11 Eylül 1965 günü Milliyet gazetesinde bir ölüm ilanı yer alır. İlana konu olan kişinin 10 Eylül günü yaşamını yitirdiği, ertesi gün de Aksaray Valide Camisi’nde kılınacak namazın ardından aile kabristanına defnedileceği belirtilir. İsmi, Şekibe Galatalı’dır.
Olasıdır ki o gün bu ilanı görenler için “Şekibe Galatalı” ismi de bir anlam ifade etmez. Öte yandan Şekibe Hanım’ın ismine İlhan Selçuk’un “Yüzbaşı Selâhattin’in Romanı” eserinde denk geliriz. Kitabın satır aralarında şöyle bir ifade yer alır: “İstanbul'a varınca önce müstahkem mevki kumandanı Miralay Galatalı Şevket Bey’le görüştüm.
Şevket Bey konuşmamız arasında bana bir kart vererek, bunu Bursa Kız Muallim Mektebi müdürü Şekibe Hanım’a vermemi, bu kadının bize çok hizmet edebileceğini söyledi. Bursa’ya dönünce İstanbul'da Albay Galatalı Şevket Beyin verdiği kartı Kız Öğretmen Okulu müdürü Şekibe Hanım’a gönderdim. Benimle ne vakit görüşebileceğini sordurdum.
Gelen cevaba göre hava karardıktan sonra okula gittim. Görüştük. Sonuçta başta öğretmenler, sonra öğrenci kızlar ve anneleri olmak üzere iç istihbarat ve propaganda yapmaya karar verdik.
Nasıl çalışacağımızı ve nasıl ilişki kuracağımızı düzenledik. Gerçekten Şekibe Hanımın başkanlığındaki bu örgüt kısa sürede büyük hizmet yaptı.” Kitapta sözü edilen okul müdiresi ölüm ilanındaki kişidir. “Şekibe Ali” olarak bilinen, soyadı kanunundan sonra “Ögel”, evlendikten sonra da “Galatalı” soyadını alan bu kadın Bursa’da Kuvayi Milliye için yaptığı çalışmalarla Kurtuluş Savaşımızın da görünmez kahramanlarından biri olur.
Şekibe Ali’nin babası aslen Fransız’dır. 1880’lerin sonunda İstanbul’a gelir. Müslümanlığı seçer.
“Ali” adını alır, Adana-Mersin demiryolu işletmesinde çalışırken Adana’nın seçkin ailelerinden birinin kızı olan Fatma Hanım ile evlenir. Bu evlilikten de dört çocukları olur ve Şekibe Ali de 1890 yılında dünyaya gelir. Şekibe Ali, Aksaray’daki Kız (İnas) Sanayi Okulu’nu, sonra İnas Rüştiyesi’ni ve sonra da Kız Öğretmen Okulu’nu (Darülmuallimat) bitirir.
Ardından Süleymaniye ve Cihangir’de kız rüştiyelerinde öğretmenlik yapar. Önemli bir ilki de gerçekleştirir. 24 Ekim 1914 günü Osmanlı’da bir eğitim hamlesi başlar ve Zeynep Hanım Konağı’nda İnâs Darülfünunu açılır.
Okul, üç yıllık bir yükseköğrenim kurumudur. Şekibe Ali de bu okula kayıt yaptıran ilk öğrenci olur. Üç yılın ardından da okulu birincilikle bitirerek diploma alan ilk kız öğrenci unvanını edinir.
DERGİ ÇIKARIYOR II. Meşrutiyet ile birlikte Osmanlı kadını daha fazla hak ve özgürlük arayışına girer. Şekibe Ali de 1914’te ablası Adile (Necati Pankoğlu) ile ilk kadın dergilerinden “Seyyale”yi çıkarır.
22 Mayıs 1914 günü yayımlanan bu derginin mesul müdürü Şekibe Ali, imtiyaz sahibi ise ablası Adile Hanım ve başyazarı da Salime Servet Seyfi olarak yer alır. Tek bir sayı çıkabilen bu dergide “kadın” ve “eğitim” konularına eğilir. Tevfik Fikret’in şiirlerinden etkilenen, yüreği vatan sevgisiyle çarpan Şekibe Ali de “Vatan Elemleri” adlı şiiriyle dergiye katkı sağlar.
