YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Üsküdar İskele Meydanı'nda gerçekleştirilen "Karar Milletindir, Üsküdar Milletindir" mitinginde konuştu. Özel kürsüye çıkarak şu ifadeleri kullandı:
"İftiracılara inat arkadaşlarını, dostlarını satmayanların meydanıdır bu meydan. Bu meydana güç verenlere selam olsun.
Hiçbir darbenin arkasında durmadık. Hiç sevmediğimiz birine de yapılsa millete, sandığa saygıdan tüm darbelere karşı çıktık, karşı çıkmaya devam edeceğiz.
Birileri milletin seçtiğine değil de kendi istediğine karar vermeye, birileri sandığa hükmetmeye, sandıkta verilen kararı çeşitli zorlarla değiştirmeye karar veriyor.
Buradan Erdoğan'a sesleniyorum: Bu mu senin demokratlığın, bu mu senin gücün, yazıklar olsun!"
2 gün önce savcılığa çağrılan Onur Bayav, tutumunu değiştirdi. Partisini, iradesini hiç beklenmeyecek şekilde fesada uğrattı. Üsküdar'ın verdiği emanete ihanet etti. Yaptığımız suç duyurusunu sonuna kadar takip edeceğiz.
5 Ağustos'ta kazandığımız seçimden sonra 7 belediye meclis üyemiz, 'avukatsız gel' denilerek adliyeye çağrılmıştır. Savcı yargıdır, önüne iş gelirse yapar. Kazanılmış bir seçimden sonra yapılacak bir seçime doğru 7 belediye meclis üyesini savcılığa çağırıp konuşmak, onlara telkinde bulunmak, tehditte bulunmak tamamen yargı erkinin yürütmenin emrine, Üsküdar belediyesindeki görevdeki kişilerin aleyhine siyasete alet edilmesidir.
Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Burası Üsküdar, ben Üsküdar’a, ben Sinem başkana, millete güveniyorum. Güveniyorsan çık karşımıza yenileyelim seçimleri. Belediye meclisinde adam satın alarak, yargı gücüyle o bir seçim başarısı da değil, kendine güvenen karşımıza çıksın.
Buradan açıkça söylüyorum; Erdoğan ve AK Parti siyaseti, arkamızdaki 15 Temmuz Köprüsü’nün gerçekliği kadar tükenmiştir. Bu köprünün 30 yıllık gelirini satıp seçim kazanmayı hedef koyan, seçimi kazanmak için para arayan onun için bu köprünün 30 yıllık gelirinin, 3-5 yıllık peşini bir kerede veren, daha doğmamış çocuğun hakkını 30 yıl sonradan alan, bugün siyasetine kaynak arayan bir iktidarın ayakta kalması mümkün değildir. And olsun ki 59 liraya geçilen köprüyü satıp, 250 lira geçiş yaptırmayı kafaya koyanlara, bunun parasını İngiliz’e, Fransız’a teklif edenlere. Karşılığında 'bir 5 yıl daha' diyenlere and olsun ki AK Parti’nin kara düzeni yıkılacak, YENİ Parti’nin yeni düzeni kurulacaktır.
Eski siyasetin pili bitmiştir, biz eskimiş, köhnemiş siyaseti geride bıraktık. Milletin desteğiyle yeni bir yola çıktık. Yeni bir parti kurduk. YENİ Parti’nin kuruluş talimatı, millettendir. YENİ Parti’nin adını koyan sizsiniz. YENİ Parti’nin bütçesini yapan sizlersiniz. YENİ Parti, Türkiye’nin yeni umududur.
Eski siyaset, ‘ben kazanayım’ der; yeni siyaset, ‘millet kazansın’ diyor. Eski siyaset, ‘devlet benim’ diyor, yeni siyaset, ‘devlet milletindir’ diyor. Eski siyaset, ‘ben gidersem ülke biter’ diyor, yeni siyaset, ‘sen gidersin Türkiye kalır. İktidar değişir, cumhuriyet kalır’ diyor.
Özel, ilan edilen seçim tarihinden üç gün önce üç belediye meclis üyesinin oy kullanamasın diye gözaltına alındığını, iki belediye meclis üyesinin daha sonra tutuklandığını anımsatarak İstanbul Valisi Davut Gül'ün tutumunu eleştirdi.
'PAZARA KADAR İÇERİDELER DİYE CUMARTESİYE SEÇİM KOYMUŞSUN'
"İstanbul Valisi hiç utanmadan, sıkılmadan eleştirilere, ‘Ben ne yapmışım?’ diyor ya... Bak ne yapmışsın? İçeride belediye meclis üyeleri pazara kadar duracak diye cumartesiye seçim koymuşsun. YENİ Parti İl Başkanı Özgür Çelik, partisinin hakkını ve hukukunu, Dedetaş’ın hakkını ve hukukunu, Üsküdar’ın hakkını ve hukukunu savunamasın diye ‘Grubu bulunmayan parti, belediye binasına giremez’ diye yazı yazmışsın.
Sonra biz buna karşı aslanlar gibi parti disiplini içinde, görev bilinci içinde duran üç arkadaşımıza grup kurdurmuşuz başkan ve parti seçimlere girebilsin diye. O İstanbul Valisi yeni yazı yazmış, ‘Hiçbir parti girmeyecek’ diye...
