Yaklaşık 20 yıl önce bir marinada gördükleri dünya turu yapmış yelkenliden etkilenen emekli çift, Devrim Anadol ile Yaprak Anadol hayallerini gerçeğe dönüştürdü. Bugüne kadar 15 bin deniz mili yol kat edip sekiz ülkeye ulaşan çift, okyanus gecelerinden Maldivler’deki vatozlara, Borneo’nun milyonlarca yıllık ormanlarından Tayland'ın zümrüt mağarasına uzanan deneyimlerini Cumhuriyet’e anlattı. Dubai’den başlayan yolculuklarında unutulmaz deneyimler yaşayan çift, dünya turunun yalnızca coğrafyaları değil, insanın kendisini de keşfetmesini sağladığını söyledi.
Devrim Anadol, “Bir marinada gezerken çok büyük bir yelkenli gördük. Bize ‘Bu tekne dünya turunu tamamladı’ dediler. O gün sadece hayal ettik. ‘Acaba biz de bir gün yapabilir miyiz’ dedik.
Sonra yıllar içinde bu hayalin peşinden gitmeye başladık” diye konuştu. Yaprak Anadol ise “Önce küçük teknelerle başladık. Optimistlerle eğitim aldık, yelken kulüplerinde denizi tanıdık.
Sonra motorlu tekneler kullandık. Natika bizim üçüncü teknemiz. Her şey adım adım ilerledi” dedi.
Dünya turuna klasik rotadan başlamadıklarını belirten çift, rotalarını tamamen kendi ilgi alanlarına göre oluşturduklarını anlattı. Dubai yelken kulübü Birleşik Arap Emirlikleri’nden başladıkları seyahatlerine Maldivler, Sri Lanka, Langkawi (Malezya), Tayland, Malaka Boğazı, Güney Çin Denizi’ndeki Natuna ve Serasan adaları, Borneo, Endonezya, Bali Denizi, Lombok, Cocos Keeling Adaları, Avustralya ve Seyşeller’e ulaştıklarını belirten Devrim Anadol, “Normalde dünya turu yapan tekneler belli bir rotayı izler. Biz ise önce doğuya kadar gittik, ardından yaklaşık 3 bin 900 deniz mili geri dönerek Afrika yönüne çevirdik rotamızı.
Klasik rotayı değil, kendi rotamızı seçtik” dedi. OKYANUSTA GECE BAMBAŞKA Yolculuğun en etkileyici anlarının açık denizde geçen geceler olduğunu anlatan Devrim Anadol, “Gece olduğunda hiçbir ışık yok. Ay varsa deniz ışıl ışıl oluyor.
Ay yoksa yalnızca yıldızlar var. Yunusların nefes seslerini duyuyorsunuz. İnsan kendini binlerce yıl önce yaşamış ataları gibi hissediyor.
Doğaya karşı hayranlık duyuyorsunuz. Tekneyle bütünleşiyorsunuz. Bisiklet sürmek veya ata binmek gibi...
Yelkenlerin ayarını yapıyorsunuz, dümeni hissediyorsunuz. Bir süre sonra tekne sizinle konuşmaya başlıyor. Seyir halinde olmak bile insanı mutlu ediyor” ifadelerini kullandı.
MALDİVLER’DE VATOZLARLA BULUŞTULAR Yaprak Anadol ise yolculuk boyunca en unutamadığı anların deniz canlılarıyla yaşadığı karşılaşmalar olduğunu belirterek, “Maldivler’de Fulidhoo Adası’na gittik. Burası turist adası değil, yerel halkın yaşadığı bir yer. Bizi inanılmaz sıcak karşıladılar.
Boduberu danslarını izledik. Vatozlar kıyıya kadar geliyor. Onları elimizle besledik.
Köpek balıklarıyla yüzdük. Kaplumbağaların nefes alışını yanımızda duyduk. Bunlar hayat boyu unutulmayacak anılar” dedi.
Çiftin en çok etkilendiği bölgelerden biri de Borneo Adası oldu. Devrim Anadol, burada milyonlarca yıldır değişmeden kalan yağmur ormanlarını gördüklerini anlatarak, “Dünyanın en eski orman dokularından biri burada. Milyonlarca yıldır aynı bitki örtüsü yaşamaya devam ediyor.
Oraya gidip o dokunun içinde yürümek gerekiyor” dedi. Yaprak Anadol ise Tayland’daki Emerald (Zümrüt) Mağarası’nın kendisini büyülediğini ifade ederek, “Kapkaranlık bir mağaradan yüzerek geçiyorsunuz. Bir anda yemyeşil, volkanik kayalıklarla çevrili gizli bir lagüne ulaşıyorsunuz.
Gökyüzünü sadece ağaçların arasından görebiliyorsunuz. Kendinizi Jurassic Park’ın içindeymiş gibi hissediyorsunuz” diye konuştu. Maldivler ve Doğu Malezya'da katıldıkları uluslararası yelken rallilerinde de yerel halkın kendilerini büyük ilgiyle karşıladığını anlatan çift, “Yelkenciler dünyanın her yerinde birbirine kapısını açıyor” ifadelerini kullandı. ‘KORKMAYIN, HAYALİNİZİN PEŞİNDEN GİDİN’ Dünya turu yapmayı hayal edenlere de çağrıda bulunan çift, en önemli şeyin cesaret olduğunu söyledi.
Devrim Anadol, “Yelkencilik öğrenilebilir. Araba kullanmayı nasıl öğreniyorsanız bunu da öğrenirsiniz. Ama sabır gerekiyor.
Denizcilik gönül işi. Derdi de bitmez, keyfi de bitmez” dedi. Yaprak Anadol ise “İnsanlar ‘Yapabilir miyim’ diye korkuyor.
Biz de o noktadan başladık. Ama her şey gerçekten bir hayalle başlıyor. O hayalin peşinden küçük adımlarla yürürseniz bir gün dönüp baktığınızda okyanusun ortasında olduğunuzu görebiliyorsunuz” dedi.