Fenerbahçe, yıllardır kapısından döndüğü Şampiyonlar Ligi’ne bu kez Lyon’u deplasmanda devirerek geri döndü.
Bu tür zaferler başta teknik heyet olmak üzere takımın tüm oyuncularına mal edilse de öne çıkan bir isim var ki hakkını teslim etmek gerek:
Greenwood, Kadıköy’deki maçta nefis bir gol atarak sadece maçın berabere bitmesini sağlamadı, rövanş için umut tohumları da serpti.
Fransa’daki maçta ilk golü Oğuz Aydın’ın asistiyle Vedat Muriç kaydetse de, Greenwood yaklaşık 50 metrelik pasla oyunun yönünü, ardından gelen golle de maçın kaderini çizen mimarbaşıydı.
Zira 4 dakika sonra kornerden adrese teslim asisti rakibin fişini çekti.
İngiliz futbolcu, İngiliz halk hikayelerinin kahramanı Robin Hood gibiydi her iki maçta da.
Top tuttu, oyuna yön, paslarıyla arkadaşlarına güven verdi, attı, attırdı.
Taraftarların gönlünü mest etmesi ise cabası.
Dün gecenin önemli bir kazanımı da Ederson’du.
Taraftarla bir dönem ipleri koparan Brezilyalı, her iki Lyon maçında da yaptığı kritik kurtarışlarla turun kahramanlarından biri oldu.
Geçen yıl eşine yönelik çirkin saldırılarda bulunanlar nedamet getirir mi bilmem; ancak hatalı golleri nedeniyle kendisine kızgın olan taraftarların gönlünü aldığı kesin.
Kaleyi kolay kolay vermez bu saatten sonra.
Bu performansta Aziz Yıldırım’ın henüz başkan bile seçilmeden önce Ederson’a sahip çıkan sözlerinin de etkisi muhakkak.
2-0’dan sonra 3. golü de bulabilirdi sarı lacivertliler.
Skor 2-1’e geldikten sonra maçı nefeslerimizi tutarak izledik.
Olası bir elenme halinde Fenerbahçe’nin başında çıktığı 11 ön eleme maçının hiçbirini kaybetmeyen İsmail Kartal için darağacı kuracak olanların hevesleri kursaklarında kaldı.
26 Ağustos’ta gelen bu zaferin anlamı da başka.
Fenerbahçe yıllardır Şampiyonlar Ligi’nin kapısından dönüyordu.
Bu kez 26 Ağustos’ta o kapıyı kırıp geçti.
Büyük Taarruz’un başladığı gün, Fenerbahçe de Avrupa’da kendi taarruzunu başlattı.
Şampiyonlar Ligi’nde yıllar sonra iki Türk takımının mücadele etmesi futbolumuz adına mühimdir.
Bunun devamlı hale gelmesi daha da mühimdir.
Şampiyonlar Ligi’ne katılmak, büyük bir gelir demek.
Buradan gelecek gelir, amatör sporlara daha fazla yatırım demek, devam eden inşaatların hızlanması, daha çok sporcuya dokunulması demek.
Basketboldaki zaferlerin, voleyboldaki başarıların devamına da mutlaka katkısı olacak.
Dün geceki zaferin anlamı birçok açıdan büyük.
Lyon’daki zafer, Fenerbahçe’nin ligdeki şampiyonluk hasretini sona erdirecek yürüyüşünün de habercisidir.