sondakika.com
Son Dakika

Avrupa’yı felaketlere karşı izleyecek uydunun Kourou’daki hazırlığı

ArianeGroup, Arianespace, CNES, Eumetsat, ESA ve Thales Alenia Space mühendisleri, her bir tesisi gezerek 3,8 tonluk meteoroloji uydusuyla Ariane 6’nın Avrupa Uzay Limanı’ndaki fırlatma rampasına nasıl birlikte geldiğini anlatıyor.

Fotoğraf: Euronews

İki uçuş ve Paris’ten kat edilen 7.000 kilometreden fazla yolun ardından, Avrupa’yı dünya uzay teknolojisinde ön safa taşıyan bir fırlatmaya yerinde tanık olduk: yeryüzü yüzeyinin haritalanmasını hızlandırarak felaketleri izlemek ve sellerle orman yangınlarının Eski Kıta ülkelerini yakıp yıkamaya devam etmesini önlemek için tasarlanan modern bir uydunun yörüngeye yerleştirilmesi.Ariane 6’nın fırlatma sisteminin kalbi rampa üzerinde değil, birkaç kilometre ötede, penceresiz bir kontrol odasında atıyor. Bizi burada, siber saldırılara maruz kalmaması için soyadını paylaşmadığımız fırlatma yardımcısı direktör Frédéric ve bize bu kilometre taşının ayrıntılarını anlatan birkaç mühendis karşılıyor. Yeni Avrupa meteoroloji uydusunu yörüngeye taşıyacak roket, çok net bir hedefle doğdu: önceki modeli Ariane 5’ten daha ucuz ve daha esnek olmak; hem de uluslararası rekabetin on yıl öncesine kıyasla çok daha sert olduğu bir ortamda.Fırlatıcı: Kourou’da zaman kaybetmemek için tasarlanan roketMühendislerin anlattığına göre, işin püf noktası hangi işin nerede yapıldığı.

Ariane 6’nın ana kademesi tamamen Fransa’da üretilip test ediliyor; üst kademe ise Almanya’da. Her ikisi de Fransız Guyanası’na “uçuşa hazır” halde geliyor; Canopée’den indirildikten sonra sahada ek bir fonksiyonel teste ihtiyaç duyulmuyor. Taşıma, bu amaçla özel olarak kullanılan, dev yelkenleriyle armatörünü ünlü yapan Canopée adlı kargo gemisiyle yapılıyor; gemi, Güney Amerika’ya uzanan rotasını tamamlamadan önce Bordeaux ve Rotterdam’da da parçalar topluyor.Uçuştan kalkışa destek veren katı yakıtlı iticiler ise doğrudan Fransız Guyanası’nda, Regulus ve Europropulsion tesislerinde üretiliyor.

Mühendisler, “Bu tür bir itkiyi Avrupa’dan göndermektense iticileri burada üretmek çok daha pratik ve uygun” diye özetliyor. Tüm parçalar sahaya ulaştıktan sonra, ArianeGroup ekibinin fırlatıcının merkez gövdesini monte edip uçuşa hazır hale getirmesi için yalnızca yedi ile dokuz güne ihtiyacı var.Frédéric, “Bu iş, bir benzinliğe girip depoyu doldurduktan sonra marşa basmaya benzemez. Fırlatıcıyı doldurmak iki saat sürüyor, ardından termal dengeleme için bir buçuk saat daha gerekiyor; çünkü sıvı oksijen yaklaşık -150°C’de, sıvı hidrojen ise -250°C civarında” diye anlatıyor.MTG-I2 uçuşunun alışılmadık iki teknik özelliği daha vardı.

