sondakika.com
Son Dakika

Erdoğan’ın ekonomisi: Yüksek faiz, ağır borç, pahalı hayat

Konut kredisi faizleri yüzde 42’yi aşarken motorin 77 liraya dayandı, merkezi yönetim borcu 15,46 trilyon TL’ye çıktı. Dezenflasyonun maliyeti hanehalkından kamu bütçesine kadar ekonominin tüm kesimlerinde hissediliyor.

Fotoğraf: Bianet

Ekonomi yönetiminin enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeyi ve mali disiplini yeniden tesis etmeyi merkezine alan programının üçüncü yılı geride kalırken, hanehalkının karşı karşıya olduğu tablo hala sert.

Yıllık tüketici enflasyonu temmuzda yüzde 31,75’e geriledi. 2026 yılının ilk yedi ayında da enflasyon yüzde 19,86 oldu. Ancak konut kredilerinde sektörün ağırlıklı ortalama faizi ağustos ortasında yüzde 42 seviyesinin üzerine çıktı.

Motorinin litresi ise 27 Ağustos’ta gelen 5,36 TL’lik indirimin ardından bile İstanbul’da yaklaşık 77,4 TL seviyesinde. Merkezi yönetimin borç stoku da temmuz sonunda 15,46 trilyon TL’ye ulaştı.

Sadece halk değil devlet de yüksek faizle borçlanıyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası temmuzdaki toplantısında politika faizini yüzde 37’de tuttu. Banka, jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerinden enflasyon görünümüne yönelik riskleri artırdığına dikkat çekerken iç talepteki zayıflamanın da sürdüğünü belirtti.

Uzun vadeli borçlanma maliyetleri de yüksek. Türkiye’nin 10 yıllık devlet tahvili faizi 27 Ağustos itibarıyla yaklaşık yüzde 34,4 seviyesinde bulunuyor.

Bunun anlamı sadece özel sektörün değil, kamu kesiminin de yüksek nominal faiz ortamında finansman sağlamak zorunda olması.

Merkezi yönetim borç stoku 31 Temmuz itibarıyla 15,46 trilyon TL’ye yükseldi. Bunun 7,57 trilyon lirası TL, 7,89 trilyon lirası ise döviz cinsi borçlardan oluşuyor. Bir yıl önce aynı stok 12,05 trilyon TL seviyesindeydi.

Türkiye’nin dış borcu 20,5 milyar dolar artışla 539 milyar dolar oldu

Türkiye’nin kamu borcunun milli gelire oranı uluslararası karşılaştırmalarda hala görece düşük. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler Türkiye’dekinden daha borçlu seviyede.

Ancak yüksek faiz oranlarının bütçe üzerindeki maliyeti ve borç stokunun önemli bölümünün döviz cinsinden olması kırılganlığı artırıyor.

Bu baskı temmuz bütçesinde belirginleşti. Merkezi yönetim bütçesi ay boyunca 378,1 milyar TL açık verdi. Harcamalar geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık yüzde 60 artarak 1,79 trilyon TL’ye çıkarken gelirler yüzde 28,8 artışla 1,41 trilyon TL’de kaldı. Ocak-temmuz dönemindeki toplam açık 1,32 trilyon TL’ye ulaştı.

Faizde de durum iç açıcı değil. Temmuz ayında merkezi yönetimin faiz harcamaları 326,8 milyar TL’ye çıktı. Bu, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 142,8’lik artış anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, yalnızca bir aylık faiz harcaması temmuzdaki toplam bütçe açığına yaklaşmış durumda.

Bütçe ve faiz baskısının üzerine ABD-İran savaşının enerji fiyatlarında yarattığı dalgalanma eklendi.

Türkiye enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılıyor. Enerji Bakanlığı’na göre ülke toplam enerjisinin yaklaşık üçte ikisini dışarıdan alıyorve enerji ithalatına yılda 60-70 milyar dolar civarında kaynak harcıyor. Hürmüz Boğazı üzerinden doğrudan petrol tedarikine bağımlılık daha sınırlı olsa da küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş Türkiye’ye hızla yansıyor.

