MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli geçtiğimiz günlerde yeni bir seçim sisteminin getirilmesi gerektiğinden söz etti. Bahçeli’nin kastettiği “seçim sistemi” AKP’yi ve MHP’yi sonsuza dek iktidarda tutacak bir seçimsizlik sistemi olsa gerek. Aslında MHP’nin böyle bir öneride bulunmasına da gerek yok, çünkü AKP ve MHP yeni bir seçimsizlik sistemini zaten devreye soktular.
AKP’nin ve MHP’nin devreye soktuğu bu yeni sistem özetle şöyle nitelendirilebilir: “Kazanabilecek cumhurbaşkanı adayını kodese yolla; kazanan siyasi parti genel başkanını görevden al sistemi!” İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve onlarca CHP’li ve YP’li belediye başkanı hapiste. Tutuksuz yargılama olanağı varken, masumiyet karinesi yok sayılarak hepsi tutuklu yargılanıyorlar. Tutuklanmayan onlarca CHP’li ve YP’li belediye başkanı da, kodesle tehdit edilerek zorla AKP’ye transfer edildiler; Ankara Büyükşehir Belediye başkanı ve olası cumhurbaşkanı adayı Mansur Yavaş da “telef edilmekle” tehdit edildi.
Bu da yetmedi, 2024 belediye seçimlerinde birinci parti olan CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel , Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkileri gasp edilerek, hukuka aykırı bir “mutlak butlan” kararıyla görevden alındı, yerine on üç yılda on üç seçim kaybeden Kemal Kılıçdaroğlu atandı! Böylece milyonlarca seçmenin, vatandaşın oyları gasp edildi; “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” ilkesi yerle bir edildi; halk egemenliği gasp edildi; teokratik bir monarşi fiilen devreye sokuldu; anayasa ağır biçimde ihlal edildi; seçim kazanabilecek tüm adaylar ve siyasi partiler bertaraf edildi; sözde “seçimler” göstermelik hale getirildi. Türkiye şu anda “seçeneksizlik sistemi” veya “seçimsizlik sistemi” veya “rakipsiz göstermelik ‘seçim’ sistemi” olarak adlandırılabilecek bir süreci yaşamaktadır.
Muhalefetteki siyasetçiler ise hâlâ seçimleri kazanmaktan söz ederek halka sahte umutlar dağıtmaktadır, siyasi kariyerlerini kurtarmaya çalışmaktadır. Oysa özgür ve serbest bir seçimin yapılacağı varsayılsa bile, kamuoyu araştırmalarına göre muhalefet partileri içinde en yüksek oy oranına sahip olan YENİ Parti’nin bile AKP ile arasında açık ara bir fark yoktur. Bu fark YP’nin lehine yüzde iki ile yüzde beş arasında değişmektedir.
AKP’nin bu farkı MHP, DEM, BBP, HÜDA PAR ve CHP’yi istila eden “mutlak butlan” yönetimiyle kapatması kolaydır. Bu aşamada İYİ Parti’nin ve Zafer Partisi’nin oyları da YP’yi kurtarmaya yetmeyecektir. Ayrıca YP’nin birçok konuda DEM’e yakın bir duruş sergilemesi zaten ZP ve İYİ Parti tabanının YP’ye destek vermesini zorlaştırmaktadır. *** Türkiye’de tutuklu olan sadece milletin oyları değildir.
Gazeteciler, yazarlar, sanatçılar, bilim insanları, akademisyenler, emekli askerler, sivil toplum örgütü yöneticileri, öğrenciler yıllardır kronik bir biçimde hapishaneye atılmaktadır. STK kurucusu ve yöneticisi Nasuh Mahruki ve sanatçı-komedyen Deniz Göktaş bir ayı aşkın bir süredir düşüncelerinden ve eleştirilerinden ötürü tutuklular. Bu kişilere geçtiğimiz hafta emekli amiral ve CHP üyesi Türker Ertürk de eklendi.
Eleştiriye eleştiriyle yanıt vermek yerine, eleştiriye tutuklamayla yanıt vermek ve anayasanın düşünceyi ifade ve yayınlama özgürlüğüyle ilgili 24., 25. ve 28. maddelerini ihlal etmek hangi zihniyetle açıklanabilir? Türker Ertürk, YENİ Parti’ye geçmek yerine, Muharrem İnce, Hurşit Güneş, Ömer Faruk Eminağaoğlu gibi birçok kişiyle birlikte CHP’de kalmayı tercih ederek, Kılıçdaroğlu’nun “mutlak butlan” yönetimine karşı CHP’nin içinde ve olağan kurultay sürecinde mücadele etmeye karar vermiştir. CHP’de olağan kongre süreci başlarken Türker Ertürk’ün tutuklanması bir tesadüf müdür değil midir, bunun da ayrıca araştırılması gerekmektedir.