Save the Children Türkiye, yeni eğitim yılının başlamasıyla çocukların eğitime devamı, iyi olma hali ve okul yaşamına katılımına ilişkin beş bölümlük bir video serisi hazırladı.
Eğitim ve Psikososyal Destek Uzmanı Yeşim Hancı-Kaya’nın yer aldığı seride okula devam, afetlerin ardından çocukların eğitim süreci, akran zorbalığı, güvenli okul ortamları, kapsayıcılık ve çocuk katılımı ele alınıyor.
İstanbul, Hatay ve Adıyaman’da yapılan araştırmaların bulgularından da yararlanılarak hazırlanan seri, çocukların eğitim deneyimlerinin ve ihtiyaçlarının birbirinden farklı olabileceğine dikkat çekiyor.
Save the Children Türkiye’nin ilk önerisi, okula düzenli devam edemeyen çocukların yalnızca devamsızlık kayıtlarına odaklanılmaması.
Kuruluşa göre çocukla güvenli ve yargılamayan bir iletişim kurulması, okula devamını engelleyen güçlüklerin belirlenmesi ve ihtiyaç duyduğu desteğe zamanında ulaşmasının sağlanması gerekiyor.
Öğrenme ve iyi olma hali birlikte ele alınmalı
Özellikle afetlerden etkilenen çocuklarda öğrenme süreci, psikososyal iyi olma hali ve okula devamın birbiriyle bağlantılı olabileceğine dikkat çekiliyor.
Bu nedenle çocuğun yalnızca akademik gelişiminin değil, kendisini nasıl hissettiğinin ve okul yaşamında karşılaştığı güçlüklerin de değerlendirilmesi öneriliyor.
Okul Yemeği Koalisyonu: Kantin değil, yemekhane okulun bileşeni olmalı
Zorbalığı anlatan çocuk yargılanmadan dinlenmeli
Akran zorbalığına ilişkin öneriler arasında, yaşadıklarını anlatan çocuğun suçlanmaması ve anlattıklarının küçümsenmemesi yer alıyor.
Çocuğun hazır olduğundan daha fazlasını anlatmaya zorlanmaması, paylaştıklarının ciddiye alındığını ve ihtiyaç duyduğunda yeniden yardım isteyebileceğini bilmesi gerektiği belirtiliyor.
Save the Children Türkiye, yetişkinlerin güvenli olarak değerlendirdiği bir alanın çocuklar tarafından aynı şekilde deneyimlenmeyebileceğini belirtiyor.
Bu nedenle çocuklara okulda kendilerini nasıl hissettiklerinin, hangi alanlarda zorlandıklarının ve hangi önlemlere ihtiyaç duyduklarının sorulması; görüşlerinin okul güvenliğine ilişkin süreçlere dahil edilmesi öneriliyor.
Beşinci öneri ise kapsayıcı eğitime ilişkin.
Kuruluş, tüm çocuklara aynı olanakları sunmanın her zaman eşit katılım anlamına gelmediğini belirterek çocukların karşılaştıkları farklı engellerin tespit edilmesi ve ihtiyaç duydukları desteğe ulaşmalarının sağlanması gerektiğine dikkat çekiyor.
“Çocukların görüşlerine kulak vermek gerekiyor”
Video serisi, Save the Children’ın çocukların fiziksel ve psikososyal açıdan destekleyici ortamlarda eğitimlerine devam etmelerini amaçlayan “Güvenli Okullar” yaklaşımını temel alıyor.
Yaklaşım, çocukların iyi olma halini ve okula aidiyetini desteklemenin yanı sıra kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerini ifade edebilmelerini de okul yaşamının bir parçası olarak ele alıyor.
Save the Children Türkiye Eğitim ve Psikososyal Destek Uzmanı Yeşim Hancı-Kaya, yeni eğitim yılının çocukların okul deneyimlerini yeniden değerlendirmek için bir fırsat olduğunu belirterek şöyle dedi:
Yeni eğitim yılı, çocukların yalnızca okula dönüşünü değil, eğitim hayatları boyunca kendilerini güvende, desteklenmiş ve okul topluluğunun bir parçası hissetmelerini de konuşmak için önemli bir fırsat. Çocukların görüşlerine kulak vermek ve farklı ihtiyaçlarını gözetmek, daha güvenli ve kapsayıcı öğrenme ortamlarını birlikte güçlendirmemize yardımcı olabilir.
Save the Children Türkiye, İstanbul’un Sultanbeyli ilçesindeki 10 okulda yürüttüğü Güvenli Okullar Projesi kapsamında çocuklar, bakım verenler, öğretmenler ve okul çalışanlarıyla çalışmalar yürütüyor.
Eğitim Sen: Çocukların eğitim hakkı piyasa koşullarına bırakılamaz
Araştırma bulguları ve projedeki deneyimlerden yararlanılarak hazırlanan beş videoluk seri, 14 Eylül haftası boyunca Save the Children Türkiye’nin sosyal medya hesaplarından yayımlanacak.
- Okula dönmek kadar eğitimde kalmak da önemli
- Afetlerin ardından çocukların eğitim yolculuğunu desteklemek
- Zorbalığı önlemek, güvenli bir okul kültürü oluşturmak
- Güvenli okul ve çocuk katılımı
- Her çocuk için kapsayıcı eğitim