sondakika.com
Son Dakika

Ece Güner neden içeride?

Aynı tartı herkesi farklı tartıyor.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Aynı tartı herkesi farklı tartıyor. Tartı mı bozuk yoksa gözün gördüğünü söyleyen akıl mı başka söylüyor? Türkiye günlerdir Haluk Levent ’i ve Ahbap soruşturmasını konuşuyor.

Başından beri söylüyorum. Ben boş bir kâğıda çizgi çekiyorum. Sol tarafına Haluk Levent yazıyorum.

Altına kumarda batırdıklarını, aldığı borçları, ödedikleriniödemediklerini yazıyorum. Bu tarafı Haluk Levent’in hukukunu ilgilendiriyor. Sağ tarafa Ahbap yazıyorum.

Burası halkın yardım için yolladığı paraların Haluk Levent’in kişisel meseleleri için kullanılıp kullanılmadığını sorguluyor. Haluk Levent’in kendisi dahi özetle borç olarak derneğin parasını aldığını söylüyor. Yargı ise bundan daha fazla bir iş yaptığını iddia ediyor.

Sonucu göreceğiz. İşte bu çizginin üstünde dosyaya giren bazı isimler var. Hayır, bu sefer sorguya çağrılan şarkıcıları, oyuncuları, gazetecileri kastetmiyorum.

“Niye güvendiniz” diye sorulmasından bahsetmiyorum. Kamuoyunda tanınan avukat Ece Güne r’den söz ediyorum. Kendi kendime soruyorum: Acaba Ece Güner, Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olmasaydı, politik kimliği ile kamuoyunda öne çıkmasaydı, bugün hapiste olur muydu?

Şöyle anlatayım. BORCUNU ZAR ZOR ALABİLMİŞ Henüz iddianame ortada yok. Ama dosya bize bir fikir veriyor.

Savcılık; Haluk Levent ve kardeşi Berkan Acil ’i belediye ihalelerinden Ahbap parasının kullanımına kadar, yasadışı parasal faaliyet iddialarının merkezine oturtuyor. Bu faaliyetler sırasında ise Yeliz Kaya, Emrah Gödeliner, Zafer Yay, Alper Çelik ve Müge Sözen Küçük gibi isimlerin banka hesaplarının kullanıldığını düşünüyor. Öte yandan...

Ece Güner, Esin Önder Çağlayan, Sevda Kurt, Recep Sancak, Hüseyin Başaran gibi isimleri de Haluk Levent ile girdiği parasal ilişkiler sonucunda Levent’in parasal ilişkilerinden menfaat temin etmekle suçluyor. Bu kişiler Haluk Levent’e daha büyük bir kazanç sağlamak maksadıyla para ya da gayrimenkul vermekle itham ediliyor. Haliyle burada anahtar, verdikleri ile aldıkları arasındaki fark.

Ece Güner yukarıda çektiğim kâğıdın sol tarafında. Yani Ahbap çalışanı değil. Ahbap’ın avukatlığını yapmıyor.

Ahbap’a deprem sonrası yapmış olduğu bağışlar dışında dernekle bir ilişkisi yok. Zaten savcılığın da böyle bir iddiası yok. Güner adına soruşturulan kısım, Haluk Levent’in kontrol ettiği banka hesaplarıyla arasındaki para trafiği.

Kontrol ettiği diyorum, çünkü kanun önünde de borçlu olan Levent, belli ki kendisini korumak adına banka hesabı kullanmıyor. Başta asistanı Yeliz Kaya olmak üzere birlikte çalıştığı isimlerin banka hesaplarıyla iş yapıyor. İşte Ece Güner ile Haluk Levent arasındaki ilişki hem kendi anlattığına hem de bankalara yansıyanlara göre 2023 yazı ile 2024 yazı arasında.

Bir yıllık sürede Güner, Haluk Levent’e borç vermiş. Uğraşarak borcunu “neredeyse” geri almış. ECE GÜNER ZARARDA Detayına geleyim...

Önümde ifadeler, raporlar, resmi evraklar duruyor. MASAK’ın raporuna göre Ece Güner ile Haluk Levent arasında bir tapu devri yok. Aralarındaki maddi işlemler sadece para transferiyle sınırlı.

Güner, Haluk Levent’in kontrolündeki hesaplara 12 işlemde toplam 73 milyon 557 bin 886 lira göndermiş. Ondan ise 15 ayrı işlemde 74 milyon 780 bin 950 lira almış. Aradaki fark 1 milyon 223 bin 63 lira.

Verdiği paradan yüzde 1.66 daha fazla. Diyebilirsiniz ki Güner az da olsa menfaat elde etmiş. Hayır, böyle de değil.

