Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Ağustos’ta imzalanan üçlü Mekke Ortak Savunma Anlaşması fikrinin nasıl ortaya çıktığı ve bu anlaşmaya giden süreçte hangi gelişmelerin etkili olduğu yönündeki soruya şöyle cevap verdi:BÖLGE MESELELERİNİ BÖLGE ÜLKELERİ ÇÖZERMekke Ortak Savunma Anlaşması fikri, bölgemizde yaşanan gelişmeler karşısında ortaya çıkan yeni şartların ve ortak sorumluluk anlayışının bir neticesidir. Biz her zaman bölge meselelerinin bölge ülkelerince sahiplenilmesi ve çözüme kavuşturulmasından yana olduk. Bölgenin meselelerini bölgenin kendi aktörleri çözmeliydi, bunun ilk adımını attık diyebiliriz.
Burada üç ülkenin bir araya gelmesinin ötesinde bölgemizin istikrarı, kardeş halkların huzuru bakımından tarihi bir sorumluluk üstlendik. Şunu da özellikle vurgulamak isterim ki bu anlaşma bölgemizde huzur ve istikrar isteyen tüm kardeş ülkelere de açık. Türkiye olarak biz, geçmişte olduğu gibi bugün de barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana tavır koymaya devam ediyoruz.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı da bu iradenin somut bir tezahürü olarak görüyor ve taraf ülke sayısını artırmaktan da çekinmiyoruz. Gözden Kaçmasın Hiç yerinde olmak istemeyeceğim kişi Haberi görüntüle TÜM BÖLGE ÜLKELERİ(Anlaşmanın, ABD ile İran arasındaki gerilimin seyriyle bağlantılı olup olmadığı) ABD ile İran arasındaki gerilimin seyri elbette bölgesel gelişmeler bakımından önemli. Ancak Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da yalnızca bu gerilimin ortaya çıkardığı konjonktürel bir gelişme olarak değerlendirmek ülkelerimizin siyasetini ve niyetini doğru anlamamak olur.
BM Şartı'nın 51'inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan bütün kardeş ülkelerin katılımına açıktır. Nitekim bizim vizyonumuz üç ülkeyle sınırlı kalmayarak daha da büyümek ve mümkünse bir gün bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanmasını sağlamaktır.EVVELİYATI VARDIRBugün attığımız adımın da evveliyatı elbette vardır. Çok uzun zamandan beri bu anlaşma, birlikte imza attığımız ortaklar ve diğer bölge ülkeleriyle görüşmelerimizde ele aldığımız konulardan birisini oluşturmuştur.
Türkiye olarak her zaman bölge ülkelerinin kendi iradesi ve ortak aklı belirleyici kılma yönünde politika yürütüyoruz. Dolayısıyla Mekke'de ortaya çıkan üçlü mekanizmayı, günübirlik gelişmelere verilmiş bir tepki olarak göremeyiz. Attığımız adım, değişen bölgesel şartlar karşısında ortaya konulan stratejik bir iradedir.KOLEKTİF CAYDIRICILIK(Anlaşmanın, savunma niteliği taşımakla birlikte, taraflardan birine yönelik herhangi bir saldırının üç tarafa birden yapılmış sayılacağıyla ilgili maddesi) Evet, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, isminden de anlaşılacağı üzere ortak bir savunma yaklaşımını temel almakta.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması her şeyden önce kolektif caydırıcılığı temel alan bir anlaşma. Güvenlik ve savunma iş birliğimizi ilerletecek, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirecek ve terörizmle mücadelede bizlere güç verecek bir anlaşma. Bu anlaşma ile hiçbir ülkeyi hedef almıyoruz, amaç sadece bölge huzuru, istikrarı ve halklarımızın refahı.
Anlaşma maddelerinde de açık, net ifade edildiği gibi burada esas olan, taraflardan herhangi birinin güvenliğine yönelik bir tehdidin diğer taraflarca da ortak bir güvenlik meselesi olarak değerlendirilmesidir. Ancak bunu yalnızca askeri bir hüküm şeklinde değerlendirmemek gerekir.AMACI GAYET AÇIKAnlaşmanın asıl amacı caydırıcılığı güçlendirmek, tarafların güvenliğini karşılıklı dayanışma anlayışı içerisinde tahkim etmek ve bölgesel istikrarı korumaktır. Türkiye’nin son yıllarda savunma ve güvenlik alanındaki atılımları herkes tarafından takdir ediliyor.
Bunları yaparken de kardeş ve dost ülkelerle iş birliklerimizi, anlaşmalarımızı yaparak, bölgenin barış ve istikrarını güçlendiren bir mahiyet kazandırıyoruz. Aynı zamanda, bu ittifaka imza atan ülkeler olarak birbirimize tehdit teşkil etmeyeceğimiz, aksine birbirimizin güvenliğini garanti etme taahhüdünde bulunduğumuz ve içeride birbirimizle dayanışma halinde olduğumuz mesajını veriyoruz. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın mesajı gayet açıktır; birimizin güvenliği hepimizin güvenliğidir.” - DHA Gözden Kaçmasın Şehit aileleri ile gaziler için yeni düzenleme Haberi görüntüle SORUMLULUK ÇAĞRISI- “(Hürmüz Boğazı’ndaki durum) Hürmüz Boğazı, bölgesel değil küresel önemi haiz bir nokta.
Küresel enerji arzı ve uluslararası ticaret bakımından da son derece stratejik bir geçiş noktası. Dolayısıyla burada yaşanabilecek herhangi bir gerilimin, etkileri itibarıyla yalnızca bölge ülkeleriyle sınırlı kalmadığını petrol fiyatlarıyla tüm dünya gördü, hissetti. Hürmüz Boğazı, küresel ekonominin adeta atardamarlarından biri olduğunu kanıtladı.
Bizim temennimiz ve beklentimiz, mevcut gerilimin bir an önce sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli, istikrarlı ve kesintisiz bir şekilde uluslararası ticarete hizmet etmesi yönünde. Bunun da gerçekleşmesi, tarafların sağduyulu davranmasına ve diplomasi kanallarının açık tutulmasına bağlı. Böylesine kritik bir su yolunun güvenliği konusunda bölge ülkelerinin sorumluluğu büyük.
Biz, bölgesel sahiplenmenin ve ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesinin, Hürmüz Boğazı’nın istikrarına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Hedef, Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve istikrarlı normal seyrine dönmesi ve bunun kalıcı hale gelmesi olmalıdır.”SURİYE’NİN BÜTÜNLÜĞÜ TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ - “(Suriye'deki değişim süreci) Türkiye olarak en başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü, siyasi birliğini ve egemenliğini savunduk. Suriye’nin maruz kaldığı savaş, terör ve istikrarsızlık, bütün bölgeye ağır bedeller ödetti.
Şimdi önümüzde yeni bir dönem var. Bu dönemin kalıcı barışa, istikrara ve yeniden imara vesile olması en büyük temennimiz. Suriye’nin kuzeyinde veya başka herhangi bir bölgesinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek yapılara da müsaade etmeyeceğiz.
Suriye’nin toprak bütünlüğü bizim için ne kadar önemliyse, Türkiye’nin milli güvenliği de o derece önemli.”FİLİSTİN’E GÜÇLÜ DESTEK - Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’la Ankara’da bir araya gelirken “Filistin’e destek olmanın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum” dedi. CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile Beştepe’de düzenlenen basın toplantısında şunları söyledi: “Türkiye olarak Filistinli kardeşlerimizle istişare halindeyiz, Filistin davasını iki devletli çözüm esasında ilerletiyoruz. Soykırımcı Netanyahu hükümeti tüm dünyanın gözleri önünde Batı Şeria ve Kudüs’teki hukuk dışı tasarruflarını sürdürüyor.
İşgal ve zorla göç ettirme maalesef katmerlenerek devam ediyor.Birleşmiş Milletler verilerine göre, sadece 2026 yılında yerleşimci terörü, yıkımlar ve tahliyeler nedeniyle yaklaşık 3 bin 800 Filistinli yerlerinden edildi. 100’e yakın Filistinli kardeşimiz katledildi. Bu durum sistematik bir işgalin ve Filistin yönetimini kendi topraklarında nefes alamaz hale getirmeye çalışan bir yıpratma stratejisinin ürünüdür.
Egemen Filistin Devleti’nin varlığı baltalanmaktadır. Gözden Kaçmasın Amedspor maçları Terörsüz Türkiye’ye katkı yapmalı Haberi görüntüle İNSANLIĞIN SORUMLULUĞUBunu görmezden gelmek, buna kayıtsız kalmak mümkün değildir. Ama tüm sindirme ve tehcir teşebbüslerine rağmen Filistin halkı dimdik ayaktadır.
Filistin’e destek olmanın başta İslam dünyası olmak üzere tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bu tablo karşısında Sayın Abbas’la görüşmemizde yapılabilecekleri değerlendirdik.Kendisiyle ikili ilişkilerimizin yanı sıra işgal altındaki Filistin topraklarındaki mevcut durumu ayrıntılı şekilde görüştük. Uzun bir süreden sonra Filistin’de gerçekleştirilecek yasama ve başkanlık seçimleri kararının hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Seçimlerin özellikle Filistinli kardeşlerimiz arasındaki uzlaşı sürecinin ilerletilmesine, Filistin halkının birlik ve beraberliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni ediyorum. SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZBugünkü görüşmemizde ayrıca, Mescid-i Aksa ve El Halil’de Hazreti İbrahim Camii başta olmak üzere Filistin topraklarındaki kutsal mekanlara yönelik saldırı, ihlal ve tahriklere karşı dayanışmamızı yineledik. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya ve diğer mukaddes mekanlarda statükonun değiştirilmesine yönelik provokasyonlara özellikle şiddetle karşıyız.
Şurası bir gerçek ki, Netanyahu hükümetinin amacı bölgede kaostan ve yeni çatışmalardan nemalanmak suretiyle Filistin’i insanlığın ortak gündeminden düşürmektir. Ne yaparlarsa yapsınlar bunda muvaffak olamayacak, onlar yok etmeye çalıştıkça Filistin davası gönüllerde büyümeye devam edecek. Türkiye olarak biz de Filistin davasını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edeceğiz.
1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin devletinin vücut bulması için kararlılıkla mücadele edeceğiz. GAZZE HALKI BARIŞ İSTİYORGazze’de ise tüm anlaşma ve uluslararası çabalara karşı çözümsüzlüğü şiar edinen bir İsrail yönetimiyle karşı karşıyayız. Filistinli kardeşlerimizin yapıcı tutumuna rağmen mevcut İsrail yönetimi uzlaşmaz ve saldırgan tavrını sürdürüyor.
Bir süreç daha önce söylediğim gibi kimin çatışmaların devamından, kimin de barıştan yana olduğunu göstermektedir. Gazze halkı barıştan yana olduğunu, barış istediğini, bu uğurda güçlü bir iradeye sahip olduğunu açıkça ortaya koymuştur.Gazze’de yeniden imar ve inşaat sürecinin başlatılması ve güvenliğin temini için gerekli koşullar bir an önce sağlanmalıdır.” ABBAS: GAZZESİZ FİLİSTİN DEVLETİ OLMAZ - Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas da toplantıda şunları söyledi: “Hastalarımızı, yaralılarımızı tedavi ettiğiniz için sizlere şükranlarımı iletiyorum. Çok önemli, verimli görüşmeler yaptık.
Sayın Cumhurbaşkanı’yla özellikle bölgedeki gelişmeler üzerinde durduk. Bunun yanında Türkiye-Filistin işbirliği üzerinde durduk ve aramızdaki diyaloğun artırılması konusunda görüş birliğine vardık. Ortak savunma konusunda da bildiğiniz gibi Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında bir anlaşma yapıldı.
Bu anlaşma bölgedeki istikrarın, güvenliğin sağlanması ve İslam ümmetinin çıkarlarını savunmak için bir başlangıç olsun. Gazze bölgesi Filistin Devleti’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Gazze’siz de bir devlet olamaz.İSRAİL PARAMIZA EL KOYUYORİsrail hükümeti, bildiğiniz gibi, paralarımıza el koymaktadır.
6 milyar 500 milyon dolara yakın paramız verilmemektedir. Dolayısıyla biz de yine aynı şekilde Gazze’de oradaki memurların bütün masraflarını, bütün aylıklarını ödemekteyiz. Ancak tabii ki para almadığımız için sıkıntılar yaşanmaktadır.
Topraklarımızda dimdik durmaktayız. Mutlaka İslami ve Hıristiyan kutsal mekânların korunması ve Filistinliler arasında birliğin sağlanması ve kapsamlı bir ulusal birliğin özellikle bu dönemde vücut bulması önem taşımaktadır. Biz tek devletiz, tek devlet olacağız.ERDOĞAN’A TEŞEKKÜRSayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir kez daha sizin halisane tutumunuzdan dolayı size şükranlarımı iletiyorum ve teşekkür ediyorum.
Halkımız bağımsızlığına, hürriyetine kavuşana kadar desteklerinizi beklemekteyiz.”Bülten Abonelik Formu