sondakika.com
Son Dakika

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada iki şüpheli hakkında tutuklama talebi

Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesiyle ilgili yeniden başlatılan soruşturmada, koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un da aralarında bulunduğu dört şüpheli hakimliğe sevk edildi

Fotoğraf: BBC Türkçe

Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada iki şüpheli hakkında tutuklama talebi

  • Yazan,BBC News TürkçeBildirdiği yer,Ankara
  • Yazan,BBC News Türkçe
  • Bildirdiği yer,Ankara
  • Yayın tarihi17 Eylül 2026Güncelleme 9 dakika önce
  • Okuma süresi 3 dk

Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın.

Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesiyle ilgili yeniden başlatılan soruşturmada, koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur'un da aralarında bulunduğu dört şüpheli hakimliğe sevk edildi.

TRT Haber'in aktardığına göre emniyetteki işlemlerinin ardından Silivri Adliyesi'ne getirilen Uğur ile Kozinoğlu'nun bir diğer koğuş arkadaşı emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım, "kasten öldürme" suçlamasıyla ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile dönemin cezaevi savcısı Necip Doğan'ın ise "suç örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuklanmaları talep edildi.

Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nde 12 Kasım 2011'de hayatını kaybetmişti.

17 Eylül sabahı Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul ve Ankara'da eş zamanlı operasyonlar düzenlendi.

Bu operasyonlarda emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ile dönemin iki savcısı gözaltına alındı.

Uğur ise şehir dışında bulunduğunu ve kısa süre içerisinde İstanbul'a döneceğini ve "Ne biliyorsak anlatacağız" diyerek ifade vereceğini söyledi.

Notbir haber sitesinde konuşan Uğur, "Günlerden beri FETÖ'cüler tarafından o kadar çok kirli bilgi yayılıyor ve dezenformasyon yapılıyor ki savcıların beni çağırması çok normal. Benim hiçbir şüphem yok, o gün de bildiklerimizi anlatmıştık, bugün de ne biliyorsak anlatacağız" dedi.

Uğur, 18 Eylül Cuma günü İstanbul Havalimanı'nda gözaltına alındı.

Kozinoğlu dosyasında adı neden geçiyor?

Kaşif Kozinoğlu, Odatv soruşturması kapsamında tutukluyken 12 Kasım 2011'de o dönemki ismiyleSilivri Cezaevi'nde fenalaştı ve ilk duruşmasına günler kala hayatını kaybetti.

Uğur ile Yıldırım, yaklaşık dokuz ay boyunca Kozinoğlu'yla aynı koğuşta kaldı.

Uğur geçmiş röportajlarında, Kozinoğlu'nu Harp Okulu yıllarından tanıdığını ve daha sonra Tunceli'de birlikte görev yaptıklarını söylüyor.

Kozinoğlu'nun ölümünün ardından kamera görüntüleri ve tıbbi belgeler incelendi; cezaevi, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşlarının ifadeleri alındı.

10 Nisan 2012'de ise takipsizlik kararı verildi.

Adli Tıp Kurumu'nun nihai değerlendirmesinde, Kozinoğlu'nun kronik iskemik kalp hastalığına bağlı doğan nedenlerle öldüğü sonucuna varıldı.

Ancak geçen yıllarda müdahalenin geciktiği, delillerin yeterince korunmadığı ve Kozinoğlu'nun cezaevi yönetiminden istediği belirtilen vitamin ilacının toksikoloji incelemeye konu edilmediği yönündeki iddialar tartışılmaya devam etti.

Dosya, bu yıl Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından yeniden incelendi.

Silivri Sulh Ceza Hâkimliği 26 Ağustos 2026'da takipsizlik kararını kaldırdı⁠.

Kozinoğlu'nun mezarı da kesin ölüm nedeninin ve üçüncü kişi müdahalesi bulunup bulunmadığının araştırılması için açıldı.

Uğur ise Kozinoğlu'nun son saatlerine tanıklık eden iki koğuş arkadaşından biriydi.

Kendi anlatımına göre Kozinoğlu'nun rahatsızlanması üzerine yardım çağrısında bulundu ve Kozinoğlu'nun istemesi üzerine ona bir dilaltı hapı verdi.