Şekibe Ali, 1917’te Balıkesir, 1918’de de Bursa Kız Öğretmen Okulunun müdürlüğünü üstlenir. Mustafa Kemal Paşa’nın 27 Aralık 1919 günü Ankara’ya ulaşmasının ardından Şekibe Ali de Mustafa Kemal Paşa’ya destek verir. Bursa’da örgütlenmeyi sağlar, Ankara ile irtibatın kurulabilmesi için öğretmenleri, öğrencileri ve velileri organize ederek propaganda ve istihbarat çalışmalarında bulunur.
Aynı zamanda Bahriye adında bir öğretmen de kendisine yardım eder. Bugün unutulan bir kitapta, 1952’de Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan Türk Kahramanlığı adlı kitapta kendisinden övgüyle söz edilir: “Bursa’da Şekibe ve Bahriye isminde iki Türk kadını ortaya atıldı. Bu genç Türk anneleri ve öğretmenleri vatan sevgisi ile kültürlü zekâlarını birleştirerek, bir istihbarat teşkilatı kurarak kötülükleri henüz tohum halindeyken imha edeceklerdi.
Muallim mektebinin yurtsever talebeleri, müdirelerinden aldıkları ilham ile hareket ediyordu. Artık İstanbul’da olup bitenlerden Ankara günü gününe haberdar ediliyor, mukabil ve müspet propaganda tesirini göstererek her tarafta Kuvayi Milliye Teşkilatı kuruluyordu” Şekibe Ali’nin Mustafa Kemal Paşa için Bursa’da çalışması İstanbul’daki Damat Ferit Paşa hükümetinin kulağına gider ve görevden alınır. ZÜBEYDE HANIM İLE İLİŞKİSİ Şekibe Ali’nin ablası Adile Hanım ise Yüzbaşı Necati (Pankoğlu) ile evlenir.
Yüzbaşı Necati, Mustafa Kemal Paşa ile 1911 Trablusgarp Savaşı’ndan başlayarak birçok cephede birlikte bulunmuş bir isimdir. Öyle ki Balkanların kaybedilmesiyle Zübeyde Hanım’ı Selanik’ten İstanbul’a zorlu bir tren yolculuğu ile getiren kişi de odur. Bu nedenledir ki Zübeyde Hanım’ın Yüzbaşı Necati Bey’le yakın bir ilişkisi başlar.
Eşi Adile Hanım’ı da hakeza… Şekibe Ali de İstanbul’da bulunduğu dönemde ablası Adile ile birlikte Zübeyde Hanım’ın yaşadığı Akaretler 76 numaradaki evini sık sık ziyaret ederek elini öper, bir ihtiyacı olup olmadığını sorar. EVLİLİK VE SON YILLARI Şekibe Ali, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Kandilli Kız Orta Mektebi’nde öğretmenlik yapar.
40 yıl boyunca da öğretmenliği sürdürür. Emeklilik günlerinde bir gün Kadıköy Vapuru’nda Şevket Bey’e denk gelir. Karakol Cemiyetinin kurucularından olan ve birçok cephede çarpışan Şevket Galatalı ile uzun yıllar öncesinde tanışıklıkları vardır.
İkili, gençliklerinde birbirini sevmiş, evlenmek istemiş ancak Şekibe Ali’nin ailesi razı gelmemiştir. Vapurdaki bu karşılaşma 40 yıl sonra onları yeniden bir araya getirir, yarıda kalan bu aşk hikayesi tamamlanır. Sade bir nikah ile evlenirler.
İstanbul Göztepe’de Sümer Sokak’ta sekiz numaralı evde otururlar. Şekibe Ali, İnas Darülfünunu’na ilk giren ve ilk mezun olan kadın olarak Türk kızlarına örnek olurken 40 yıl boyunca da öğrenci yetiştirir. Kurtuluş Savaşı sırasında Bursa’da toplumu örgütleyerek istihbarat toplayıp ve propaganda yaparak bağımsızlık yürüyüşünün görünmeyen kahramanlarından biri olur.