sondakika.com
Son Dakika

Okyanusun devleri Ege kıyılarında neden can veriyor?

İzmir’in Çeşme ve Karaburun sahillerinde yeniden görülen toplu orkinos ölümlerinin, iklim kriziyle yükselen deniz suyu sıcaklıklarının tetiklediği Lactococcus garvieae bakterisi ve bölgedeki balık çiftliklerinin yarattığı çevresel kirlilikten kaynaklandığı belirtilirken, uzmanlar halkı tehlikeli…

Fotoğraf: Cumhuriyet

Suşi menülerinin vazgeçilmezi olan mavi yüzgeçli orkinoslar (ton balığı), lezzetlerinin ötesinde biyolojik yapılarıyla da bilim insanlarını ve doğa tutkunlarını şaşkına çevirmeye devam ediyor. İşte okyanusun derinliklerinde saatte 70 kilometre hıza ulaşabilen bu olağanüstü canlılar hakkında çarpıcı gerçekler...

Bir orkinosun vücut yapısı kusursuz bir hidrodinamik tasarıma sahiptir. Denizin içinde adeta bir torpido gibi süzülen bu balıklar, suyun direncini minimuma indiren özel yüzgeçleri sayesinde akılalmaz hızlara ulaşırlar.

Göz Kamaştıran Hız: Avlanırken veya tehlikeden kaçarken hızları saatte 70-80 kilometreye kadar çıkabilir.

Kıtalararası Yolculuk:Pasifik orkinosları, yumurtlamak ve beslenmek için okyanusu bir uçtan diğer uca aşarak on binlerce kilometrelik göç yolları çizerler.

Durursam Ölürüm:Solungaçlarından oksijen geçişini sağlamak için hayatları boyunca ağızları açık yüzmek zorundadırlar; eğer dururlarsa boğulurlar.

Mavi yüzgeçli orkinos, denizlerin açık ara en değerli canlılarından biridir. Tokyo'daki meşhur Toyosu balık halindeki Yeni Yıl açık artırmalarında, tek bir devasa orkinosun 3 milyon doları aşan fiyatlara alıcı bulduğu kayıtlara geçmiştir. Ancak bu yüksek talep, okyanusun bu kusursuz avcılarını aşırı avlanma tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.

Japonya'daki restoranlarda milyonlarca dolara alıcı bulan mavi yüzgeçli orkinosların tabağa gelmeden önceki hayatı, kelimenin tam anlamıyla bir doğa belgeselini aratmıyor. Çoğumuz onları lüks suşi menülerinden veya ihracat rakamlarından tanıyoruz. Ancak balıkçılık ağlarının ötesine, denizin derinliklerine baktığımızda; Türkiye kıyılarının bu devasa canlılar için hayati bir "doğumhane" olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz.

İşte okyanusların en hızlı ve sıcakkanlı avcılarının Ege ve Akdeniz sularındaki gizli biyolojik yaşamı...

Mavi yüzgeçli orkinoslar (Thunnus thynnus), kış aylarını Atlas Okyanusu'nun soğuk ve derin sularında geçirirler. Ancak bahar ayları geldiğinde, içgüdüsel bir çağrıyla Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e doğru destansı bir göçe başlarlar.

Bu göçün en önemli duraklarından biri Türkiye'nin Akdeniz kıyıları, özellikle de Antalya Körfezi ve Doğu Akdeniz havzasıdır. Bu bölgelerin su sıcaklığı ve tuzluluk oranı, orkinosların yumurtlaması ve yavruların hayatta kalması için dünya üzerindeki en ideal şartları sunar. Okyanusu aşan bu dev balıklar, nesillerini devam ettirebilmek için her yıl ısrarla bizim sularımıza dönerler.

Orkinoslar sadece değerli bir ticari ürün değil, aynı zamanda denizlerimizin ekolojik dengesini sağlayan en önemli "tepe yırtıcılar" (apex predators) arasında yer alıyor.

Dengeleyiciler: Sardalya, uskumru, kolyoz ve mürekkep balığı gibi türlerle beslenerek alt basamaktaki popülasyonların aşırı artmasını ve deniz ekosisteminin çökmesini engellerler.

Sağlık Göstergesi: Bir denizde orkinos sürülerinin varlığı, o bölgenin biyolojik çeşitliliğinin, oksijen miktarının ve genel besin ağının sağlıklı olduğunun en büyük kanıtıdır.

