Yaz sezonuyla birlikte sosyal medyada artan tatil, manzara ve fit beden paylaşımları, bireyler üzerinde belirgin bir psikolojik baskı yaratıyor. Dijital mecralarda sürekli idealize edilmiş görüntülere maruz kalmak, hem beden memnuniyetsizliğini derinleştiriyor hem de tatil deneyimini bir “sosyal onay” yarışına çeviriyor. Psikiyatri uzmanı Prof.
Dr. Nesrin Dilbaz, ideal beden algısının yalnızca kilo veya ölçülerden ibaret olmadığını belirtti. Dilbaz, “İdeal beden algısı; kaslılık, cilt görünümü, boy, yaşlanma belirtileri ve genel çekicilik gibi pek çok unsuru kapsar.
Sorun, bu zihinsel tasarımın bireyin gerçek bedeninden uzaklaşmasıyla başlar. Algılanan beden ile idealize edilen beden arasındaki fark büyüdükçe özgüven sorunları, aşırı diyet yapma, aynadan kaçınma veya yeme bozuklukları ortaya çıkabilir” dedi. Toplum, medya, akran ilişkileri ve spor kültürünün bu algıyı şekillendirdiğini vurgulayan Dilbaz, filtreli ve dijital olarak düzenlenmiş içeriklerin ulaşılması güç standartları sanki normalmiş gibi sunduğuna dikkat çekti. ‘PERFORMATİFE EVRİLEBİLİR’ Sosyal medyanın tatil anlayışını da dönüştürdüğünü ifade eden Dilbaz, bireylerin “Ben de iyi yaşıyorum” mesajı verme çabasına girdiğini söylerken beğeni ve yorumların küçük sosyal ödüller ürettiğini belirtti.
Sürecin zamanla “performatif yaşam” tehlikesine evrildiğini aktaran Dilbaz, kişinin artık yaşamını varsayılan bir izleyici kitlesi için sürdürmeye başladığını ifade etti. Tatilde, “Tadını çıkarıyor muyum” sorusunun yerini “Hangi fotoğrafı çekmeliyim, nasıl görünür?” kaygısına bıraktığını vurgulayan Dilbaz, asıl psikolojik kırılmanın, deneyimin kendi değerinin başkalarının değerlendirmesine kaymasıyla yaşandığına dikkat çekerek çağın temel sorusunun “Bir deneyimi gerçekten yaşamak mı istiyoruz, yoksa başkalarının onu yaşadığımızı görmesini mi?” olduğunu vurguladı. Dijital detoksun teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak anlamına gelmediğini kaydeden Dilbaz, sürdürülebilir bir “dijital sınırlandırma” modeli önerdi.
Uzun vadede amaca ulaşmak için günlük alışkanlıkların kademeli olarak düzenlenmesi gerektiğini ifade eden Dilbaz, ilk aşamada üç ila yedi günlük denemelerle sosyal medya uygulamalarının geçici olarak kapatılabileceğini söyledi. İLK VE SON 60 DAKİKA KRİTİK Psikiyatri uzmanı Prof. Dr.
Nesrin Dilbaz, teknoloji kullanımında önemli detaylara dikkat çekti: -Günün ilk 60 dakikası ile uykudan önceki son 60-90 dakika telefonsuz geçirilmeli -Yemek masası, yürüyüş ve arkadaş buluşmaları gibi anlar“telefonsuz alanlar” ilan edilebilir. -Bildirimlerin tamamen kapatılarak sosyal medyaya günde iki belirlenmiş zamanda bakılmalı. -Tatilde çekilen fotoğrafların anında değil, tatil bittikten sonra paylaşılması kuralı ekran süresini azaltabilir. -Telefonu yatak odasına sokmamak gibi pratik önlemlerin yanı sıra, ekrandan boşalan zamanın alternatiflerle doldurulması dijital bağımlılık döngüsünü kırmada hayati rol oynayabiliyor.