Bu, bir Ariane 6’nın ilk kez jeostatik transfer yörüngesine (GTO) gittiği, yani roketin bugüne dek ulaştığı en uzak yörüngeydi; hem de iki yan itici barındıran A62 konfigürasyonunda. Ayrıca, ilk uçuştan bu yana ilk kez, görev için sabit bir kalkış anı yerine iki saat 30 dakikalık bir fırlatma penceresi belirlendi; bu da ekip için olası aksiliklere karşı bir miktar esneklik sağladı.Vinci motorunun itki sağladığı roketin üst kademesi, helyumla basınçlandırma sistemi sayesinde uçuş sırasında yeniden ateşlenebiliyor; bu sistem, her yeniden ateşlemeden önce yakıtı tankın dibine oturtuyor. Ariane 5’te bulunmayan bu kabiliyet, Ariane 6’nın bu tür görevlerle birlikte devreye giren yeni bir özelliği.Montaj: Roketi yatay eksende birleştiren robotlarRoket yatay konumda, dikey değil, monte ediliyor.

Yönlendirmeli araçlar alt ve üst kademeleri ortak bir pozisyona taşıyor ve iki parça burada yalnızca bir milimetrelik hassasiyetle birleştiriliyor. Uzmanlar, “Bu tamamen otomatik bir süreç değil; otomasyona yardımcı bir süreç. Personelin, bir sonraki otomatik diziyi başlatmadan önce kontrol edip onaylaması gereken pek çok adım var” diye vurguluyor.İki kademe hangara girdikten sonra, merkez gövdenin fırlatma rampasına taşınacak hale gelmesi yaklaşık on gün sürüyor.

Tesiste iki paralel montaj hattı bulunuyor; bu sayede bir önceki roket fırlatma platformuna gider gitmez bir sonraki roketin montajına başlanabiliyor. Programın hedefi, 2027’den itibaren yılda dokuz-on fırlatma seviyesine ulaşmak.Uydu: Ariane 6’da uçan en hassas yolcuBirkaç metre ötede, kapsülleme binasında hava filtreleniyor, sıcaklığı sabitleniyor ve nemi milimetrik biçimde kontrol ediliyor. Bu, teknisyenlerin uyduya fiziksel olarak doğrudan erişebildiği son salon; ardından uydu roketin burun konisinin içine kapatılıyor.

Son derece hassas bir meteorolojik gözlem optiği taşıyan MTG-I2 için temizlik hayati önemde: en ufak bir partikül bile gelecekteki görüntülerin kalitesini bozabiliyor.Süreç, böcek ve kuşlara karşı ışık tuzaklarını bile içeriyor: Uyduyu taşıyan konteyner gece geldiğinde ve dev kapılar içeri alınması için açıldığında, içeri sızabilecek herhangi bir hayvan yükün temizliğini riske atabilir. Yaklaşık bir yıldır uzay aracı ekibiyle birlikte kampanyanın bu son aşamasını koordine eden tesis sorumlularından biri, “Konteyneri açıp içinden bir kuşla beraber dışarı çıkmasına izin veremeyiz elbette” diye açıklıyor.Jüpiter kontrol salonu: Geri sayımın komuta zinciriKalkıştan 11 saat önce son kronoloji başlıyor ve ağırlık merkezi, Fransa Ulusal Uzay Araştırmaları Merkezi CNES’in Jüpiter kontrol salonuna kayıyor. Büyük bir operasyon ekranında tüm sistemlerin durumu yeşil olarak, öngörülen uçuş rotası ve geri sayım saatleriyle birlikte gösteriliyor.Ortada, fırlatma operasyonları direktörü Maxime André oturuyor; fırlatma menzilindeki tüm unsurların (insanlar, ekipman, çevre) güvenliğini koordine etmekten ve kalite ekibi ile telemetri, radar ve konumlandırmayı denetleyen ölçüm sorumlusu ile birlikte son onay kararına ses ve göz olmaktan sorumlu.Misyon ekibi, son ana kadar, Jüpiter salonunun yaklaşık dört kilometre ötesindeki uydu kontrol merkeziyle bağlantıda kalıyor; her şeyin yolunda gittiğini teyit edip bu onayı basamak basamak operasyon direktörüne iletiyor.Yıldırım vetosu: Fırlatmayı durdurabilecek meteorolojiFırlatma kompleksinin birkaç metre ötesinde küçük bir ekip, gökyüzünü roketi izleyen mühendisler kadar dikkatle takip ediyor.

Uzay merkezinin meteoroloji istasyonunda görev yapan François Laforge için iki parametre tüm diğerlerinin önünde: yıldırımlar ve rüzgar. “Yağmur ya da sıcaklık çok önemli değil; asıl önemli olan, yüzeyde ve yükseklikte, elektrik fırtınaları ve rüzgar.”Kriterler son derece katı: Üs çevresinde on kilometrelik bir yarıçap içinde, ne hazırlık aşamasında ne de kalkış anında tek bir fırtınaya izin verilmiyor; ayrıca aynı yarıçap içinde 6.500 metre yüksekliğin üzerinde bulut bulunmaması gerekiyor; çünkü roketin bu kadar yüksek bir bulut tabakasından geçmesi, yıldırım çaktırabilecek statik elektrik üretebilir. Ekip, bunu izlemek için bulut yüksekliğini ölçen radarları, her bir elektrik boşalmasını anlık olarak konumlandıran üç antenli bir üçgenleme sistemiyle birlikte kullanıyor.Geri sayım sırasında birkaç kez bırakılan radyozondlu meteoroloji balonları, yükseklikteki rüzgar profilini ölçüyor.

Leonard Bouchaillot adlı uçuş güvenliği mühendisi, bu veriyi ekipteki diğer uzmanlarla birlikte kullanarak, önceden hesaplanan “fırlatma koridorunun” –gerekirse roketin uçuş sırasında imha edilebileceği varsayımsal alanın– güvenli koşullar altında kalmasını sağlıyor.Bu, diyor, Fransız uzay yasasına yansıtılmış ve halkın güvenliğini garanti altına alan bir zorunluluk. Son meteorolojik kontrol, kalkıştan yalnızca on dakika önce yapılıyor. Roket havalandıktan sonra riskin doğası değişiyor: Roket, ses hızını 50 saniyeden kısa sürede, 50 kilometre yüksekliği ise iki dakikadan kısa sürede aşıyor; dolayısıyla rüzgar neredeyse anında gözle görülür bir tehdit olmaktan çıkıyor.

Asıl riskin yerde olduğu vurgulanıyor.6 milyar avroluk program, 61 milyar avroyu aşan getiriAvrupa Uzay Ajansı ESA’nın MTG projesinden sorumlu ismi James Champion, Meteosat uydu programı için yürütülen 16 yıllık çalışmayı özetliyor. Uyduyu yörüngeye yerleştirebilmek için, henüz ortada olmayan ama gelecekte mutlaka ihtiyaç duyulacak teknolojileri neredeyse iki on yıl öncesinden öngörmeleri gerekmiş.Mevcut ekonomik koşullarda programın maliyeti yaklaşık 6 milyar avro; getirisi ise altyapılar da dahil edildiğinde 61 milyar avroyu aşıyor. Buna, uydu verileri sayesinde devreye sokulacak tahliye planlarıyla, örneğin, kurtarılacak canların sayısı dahil değil.

Bu uydu ailesi, olumsuz hava olaylarının öngörülmesi ve önlenmesinde kilit rol oynayacak.Bilim: Avrupa’nın üzerinde her 2,5 dakikada bir ‘tetikte şahin gözü’Uydu yörüngeye yerleştirilmek üzereyken, Eumetsat program hazırlık ve geliştirme direktörü Cristian Bank, fırlatmayı asıl bağlamına oturtuyor: giderek daha fazla aşırı hava olayına maruz kalan bir kıta. “Son beş yılda Avrupa’da her yıl 10 milyar avroluk hasar ve binlerce can kaybı yaşadık. Neyse ki meteorolojik tahmin ve uyarılarımızın daha iyi hale gelmesi sayesinde ölü sayısı azalıyor; ancak altyapı hasarı devam ediyor.