Son geceyi nasıl anlattı?

Uğur, gözaltı kararından önce 10 Eylül'de Odatv'ye verdiği röportajda⁠, Kozinoğlu'nun duş aldıktan ve kahve aldıktan sonra göğsünü tutarak kendisine seslendiğini anlattı.

Kendisi ve Yıldırım'ın acil durum düğmesine defalarca bastığını, kapıya vurduğunu ve yardım istediğini söyledi.

Kozinoğlu'nun o sırada ayakta olduğunu, sedyeye binmek istemediğini ve koğuştan çıkarılırken kendisine seslendiğini aktardı.

Uğur röportajda, Kozinoğlu dosyasının yeniden açılmasını ve ayrıntılı bir şekilde incelenmesini desteklediğini belirtti.

Hasan Atilla Uğur, 19 Aralık 1957'de Ankara'da doğdu.

Kuleli Askeri Lisesi'nin ardından Kara Harp Okulu'nu bitirdi ve 1979'da jandarma teğmen olarak mezun oldu.

Doğu ve Güneydoğu'daki çeşitli birliklerde görev yaptı.

Kamuoyunda en çok, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın 1999'da İmralı'da sorgulanmasında görev alan heyette yer almasıyla tanındı.

Daha sonra bu süreci anlatan kitaplar yayımladı.

Uğur, 2002-2004 arasında Jandarma Teknik İstihbarat Daire Başkanlığı yaptı.

Ardından Kocaeli İl Jandarma Komutanı ve Çanakkale Jandarma Eğitim Alay Komutanı olarak görev yaptı ve 2007'de albay rütbesiyle kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

Uğur, Teknik İstihbarat Daire Başkanı olduğu dönemde Gülen yapılanması hakkında bir rapor hazırlayıp üst makamlara sunduğunu, ancak uyarılarının dikkate alınmadığını söylüyor.

Ergenekon davasında ne oldu?

Uğur, 1 Temmuz 2008'de Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı ve tutuklandı.

2013'te hükümeti devirmeye teşebbüs, kişisel verileri hukuka aykırı elde etmek ve Ateşli Silahlar Kanunu'na muhalefet suçlarından toplam 29 yıl üç ay hapis cezasına çarptırıldı.

Yaklaşık beş yıl sekiz ay tutuklu kaldıktan sonra Mart 2014'te tahliye edildi. Yargıtay 2016'da Ergenekon davasındaki hükümleri bozdu.

Yeniden görülen davada mahkeme, 2019'da bütün sanıkların "Ergenekon silahlı terör örgütü" suçlamalarından beraatine⁠ karar verdi.

Uğur hakkındaki beraat kararı 4 Kasım 2019'da kesinleşti.

Uğur ise Ergenekon sürecini Gülen yapılanmasının Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik bir operasyonu olarak nitelendiriyor.

Kızıltepe JİTEM davası ve siyasete geçiş

Uğur'un adı, 1990'larda Mardin'in Kızıltepe ilçesinde 22 kişinin zorla kaybedilmesi ve öldürülmesi iddialarıyla açılan JİTEM davasında da geçti.

Uğur o dönemde Kızıltepe İlçe Jandarma Komutanıydı.

Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi 2019'da⁠, Uğur ve dönemin Diyarbakır İl Jandarma Komutanı Eşref Hatipoğlu hakkında suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Yedi sanık hakkındaki öldürme davaları ise 20 yıllık zamanaşımı nedeniyle düştü.

Müşteki ailelerin avukatları yargılama sırasında zamanaşımı uygulanmasına karşı çıktı ve olayların insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilmesini istedi.

Uğur, cezaevindeyken 2011 genel seçiminde Antalya'dan bağımsız milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi.

Daha sonra İşçi Partisi'ne, partinin adının değişmesiyle Vatan Partisi'ne katıldı ve genel başkan yardımcılığı yaptı, 2018'de partiden istifa etti.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için BBC Türkçe sayfasına gidin.

www.bbc.com · Haberi kaynağında oku

Aynı gelişmeyi verenler

7 kaynak

Dünya haberleri

Tümü