygılar çok geniş bir alana yayılıyor: Katolik ve Protestan kiliseleri, yeni hükümetin insan onurunu, eyalet anayasasını veya Federal Anayasa’yı ihlali halinde sessiz kalmayacaklarını açıkladılar. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), AfD’nin kamu yayıncılığının hukuki ve mali temelini hedef alan programının demokratik kamusal alanı tehdit ettiğini belirtti.

İşveren örgütlerinden de farklı gerekçelerle benzer uyarılar geliyor. Alman İşveren Birlikleri Konfederasyonu Genel Müdürü Steffen Kampeter, dışa kapanmanın ekonomi için “zehir” olduğunu; Almanya’nın yabancı işgücüne, açık pazarlara ve Avrupa’ya ihtiyacı bulunduğunu söyledi. İktisatçılar da AfD yönetiminin nitelikli yabancı çalışanları ve yeni yatırımları eyaletten uzaklaştırabileceğine dikkat çekiyor.

Sendikalar ve işverenlerin çözüm önerileri birbirinden uzak; ancak olası AfD iktidarının toplumsal ve ekonomik sonuçlarına yönelik kaygıları ortak.

“Doğu sorunu” olarak çerçevelemek bir açıklama getirmiyor

Sosyolog Oliver Nachtwey ise Saksonya-Anhalt’ı Doğu Almanya’nın bir istisnası olarak görmeye karşı uyarıda bulundu. Rheinland-Pfalz, Hessen, Bavyera ve Kuzey Ren-Vestfalya’nın yapısal sorun yaşayan bölgelerinde de benzer eğilimlerin baş gösterdiğine dikkat çeken Nachtwey, Batı’nın gerileyen eski sanayi ve hizmet bölgelerinin de Doğu’nun geçirdiği tipte bir evrime yönelebileceğini belirtti.

Seçimin ertesi günü demokratik çevrelerde henüz ortak bir reçeteden söz edilmiyor. Anayasal kurumları ve “yangın duvarını” savunmak; sosyal devleti ve kamu hizmetlerini güçlendirmek; sınıf ve bölüşüm siyasetini yeniden kurmak gibi farklı sosyal ve politik tercihlere bağlı yanıtlar derinlemesine bir tartışmayı bekliyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Aynı gelişmeyi verenler

4 kaynak

Gündem haberleri

Tümü