Türkiye’de emeklilik, milyonlarca yurttaş için dinlenme dönemi olmaktan çıktı. Artan yaşam maliyetleri ve yetersiz emekli aylıkları nedeniyle çok sayıda emekli yeniden çalışmak zorunda kalıyor. Kimi sokak sokak dolaşıp karton topluyor, kimi pazar tezgâhında, kimi garsonluk ya da bulaşıkçılık yapıyor.
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) Şubat 2026 verilerine göre, Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödeyerek kayıtlı çalışan emekli sayısı 2 milyon 130 bin 20’ye ulaştı. Bu sayı 2020’de 746 bin 766 düzeyindeydi. Son altı yılda çalışan emekli sayısındaki yüzde 185’lik artış, emeklilerin geçim mücadelesini gözler önüne seriyor.
TÜİK’in en güncel yaşlı nüfus verilerine göre de 65 yaş ve üzerindeki nüfusun yüzde 13.1’i işgücünde yer alıyor. Bu tablo sokakta kendini gösteriyor. Emeklilerin ortak gerekçesi ise aynı: Maaş temel ihtiyaçları karşılamıyor.
Kira, elektrik, doğalgaz, ulaşım, gıda ve ilaç giderleri karşısında emekli aylıkları kısa sürede tükeniyor. Gününü karton toplayarak geçiren bir emekli, “Emekli maaşıyla ay sonunu getiremiyorum. Yıllarca çalıştım, şimdi dinlenmek yerine geçinebilmek için yeniden çalışıyorum.
Faturalarımı ödeyebilmek için başka çarem yok” diyor. AÇLIK SINIRINDA ÜCRET Bir esnaf lokantasında bulaşık yıkayan başka bir emekli ise “Emekli oldum ama maaşım yetmediği için çalışıyorum. Gün boyu ayakta kalıyorum.
Ancak insan emekli olunca torunlarıyla vakit geçirmek istiyor” diyor. Tüm Emeklilerin Sendikası İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Semra Süren, emeklilerin ileri yaşlarına rağmen ağır ve güvencesiz işlerde çalışmaya mecbur bırakıldığını söyleyerek şu yorumu yapıyor: “Emekliler iktidarın politikaları nedeniyle güvencesiz bir yaşama mahkûm ediliyor. Açlık sınırı altında bir ücret alıyor.
İnsanca bir yaşam emeklinin hakkıdır. Bu sömürü düzenini ancak örgütlü mücadele ile aşabiliriz.”