Bankadan yolladığı paraların açıklama bölümünde “Borç veriyorum”, “ABD Doları karşılığı” yazıyor. Güner’in borç verdiği zaman diliminde ortalama kur 24.77 lira. Borcunu geri aldığı dönemde ise 27.95 lira.

Bu haliyle hesapladığınızda, 2 milyon 969 bin 141 dolar borç verip karşılığında 2 milyon 675 bin 672 dolar geri almış. Yani “Dolar olarak borç veriyorum” diyen Ece Güner, kur farkını hesapladığınızda 293 bin 469 dolar zarar etmiş. Enflasyona vurduğunuzda ise elbette kaybı daha da fazla.

AKLANMIŞ BİR PARA YOK Ortada bir suç var mı? Ece Güner mesela para akladı mı? Ceza kanunlarına göre para aklama suçu, failin malvarlığında bir değer artışını ve bu değerin elbette ki gayrimeşru kaynağının gizlenmesini gerektiriyor.

Ece Güner’in parası Ahbap’ın ya da Haluk Levent’in başka bir faaliyetinin değil, bizzat kendisinin. Güner’in parası dışarı çıkmış, neredeyse aynı büyüklükte (TL olarak biraz üstünde, dolar olarak altında) geri dönmüş. Hiçbir taşınmaz veya malvarlığı artışı sağlamamış.

Haliyle Güner’in kara para akladığını söylemek, hatta bir menfaat elde ettiğinden bahsetmek mümkün değil. Kendi ifadesine göre Güner parasını Haluk Levent’ten adeta zorla almış. Hatta dayısı avukat Togay Ülkü aracılığıyla geri almak için hukuki girişimde bulunacağını söylemiş.

Bu açıdan Güner, klasik bir alacaklının olağan davranışını sergiliyor. Yani bir suç örgütü üyesinde olması beklenen yönetici ile hiyerarşik bağ, süreklilik ve işbölümü unsurları bu ilişkide yok. Güner, Haluk Levent’in dışında onun kullandığı hesap sahiplerini de tanımıyor.

Onlar da Güner’i tanımıyor. ECE GÜNER’E AYRI TARİFE Dahası... Haluk Levent’in kontrol ettiği hesaplar ile para hareketi olan çok sayıda isim var.

Ece Güner ile karşılaştırması yapılabilecek isim Esin Önder Çağlayan. Adli kontrolle bırakılan Çağlayan’ın Levent ile kurduğu ekonomik ilişkinin mali hacmi 1 milyar 162 milyon 970 bin 952 lira. Yani Ece Güner’in mali hacminin 7.8 katı.

Esin Önder Çağlayan 68 gayrimenkulu üzerine alırken Güner bir tane bile almamış. Öte yandan... Çağlayan’ın bu alışverişten kazanımının yaklaşık 890 milyon olduğu tahmin ediliyor.

Yani Güner’in TL bazında net farkının tam 727 katı. Buna rağmen... Güner tutuklanırken Çağlayan serbest bırakılmış.

Aynı mahkeme, Güner söz konusu olduğunda “Deliller henüz toplanmadı” derken Çağlayan söz konusu olduğunda “Deliller toplandı” demiş. Çağlayan için “Adli kontrol yeterli” derken Güner için “Adli kontrol yetmez” demiş. Çağlayan için “tutuklama ölçüsüz” derken Güner için “tutuklama ölçülü” demiş.

Sadece Esin Önder Çağlayan için değil. Örneğin Sevda Kurt’un verdiği-aldığı para ve senet denklemini kurduğunuzda ya da Recep Sancak’ın Haluk Levent’e verdiği borç karşılığı aldığı gayrimenkuller ile paraları topladığınızda önemli bir kazanç elde ettikleri görülüyor. Ancak buna rağmen iki isim de yine Esin Önder Çağlayan gibi adli kontrolle serbest bırakılmış.

Elbette herkes için uygun olan da tutuksuz yargılama. Sonuç olarak 57 yaşında, 30 yılı aşkın süre avukatlık yapan, avukatlıktan kazandığı paranın vergisini ödeyen, bu yaşına kadar herhangi bir adli işlem görmemiş, kanser hastası bir kadın, sadece Haluk Levent’e “Borç veriyorum” diye yolladığı parayı geri almaya uğraştığı için; herkese uygulanandan farklı bir tarifeyle tutuklandı. Bu tablonun, içinde bulunduğu siyasi ilişkilerden başka bir açıklamasını ben göremiyorum.

Adaletin herkesi eşit tartması yetmez, onun adına konuşanların da tartı kadar dürüst olması gerekir.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü