Bir ay önce birkaç gün içinde yaklaşık 72 bin kişinin Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya geçmesiyle patlak veren göç krizi, Madrid tarafından ilk kez açık biçimde uluslararası dezenformasyon ve hibrit savaş bağlamına yerleştirildi.
Başbakan Pedro Sánchez, Cadena SER radyosuna verdiği demeçte, 30-31 Temmuz'daki kitlesel geçişlerin ardından Rusya ve İsrail bağlantılı sosyal medya ağlarında İspanyol hükümetini hedef alan dezenformasyon kampanyalarının hız kazandığını söyledi. Sánchez, Avrupa Birliği'nin dış ilişkiler servisi EEAS'in araştırmalarına göndermeyle bu ağların "uluslararası aşırı sağ" ile birlikte hareket ettiğini ve göç krizini İspanya'yı istikrarsızlaştırmak ve Avrupa'yı göç politikası üzerinden bölmek amacıyla kullandığını savundu.
Madrid, krizin sorumluluğunu Fas'a yüklemiyor
Daha önce Sebte/Ceuta ve Melilla sınırlarını Avrupa Birliği üzerinde siyasi baskı aracı olarak kullandığı suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Fas bu kez Sánchez tarafından özellikle sorumluluk dışında tutuldu.
"Bu kriz Fas'a güvensizlikle değil, ancak iş birliğiyle çözülebilir" diyen Sánchez, göç akınının Rabat'la ilişkileri bozacak bir güvenlik krizine dönüştürülmesine karşı çıktı ve Ceuta için 168 milyon avroluk ek destek paketi açıkladı.
Bu yaklaşım, İspanya'nın göç yönetimini Fas'la sürdürülen stratejik işbirliğine dayandırmaya devam edeceğini gösterirken, krizin siyasi sorumluluğunu ise dış kaynaklı dezenformasyon kampanyalarına yöneltiyor.
Göç krizi "hibrit savaş" çerçevesine taşındı
Sánchez'in açıklaması, Sebte/Ceuta'daki olayları yalnızca düzensiz göç meselesi olarak değil, bilgi operasyonları, sosyal medya manipülasyonu ve aşırı sağ mobilizasyonuyla birlikte ele alan yeni bir güvenlik yaklaşımına dayanıyor.
Bu çerçevede hükümet, göç akını sırasında internette yaygınlaştırılan "Ceuta'ya geçenlerin geri gönderilemeyeceği" yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.
Madrid böylece Sebte/Ceuta krizini, Belarus'un Polonya sınırında ve son yıllarda Avrupa'nın doğu sınırlarında yaşanan göç krizlerine benzer biçimde, hibrit baskı araçlarının kullanıldığı daha geniş bir güvenlik sorunu olarak tanımlamaya yöneliyor.
Muhalefetteki muhafazakâr Halk Partisi (PP) ise hükümetin değerlendirmesine katılmıyor.
PP yöneticileri, Sebte/Ceuta krizinin Temmuz sonunda başlamadığını, yıllardır biriken göç baskısının sonucu olduğunu savunurken, Fas'ın Ceuta ve Melilla üzerindeki tarihsel hak iddialarının göz ardı edilemeyeceğini de öne sürüyor.