Okyanusun Pompaları: Boğulmamak için hayatları boyunca hiç durmadan saatte onlarca kilometre hızla yüzmek zorunda olan orkinoslar, derin sularla yüzey arasında besin ve enerji döngüsünün sağlanmasında adeta bir pompa görevi görürler.

GELECEKLERİ NEDEN HÂLÂ TEHDİT ALTINDA?

Geçmiş yıllardaki aşırı avlanma baskısı, uluslararası sıkı kotalar (ICCAT kararları) sayesinde bir nebze olsun kırıldı ve Akdeniz'deki orkinos popülasyonunda sevindirici bir toparlanma gözlemlenmeye başlandı.

Ancak günümüzde deniz biyologlarını endişelendiren yeni bir tehlike var: İklim değişikliği. Deniz suyu sıcaklıklarındaki anormal artışlar, orkinosların binlerce yıldır kullandığı geleneksel yumurtlama alanlarının şartlarını değiştiriyor ve avlandıkları yem balıklarının göç yollarını etkiliyor. Eğer Akdeniz'in ekolojik dengesi ve su kalitesi korunamazsa, Türkiye kıyılarına emanet edilen bu okyanus mucizeleri bir gün sularımızı kalıcı olarak terk edebilir.

ORKİNOSLAR NEDEN TEKRAR KIYIYA VURUYOR?

Orkinosların Ege Denizi'ndeki gizemli sonu, bölge halkında ve uzmanlarda büyük bir endişe yaratıyor. Geçtiğimiz yıl İzmir'in Çeşme ve Karaburun sahillerine vuran 1.500'den fazla ölü orkinosun ardından, bu yaz kabus yeniden başladı. Peki, okyanusların bu kusursuz ve güçlü avcılarını Ege'nin sularında ölüme sürükleyen şey ne?

SICAK SUYU" FIRSAT BİLEN ÖLÜMCÜL BAKTERİ

Yayımlanan çalışmalara göre, bu toplu ölümlerin bir numaralı faili "Lactococcus garvieae" adlı bir bakteri.

Ancak bu bakteri tek başına hareket etmiyor; asıl gücünü deniz suyu sıcaklıklarından alıyor. Bakteri, su sıcaklığı 15-16 derecenin üzerine çıktığında tehlikeli hale geliyor. İklim değişikliğinin etkisiyle Ege Denizi'nde yaz aylarında su sıcaklığının 22-25 derecelere kadar ulaşması, hastalığın hızla yayılması için ideal bir kuluçka makinesi işlevi görüyor. Bakteri, önce balığın kalp, karaciğer ve dalak gibi iç organlarını vuruyor, son aşamada ise deride kurumalara ve pul dökülmelerine yol açarak balığı ölüme terk ediyor.

KİRLİLİK VE SICAKLIĞIN "ÖLÜMCÜL İTTİFAKI"

Bu ölümlerin sadece doğanın bir cilvesi olduğunu söylemek zor. Türkiye'deki beş büyük orkinos çiftliğinden dördü Çeşme Yarımadası etrafında bulunuyor. Özellikle Gerence ve Ildır körfezleri gibi su sirkülasyonunun zayıf olduğu kapalı alanlarda yoğunlaşan çiftlikler, deniz ekosistemine ağır bir organik yük bindiriyor.

Çiftliklerdeki yemleme faaliyetlerinden arta kalan atıklar ve denizdeki kirlilik, yükselen su sıcaklığıyla birleşince balıkların bağışıklık sistemini çökertiyor. Uzmanlar, bu durumun Ege'nin mavi sularında bakterinin yayılmasına dolaylı yoldan mükemmel bir ortam hazırladığını belirtiyor.

SAKIN DOKUNMAYIN VE YEMEYİN!

Kıyıya vuran yüzlerce kiloluk balıkları gören bazı vatandaşların bu balıkları evlerine götürme veya tüketme eğilimi göstermesi yetkilileri alarma geçirdi. Çeşme Yarımadası Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) ve su ürünleri uzmanları, halkı kesin bir dille uyarıyor: Hastalıklı ve ölü balıklara kesinlikle temas etmeyin ve tüketmeyin. Bakteriyel bir enfeksiyon sonucu ölen bu canlıların tüketilmesi, insan sağlığı açısından ciddi ve öngörülemez riskler taşıyor.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü