sondakika.com
Son Dakika

Çimento fabrikasına "ÇED olumlu" raporu verileceği haberiyle Deştin'de halk "Adalet Nöbeti"ne başladı

Muğla’da Deştin ve Bayır arasında entegre çimento fabrikası kurma girişimini iki kez mahkemeden döndüren yöre halk üçüncü kez “ÇED olumlu” kararı verileceği haberleri üzerine harekete geçti.

Kapak görseli son-dakika.com tarafından üretildi

Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Bayır ve Yatağan ilçesine bağlı Deştin Mahallesi arasındaki Tekağaç mevkiinde kurulmak istenen “Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları” projesine karşı çıkan yöre halkı, perşembe günü Muğla İdare Mahkemesi önünde “Adalet Nöbeti” başlattı.

Deştin Çevre Platformu öncülüğündeki nöbetin her perşembe saat 13.30’da sürdürülmesi planlanıyor. Bölge halkı ayrıca nihai karara mevcut bilirkişi raporunun esas oluşturmamasını, yeni ve bağımsız bir bilirkişi heyeti kurulmasını ve yeniden keşif yapılmasını istedi. Bu telebin arkasında yöre halkının uzun yıllara yayılan hukuk mücadelesi ve toplumsal direnişi var.

İki ÇED iptal edildi, üçüncüsünü Bakanlık verdi

Projenin sahibi Muğla Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin daha önceki iki girişiminde verilen iki ayrı "ÇED olumlu" kararı idari yargıda iptal edildi. İkinci iptal kararı 2023’te çıktı ve Danıştay’ın onamasıyla 2024’te kesinleşti. Buna rağmen proje Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın 2009/7 sayılı genelgesi kapsamında yeniden düzenlendi ve 3 Temmuz 2025’te üçüncü kez “ÇED olumlu” kararı verildi. Karar Yatağan Kaymakamlığınca resmen ilan edildi.

ANKA'nın haberine göre, Bu karara karşı Muğla Büyükşehir Belediyesi ve yurttaşlar ile çevre ve ekoloji mücadelesi veren kuruluşlar dava açtı. Büyükşehir’in davası kapsamında 17 Haziran 2026’da keşif yapıldı. Dokuz kişilik bilirkişi heyeti 6 Temmuz’da sunduğu raporda önceki bilirkişi incelemelerindeki olumsuz değerlendirmelerle tamamen ters bir kararla projeyi, incelenen uzmanlık alanları bakımından uygun buldu.

Muğla Büyükşehir Belediyesi, bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğunu savunarak 21 Temmuz’da rapora itiraz etti; 13 Ağustos’ta ise bilirkişi raporuyla ilgili Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Tartışma daha sonra yeni bir boyut kazandı. Gündem Fethiye gazetesinin bilirkişi raporunun dijital metadata kayıtları üzerinde yaptığı özgün incelemede, mahkemeye sunulan raporun oluşturulma geçmişinde şirket danışmanı Remzi Seyfioğlu’nun adı ortaya çıkarıldı. İnceleme, raporun, Seyfioğlu tarafından yazıldığını tek başına kanıtlamadığını; ancak bilirkişi dosyası ile davalı şirketin danışmanı arasında açıklanması gereken teknik bir bağlantı bulunduğunu ortaya çıkardığını belirtiyor. Bölge halkının yeni bilirkişi heyeti talebinin güncel dayanaklarından biri de bu.

Çimento fabrikası neden sağlık ve çevre sorunları yaratır?

Çimento, halen inşaat sektörünün vazgeçilmez temel malzemelerinin başında geliyor. Yakın gelecekte dünya ekonomisinin çimentodan bütünüyle vazgeçmesi gerçekçi bir beklenti değil. Dolayısıyla çimento fabrikaları kurulması ve çimento hammaddelerinin çıkarımı konusundaki çatışma “çimento olsun mu olmasın mı” ikileminden doğmuyor. Ulusal ölçekte ne kadar çimento üretileceği, fabrikaların nerelere kurulacağı ve üretimin çevresel maliyetini kimin üstleneceği üzerinde yoğunlaşıyor.

Entegre bir çimento tesisi kireçtaşı ocakları, patlatma ve kırma-eleme işlemleri, hammaddenin taşınması, ağır araç trafiği, klinker fırınları ve depolama ile birlikte değerlendiriliyor.

Sağlık açısından temel risklerden biri üretim sırasında havaya saöılan partikül madde. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), havadaki çapı 10 mikrometreden küçük parçacıkları ifade eden PM10’un solunum yollarına, 2,5 mikrometreden küçük çok daha ince parçacıkları ifade eden PM2.5’in ise akciğerlerin derinliklerine ve kan dolaşımına ulaşabildiğini belirliyor. Bir mikrometre, milimetrenin binde biri. Bu partiküllere uzun ve kısa süreli maruz kalma, kalp-damar ve solunum hastalıkları, inme ve akciğer kanseri dahil olmak üzere ciddi sonuçlara yol açıyor. Sanayi işletmelerinde hammadde yakılarak yapılan fırınlama süreçleri de ayrıca azot dioksit ve kükürt dioksit gibi hava kirleticilerin kaynakları arasında yer alıyor.

Türkiye’deki hava kalitesi mevzuatı, partikül kirliliği konusunda DSÖ’nün insan sağlığını korumak için önerdiği düzeyin gerisinde.

Türkiye’de PM10 için havanın bir metreküpünde yılda ortalama 40 mikrograma (40 µg/m³) kadar parçacık bulunması yasal sınırlar içinde kabul ediliyor. Mikrogram, 1 gramın milyonda biri.DSÖ ise bu düzeyin 15 mikrogramı (15 µg/m³) aşmamasını öneriyor. Yani Türkiye’nin izin verdiği kirlilik düzeyi, DSÖ’nün sağlık için önerdiğinin yaklaşık 2,7 katı. Daha ince ve sağlık açısından daha tehlikeli PM2.5 için ise Türkiye’de henüz ulusal bir yasal sınır yok; DSÖ ise yıllık ortalamanın 5 µg/m³’ü aşmamasını öneriyor.

Uluslararası standart: Yalnız baca değil, bütün tesis ve yerin değerlendirilmesi

Avrupa Birliği’nde çimento üretimi Endüstriyel Emisyonlar Direktifi kapsamında “Mevcut En İyi Teknikler” sistemiyle düzenleniyor. Sistem, toz, azot ve kükürt oksitleri, metaller ve diğer emisyonların sürekli azaltılmasını, enerji ve hammadde verimliliğini ve tesisin genel çevresel performansını esas alıyor. Örneğin, “AB standartlarında çimento fabrikalarının baca gazındaki toz miktarının, standart koşullarda bir metreküp gaz başına 10–20 miligramın altında tutulması öngörülüyor.”

Türkiye, 1 Aralık 2025’te yürürlüğe giren Endüstriyel Emisyonların Yönetimi Yönetmeliği ve Mevcut En İyi Teknikler düzenlemeleriyle kağıt üzerinde uluslararası standartları uygulama iddiasında. Ancak, yanlış yer seçiminin yol açacağı çevre tahribatını, en iyi filtre ve fırın teknolojisi de düzeltemez. ÇED’in ayrıca orman, tarım, yeraltı ve yüzey suları, habitatlar, taşıma yolları ve diğer sanayi tesisleriyle oluşacak toplam yükü değerlendirmesi gerekiyor.

Deştin tartışması da zaten burada düğümleniyor.

Türkiye’nin çimentoya ihtiyacı var; ama kapasite kıtlığı yok

Türkiye dünya ölçeğinde büyük bir çimento üreticisi. TÜRKÇİMENTO verilerine göre 2025’te toplam üretim 97,8 milyon tona, iç satış 82,2 milyon tona ulaştı; 15,6 milyon ton, yani üretimin yaklaşık yüzde 16’sı ihraç edildi. 2025, sektör tarihinin en yüksek üretim ve iç satış yılı oldu.

Daha eski, ancak kapasiteyi gösteren ayrıntılı TÜRKÇİMENTO verisi de 2023’te Türkiye’nin yıllık çimento üretim kapasitesinin 148,2 milyon ton olduğunu, sektör üyelerindeki ortalama kapasite kullanım oranının ise yüzde 58,3 olduğunu gösteriyordu. Ege Bölgesi’nde kapasite kullanım oranı yüzde 59,2 idi.

Bu rakamlar Deştin’de kurulacak fabrikanın ekonomik açıdan gereksiz olduğunu tek başına kanıtlamaz. Bölgesel talep, ulaşım maliyetleri, tesis teknolojisi ve ürün çeşidinin de ayrıca incelenmesi gerekir.

Ancak aynı verilerin kesin olarak gösterdiği başka bir şey var: Türkiye’de yeni bir çimento fabrikası bir kıtlığın giderilmesi açısından zorunlu kabul edilemez. Yeni kapasitenin neden gerekli olduğu ve neden özellikle bu yerde kurulması gerektiği ayrıca kanıtlanmalıdır.

Deştin’in mücadelesi neyi hedefliyor?

Bölge halkının “Adalet Nöbeti”nin bu açıdan sembolik bir protestodan daha somut hedefleri var.

Birincisi, halk üçüncü “ÇED olumlu” kararının yargısal denetiminde önceki iki iptal kararında ortaya çıkan çevresel sorunların gerçekten dikkate alınmasını istiyor; ikincisi, tartışmalı hale gelen bilirkişi raporunun kararın tek dayanağı olmamasını ve yeni, bağımsız bir heyetle yeniden keşif yapılmasını istiyor; üçüncüsü ise fabrikanın çevresel maliyetinin yalnızca şirketin teknik önlemleriyle değil, bölgenin ormanı, suyu, tarımı ve yerleşimleriyle birlikte değerlendirilmesini istiyor.

Projenin iki ayrı ÇED sürecinin daha önce mahkemelerce iptal edilmiş olması, üçüncü kararın otomatik olarak hukuka uygun sayılamayacağını gösteriyor. Buna karşılık, şirket ve Bakanlık açısından son bilirkişi raporunun proje lehine olması, önemli bir hukuki dayanak oluşturuyor.

Deştin’deki "Adalet Nöbeti" halkın, tartışmanın yatırımın teknik olarak emisyon sınırlarına uyduğu iddiasıyla kapatılmasına rızası olmadığının ifadesi. Halk, bu çimento tesisinin orman, su, tarım ve halk sağlığı açısından yüksek çevresel bedel yaratacağı önceki mahkeme kararlarıyla tespit edilmiş olduğu bir yere kurulmasında hangi kamu yararının olduğu sorusunu soruyor.

Deştin ve Bayır halkı mahkemeden yeni ve bağımsız bir bilimsel incelemeyle bu soruya yeniden yanıt verilmesini istiyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Aynı gelişmeyi verenler

2 kaynak

Gündem haberleri

Tümü