Daha dayanıklı hale gelmemiz gerekiyor” diye uyarıyor.MTG-I2, birbirini tamamlayan üçlü bir sistemin üçüncü halkası. 2022’de fırlatılan ilk uydu, Avrupa, Afrika ve Atlantik’ten Hint Okyanusu’na uzanan yarımküreyi kapsayan geniş bir görünüm sunuyor ve küresel hava tahmin modellerini besliyor. 2025’te fırlatılan ve hizmete girmek üzere olan ikinci uydu, atmosferi ayrıntılı biçimde ölçüyor (nem, sıcaklık, rüzgar, basınç).

Fırlatılışına tanıklık ettiğimiz üçüncü uydu ise Avrupa’ya, özellikle de olumsuz hava olaylarından ağır darbe alan Akdeniz havzasına odaklanacak; verilerini her iki buçuk dakikada bir güncelleyecek.“Bu sıklık, Avrupa ve Akdeniz’de yerel hava tahminleri için hayati önemde; ama aynı zamanda sivil koruma açısından da öyle: Orman yangınlarını tespit eden itfaiyeciler, kuraklıklar ya da giderek daha yaygın ve yıkıcı hale gelen Akdeniz hortumları için.”Bank, yeni uydunun, iki kardeşiyle birlikte çalışmaya başlamadan önce yaklaşık altı aylık bir devreye alma sürecine ihtiyaç duyacağını hesaplıyor. Ardından, büyük olasılıkla 2027 Nisan’ı civarında, üçü tek bir sistem gibi çalışacak.Teknik kimlik: Her on dakikada 500 milyon pikselESA’nın meteoroloji programlarından sorumlu ismi Graeme Mason, MTG-I2’yi bugüne kadar yörüngeye yerleştirilen en gelişmiş gözlem araçlarından biri yapan rakamları açıklıyor. Ailenin ilk uydusu, görünen tam Dünya diskini her on dakikada bir 500 metre çözünürlükle tarıyor; bu da 16 kanala bölünmüş tam taramada yaklaşık 500 milyon piksel anlamına geliyor.

MTG-I2 ise yalnızca Avrupa’yı merkezine alan üst çeyreğe odaklanacak ve bu taramayı her 150 saniyede bir tekrar edecek.İkinci alet, yıldırım detektörü, tayfın çok dar bir bandında, 777 nanometredeki oksijen emisyon çizgisinde çalışıyor ve saniyede 1.000 örnek topluyor. Uydunun, Dünya’dan 36.000 kilometre yükseklikteki yörüngesinden 500 metrelik ayrıntıları çözebilmesi için, üç eksende son derece yüksek bir stabiliteye sahip olması gerekiyor.Bu program, Avrupa uzay ve havacılık sanayisinin gücünün somut bir örneği: 17’den fazla Avrupa ülkesi ve 70 şirket projeye dahil; 200’den fazla alt sözleşme imzalandı; projede 2.200’den fazla kişi çalışıyor.“Bu görüntüleme cihazı, dünyanın en iyi jeostatik görüntüleme cihazı (‘imager’). Yıldırım detektörü, dünyadaki en iyi yıldırım kamerası (‘lightning imager’); hatta bu alanda Amerika Birleşik Devletleri’nden bile ileride bir teknoloji.

ESA, önümüzdeki on yıl içinde, iklimin ve etkilerinin izlenmesinde ve analizinde liderliğini sürdürmek için bir sonraki uydu ailesini göndermeyi planlıyor.Ariane 6’nın kontrol salonu, uydunun kapsüllendiği hangar ve Kourou üzerindeki her bulutu izleyen meteoroloji istasyonu arasında, MTG-I2 fırlatması aslında onlarca teknik kararın toplamıydı; bu kararları alan ekiplerin çoğu, nadiren kalkışın kendisi kadar ön plana çıkıyor.Bu uyduyla birlikte, Avrupa üçüncü nesil meteoroloji takımyıldızının ilk operasyonel üçlüsünü tamamlamış oluyor; bu sistemin kıtanın iklimini, en azından 2040’ların ortalarına kadar, sürekli gözetim altında tutması bekleniyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Euronews sayfasına gidin.

tr.euronews.com · Haberi kaynağında oku

Dünya haberleri

Tümü