‘VALİ, AK PARTİ'NİN İL BAŞKANINDAN ÇOK AK PARTİ'YE ÇALIŞTI’
Bir de soruyor İstanbul Valisi; ‘Ben ne yapmışım?’ Ne yapacaktın? AK Parti’nin ampul bayrağı ile İstanbul’da şehir turu mu atacaktın? Yazıklar olsun. Seni ‘devletin valisi’ diye o makamlarda oturup da hükümetin valisi olana, AK Parti’nin il başkanından çok AK Parti’ye çalışan valiye yazıklar olsun. Türkiye’de görevini devlete sadakatle yapan kaymakamlara, valilere sözüm yok. Ama gün gelecek devran değişecek. Keser dönecek, sap dönecek. O gün AK Parti’nin il başkanlığını yapanlar hesap verecek."
İstanbul Valisi Davut Gül sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Özel’e yanıt verdi. Gül paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
Sayın Özel, siyasi partiler arasındaki yarışa, siyasi tartışmalara ve kişilerin demokratik tercihlerine müdahil olmak ne görevimdir ne de bugüne kadar benimsediğim bir tutumdur. Kamu görevlisi olarak sorumluluğum, görevimi hukukun çizdiği sınırlar içerisinde ve siyasi tartışmaların dışında yerine getirmektir.
Ancak mitinginizde şahsımın ismini açıkça zikrederek Üsküdar Belediye Başkan Vekilliği seçim süreci üzerinden birtakım suçlamalarda bulunmanız karşısında sessiz kalmam, kamuoyunda gerçeğe aykırı bir kanaatin oluşmasına sebebiyet verebilecektir. Bu nedenle, herhangi bir siyasi tartışmanın tarafı olmak amacıyla değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi ve gerçeklerin tüm açıklığıyla ortaya konulması adına süreci tarihleriyle ve hukuki dayanaklarıyla açıklamak zaruri hâle gelmiştir.
Üsküdar Belediye Başkanlığının ilk başkan vekilliği seçimine ilişkin (sizinkilerin Gültekin’in “G”sini 6, Ziya’nın “Z”sini 2 olarak okuduğu seçim) İstanbul 2. İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilince, bu seçim sonucunda belirlenen belediye başkan vekilinin görevinin hukuki dayanağı ortadan kalktı ve Meclis 1. Başkan Vekili görevi yürüttü. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca belediye meclisinin 10 gün içinde toplanarak kendi üyeleri arasından belediye başkanı veya başkan vekili seçmesi gerekiyordu.
Mahkeme kararının ardından yasal süre işlemeye başladı. 26 Ağustos 2026 tarihi esas alınarak 10 günlük yasal süre hesaplandı. Bu sırada mahkemenin yürütmenin durdurulması kararına itiraz edildi. Biz de itirazın sonucunu bekledik. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2 Eylül 2026 tarihinde itirazı reddetti. Bunun üzerine, kanunun öngördüğü 10 günlük süre geçirilmeden, sürenin son günü olan 5 Eylül 2026 Cumartesi günü belediye meclisinin başkan vekili seçimi için toplanması sağlandı.
Meclis üyeleri dışında kimsenin salona alınmaması da keyfî veya siyasi bir tercih değildir. İlk seçimde, meclis üyeleri başkan vekilliği seçimini yaparken üçüncü turun ardından, ara verilmemesi gerekirken seçime ara verildi. Bu ara sırasında il başkanınız ve beraberindeki kişilerin meclis üyeleriyle toplantı yaptığı; bazı meclis üyelerinin tercihlerini değiştirmeleri amacıyla baskı ve tehdide maruz bırakıldıkları, hakaretlere uğradıkları iddiaları üzerine suç duyurusunda bulunuldu.
Yaşanan bu olayların ardından, yeni seçimin güvenli ve dış müdahaleden uzak bir ortamda yapılabilmesi amacıyla savcılığın talebi üzerine Meclis üyeleri dışında kimsenin salona alınmaması yönünde gerekli tedbir uygulandı. Dolayısıyla ortada gizlenecek veya çarpıtılacak bir süreç yoktur.
Mahkeme kararına uyulmuş, karara yapılan itirazın sonucu beklenmiş, itirazın reddedilmesinin ardından kanuni sürenin son günü olan 5 Eylül 2026 tarihinde seçim yapılmış ve ilk seçimde meclis üyelerinin iradesine yönelik müdahale, baskı ve tehdit iddialarının tekrar yaşanmaması için gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Sayın Özel; siyasi partiler arasındaki rekabetin ve demokratik siyasetin tarafı değilim.
Ancak siyasi tercihlerinizin ve yönetim anlayışınızın ortaya çıkardığı sonuçların sorumluluğunu kamu görevlilerine yükleyerek, onları hedef göstererek veya tehdit ederek değiştiremezsiniz. Görevini kanunun verdiği yetki ve sorumluluk çerçevesinde yerine getiren kamu görevlilerini siyasi tartışmaların tarafı hâline getirmek de gerçeği değiştirmeyecektir.