27 Şubat’ta İstanbul Avrupa yakasında motorinin litresi yaklaşık 60,4 TL idi. 27 Ağustos’ta, aynı gün yürürlüğe giren 5,36 TL’lik indirime rağmen fiyat yaklaşık 77,4 TL seviyesinde. Bu, altı ayda yaklaşık yüzde 28’lik artış demek.

Motorin özellikle önemli çünkü Türkiye’de karayolu taşımacılığına yüksek bağımlılık nedeniyle akaryakıt maliyetleri yalnızca otomobil sahiplerini değil, gıdadan perakendeye kadar ekonominin çok geniş bölümünü etkiliyor.

Temmuz enflasyon verileri de bunu gösteriyor. TÜFE aylık yüzde 1,78 artarken ulaştırma fiyatları yüzde 2,59 yükseldi ve aylık enflasyona en büyük katkılardan birini yaptı. Yıllık bazda gıda fiyatları yüzde 37,5, konut, su, elektrik ve diğer yakıtlar grubu ise yüzde 40,3 arttı.

Mehmet Şimşek programında üç yılın sonucu: Enflasyon hâlâ yüzde 31,75

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek buna rağmen dezenflasyon sürecinin sürdüğünü savunuyor. Şimşek, temmuz verilerinin ardından hizmet enflasyonundaki katılığın azaldığını belirterek hükümetin mali disiplin ve fiyat istikrarı hedefinden vazgeçmeyeceğini söyledi.

Yüksek faiz politikasının en görünür sonuçlarından biri konut finansmanında ortaya çıkıyor.

Merkez Bankası'nın verilerine dayanan hesaplamalara göre konut kredilerinde ağırlıklı ortalama yıllık faiz 14 Ağustos haftasında yüzde 42,03’e yükseldi. Mart başında aynı oran yüzde 34,2 düzeyindeydi.

Merkez Bankası’nın kullandığı bu oranlar, ilgili hafta içinde bankalar tarafından fiilen kullandırılan kredilerin ağırlıklı ortalamasını ve yıllıklandırılmış maliyetini gösteriyor.

Bu yükseliş, bir yandan konut fiyatlarının yıllardır hızlı arttığı, diğer yandan gelirlerin satın alma gücünün yüksek enflasyon nedeniyle aşındığı Türkiye’de ev sahibi olmayı daha da güçleştiriyor. Para politikasının enflasyonu bastırmak için sıkı kalması gerektiği sürece kredi maliyetlerinde hızlı bir normalleşme sağlamak da zor.

Ekonomi büyümeyi sürdürüyor, ancak hız da hükümetin hedeflediği seviyenin altında. Türkiye ekonomisi 2026’nın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Hükümetin yıl geneli için Orta Vadeli Program’daki hedefi yüzde 3,8. Haziranda sanayi üretimi de geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,4 geriledi.

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi verilerine göre 1 Ocak-21 Ağustos 2026 tarihleri arasında icra dairelerine 6 milyon 555 bin yeni dosya geldi. Bu, her gün yaklaşık 28 bin yeni icra dosyası açılıyor. Her 13 kişiden biri icralık.

Yılın ilk altı ayında 638 bin kişinin bireysel kredi, 836 bin kişinin ise kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe alındı.

Bu nedenlerle Türkiye’nin önündeki ekonomik denklem giderek zorlaşıyor. Faizleri erken düşürmek enflasyonu ve döviz talebini yeniden hızlandırma riski taşıyor. Faizleri uzun süre yüksek tutmak ise kredi maliyetlerini, bütçenin faiz yükünü ve ekonomik büyüme üzerindeki baskıyı artırıyor.

Bugün ekonomi yönetiminin önündeki temel soru yalnızca enflasyonun düşüp düşmeyeceği değil. Fiyat istikrarına giden yolun hanehalkı başta olmak üzere şirketler ve kamu bütçesi için ne kadar pahalı olacağı.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Bianet sayfasına gidin.

bianet.org · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü