[Eğitim Sen’in, bu yıl “Eşitlik ve Özgürlük İçin” başlığıyla altıncısını düzenlediği “Demokratik Eğitim Kurultayı” nda dün anadilde eğitim ile ilgili rapor sunuldu. “Anadili Temelli Çok Dilli Kamusal Eğitim” ismi verilen rapora ilişkin Kürtçe 1 ve Türkçe sunum yapıldı. Sunumda anadilde eğitimin bir lütuf, kültürel hoşgörü ya da ayrıcalık değil; eğitim hakkı ve demokratik katılımın vazgeçilmez koşulu olduğu savunuldu.
Tek dilli eğitim sisteminin “başlangıç eşitsizliği” ürettiğinin ifade edildiği sunumda anadilde eğitime ilişkin 54 ülkede 110 farklı uygulamaya yer verildiği söylendi. Sunumda anayasanın 42. maddesinin (Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez) anadilde eğitim için “en büyük handikapların başında geldiği” belirtildi.] (Cumhuriyet, 29.8.2026) Vaziyetin durumunu aktaran metni okuduk veee çoook yararlandık. Ancak “Tek dilli eğitim sisteminin ‘başlangıç eşitsizliği’ ürettiğinin ifade edildiği sunumda anadilde eğitime ilişkin 54 ülkede 110 farklı uygulamaya yer verildiği söylendi” bölümünü yaşlandığımdan (!) olacak anlamakta güçlük çektim.
Eğitim Sen yaptığı sunumda, anayasanın 42. maddesinin (Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez) anadilde eğitim için “en büyük handikapların başında geldiği” belirtilmiş. Yani Eğitim Sen öğretmenleri TC Anayasası’nın 42. maddesine karşı. Okullarda, Türkçeden başka dillerde de öğretim yapılmasını yani Kürt diliyle de yapılmasını istiyor.
Muhterem öğretmenler böyle bir savda bulunmadan mutlaka derin bir araştırma yapmışlardır. Bu nedenle, kendi anayasal resmi dilleri dışında başka bir dilde hangi ulus (üniter) devletler öğretim yapmaktadırlar? Bir söyleseler de biz de öğrensek.
Onları zordan kurtarmak için ben yazayım: Dünyada böyle bir üniter (ulus) devlet yok. Cehalet mi, kurnazlık mı yoksa çok derin bir budalalık mı? Buna siz karar verin!
Benim eski bir Fransızca öğretmeni olduğum bilinir. Benim zamanımda öğretmenler, günümüz Eğitim Sen üyeleri kadar dangıl değildi. Bu konuda epeyce bilgi sahibiyim, kitaplar dolusu yazı yazdım.
Bunlardan birinin adını yazayım: “Türkiye’nin Sırat Köprüsü: Açılım Masalı”. 2 Kitabın 2015 yılında yayımlandığına bakmayın, yazılar 2000-2013 yılları arasında yazıldı. Benim okuduğum kitapların yazdığına göre federe devletler doğuran üniter (ulus) devlet yok.
Ama federal devletlerin “federe” ortaklarının kendi bölgelerinde resmi dil dışında bir dil kullandıklarını, bu dilin de bölgesel dil olduğunu da kuşkusuz biliyorum. Ancak şunu da belirtmem gerekir ki devletler hukuku tarihsel dayanağı olmayan hiçbir “özel durumu” kabul etmiyor. Örneğin, günümüz Almanya’sının adı neden Federal Almanya?
Otto von Bismarck, dağınık Alman devletlerini Prusya liderliği altında birleştirerek çağdaş Alman İmparatorluğu ’nu kurduğu için!!! Türkiye toprakları hiçbir zaman federal bir devlet olmadı. Çünkü Osmanlı Anadolu beyliklerini ortadan kaldırarak bütünsel bir devlet kurdu.
Devletler hukukuna göre: İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bütün sömürgeler bağımsız devlete dönüştükleri için artık dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir etnik topluluk kendini “sömürge halkı” olarak tanımlayamaz. Daha açıkçası, dünyanın hiçbir üniter devleti toprakları üzerinde herhangi bir etnik topluluk kendi devletini kuramaz. Bunun dil içi çevirisi şu: Türkiye’de, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup kendisini “başka” sayan bir etnik topluluk, barış koşulları içinde, ne bir federe devlet ne de bağımsız bir devlet kurabilir.
Kurmak isteyenler, tarihte olduğu gibi, denize dökülür. “Cumhuriyetin öğretmeni” olamamış güruh bunu iyi öğrensin. Eğitim Sen, devlet denen “aygıt” ı Dingo’nun ahırı sanıyor.
Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, anadil konusunda koyduğu çekinceleri kaldırmasını istemek konunun ciddiyetiyle bağdaşmaz. Yeryüzünde, kendi resmi devlet dili dışında başka bir dili okullarında öğretim dili olarak kullanan tek bir ulus devlet yoktur. Fransa mı, Yunanistan mı, Japonya mı, Bulgaristan mı, Finlandiya mı, İsveç mi?
Hangisi? Tarihten ve geleneksel yönetim tarzından kaynaklanan nedenlerden dolayı birden fazla resmi dili olan ülkeler (Belçika, İsviçre gibi) de vardır. Ama birkaçı dışında, dünyanın her ülkesinde eğitim (anaokuldan üniversitenin sonuna kadar) o ülkenin resmi dilinde (dili ile) yapılır.
Yani: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Türkçeden başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulmaz” diyen 42. maddesine göre Türkiye’de Türkçeden başka bir dilde (bir dil ile) eğitim yapmak olanaksızdır. Bu maddeye karşı olan kişi kimlik belgesini ve pasaportunu devlete iade etmek zorundadır! 1 Kürtçe sunum yapmak, “vatana ihanet” anlamına gelir.
2 Tekin Yayınları, 2015, 2020 s.21-25.