Belediye operasyonlarının başladığı günden beri vurguladığımız başlıca unsurlardan biri şuydu: Milletin iradesiyle seçilmiş belediye başkanlarını kadrosuyla birlikte “suç örgütü üyesi”, “çete lideri” diye tutuklamak çok ağır bir durum! Kimse dokunulmaz değildir. Elbette belediye başkanları hakkında da soruşturma açılabilir.
Ancak şu an yapılan fiilen infaz. 21 Ekim 2025’te hazırlanan, 5 Kasım’da kabul edilen “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü” iddianamesinde bir numaralı sanık doğal olarak davaya adını veren Aziz İhsan Aktaş ’tı. Hakkında istenen hapis cezası 704 yıldı!
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar , Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ’le birlikte 40’ı tutuklu 200 sanık yargılandı. Silivri Mahkemesi önceki gün kararını verdi: Örgüt yoktur! Eee?
O nedenle örgüt lideri olarak yargılanan Aziz İhsan Aktaş beraat etmiştir! Sonra? Ancak belediye başkanları rüşvet, görevi kötüye kullanma gibi suçlar işlemiştir.
Tümünün 10 aydan 22 yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırılmasına... *** Hukuk devleti olmak bir yana kanun devleti kavramıyla bile örtüşmeyen bir durumla karşı karşıyayız. Aylarca iktidar medyası haberlerini hep “çete üyesi belediye başkanları” diye kurdu. Yerel mahkeme “Çete yoktur” deyince dün şu başlıkta birleşmişler: Rüşvet çarkına hapis!
Hüküm bunun üzerine kuruldu ama dosyalar dikkatle incelendiğinde adil bir üst yargılamanın bu hükümleri de bozma olasılığı çok yüksek. Zira bu iddiaların büyük bölümü itirafçı ya da gizli tanık beyanlarına dayandırıldı. İBB yargılamasında görüldüğü gibi onların da çoğu ilk şaşkınlıkla verdiği ifadesini ya değiştirdi ya geri aldı.
Kanun devleti derken... “Örgütlü suçlar” kapsamında görülen davaların ruhu ayrı. Örneğin etkin pişmanlıktan yararlanmak için kanuna göre örgüt hakkında tatmin edici bilgiler vermek gerekiyor.
O pişmanlar şimdi olmayan örgütün mü bilgilerini vermiş oldular? Aziz İhsan Aktaş’ın çalışma alanını en genel tanımla şöyle özetleyebiliriz: Bütün işlerinin üçte biri CHP’den seçilen belediye başkanlarıyla üçte ikisi AKP’den seçilenlerle ve bakanlıklarla! Toplumun vicdanına sesleniyoruz: İhaleleri almak ve devamındaki işleri yürütmek için suç örgütü kurduğu iddia edilen kişi sadece CHP’li başkanlarla mı yolsuzluğa bulaşmış?
İkinci bir soru daha: CHP dışındaki işlerin biriyle ilgili soruşturma açtınız mı? *** Yeri gelmişken bir anekdot paylaşalım. Bir müfettiş İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iştirakleriyle ilgili inceleme yaparken “Şu alandaki ihalelerin 2019 sonrasındaki dosyalarını getirin” demiş. Görevli dosyaları getirdikten sonra sormuş; “Bu ihaleler 2008’den itibaren aynı yöntemle yapılıyor.
O yılları da getireyim mi?” Müfettiş, “Yok istemez, sadece 2019 sonrasına bakacağız” yanıtını vermiş! Aslında durumun özeti bu. Önceki gün sonuçlanan davanın tanımı da şu: Aziz İhsan Aktaş’ın beraat ettiği Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası!
Sadece bu cümleyi yazmak bile her şeyi anlatmaya yetiyor. Sırada İBB davası var. 3741 sayfalık bu iddianamenin birinci sayfasında birinci bölümün başlığı şu: İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütünün Yapılanması ve Özellikleri!
Aktaş’ı beraat ettiren yargı İmamoğlu için nasıl işleyecek? Bu kadar ağır hukuksuzluk ancak millet iradesiyle aşılabilir!