Her şeyi bilmek zorunda değiliz. Fakat mesleğim gereği insanlara anlatabilmek için günlerdir borsada yaşananları anlamaya çalışıyorum. Fonlar, hisseler, portföy şirketleri, temerrüt, tasfiye...
Rakamlar havada uçuşuyor. Ama herkesin sorduğu soruyu ben de soruyorum: Bu nasıl oldu? Öncelikle bir yanlışı düzeltelim.
Şirketlerin büyüklüğü tek bir hissenin fiyatıyla değil, toplam pay sayısıyla birlikte oluşan piyasa değeriyle ölçülüyor. Fakat işte tam burada çok daha çarpıcı rakamlarla karşılaşıyoruz. Destek Finans Faktoring’i inceleyelim.
Şirketin 30 Haziran 2026 tarihli bilançosuna göre özkaynağı yaklaşık 14.8 milyar lira. Altı aylık net kârı 2.6 milyar lira civarında. (KAP) Buna karşılık yakın dönemde piyasa değeri 800 milyar lirayı aşmış, piyasa değeri/defter değeri oranı 54 kata kadar çıkmış durumda. Bakın, “Şirketin gerçek değeri 14.8 milyardır” demiyorum.
Piyasa bir şirketin muhasebe özkaynağının 50 katından fazlasını fiyatlıyorsa sorulması gereken soru çok açık değil mi? Bu kimin ve nerenin parası? Ben sormuyorum sadece.
Sermaye Piyasası Kurulu da bugün yaptığı açıklamada benzer bir ifadeyi kullanıyor. SPK diyor ki: 2025 yılının son çeyreğinde bazı portföy yönetim şirketlerine ait fonların, fiili dolaşımı düşük hisselerde “ekonomik gerçeklik ve şirket temel finansal büyüklükleri ile açıklanamayacak” fiyat hareketlerine neden olduğu gözlemlendi. SPK açıklamasındaki tarihe dikkat ettiniz mi?
“2025’in son çeyreği” diyor. Yani bugün ortaya çıkmış bir durumdan söz etmiyoruz. SPK’nin kendi açıklamasına göre konu, 2 Aralık 2025 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi’nin önüne geliyor.
BU NOKTAYA NEDEN GELDİ Yani zaten bir balonun büyüdüğünün farkındalar. 3 Aralık’ta SPK bünyesinde çalışma grubu kuruluyor. 15 Aralık’ta Borsa İstanbul ve Takasbank’tan görüş isteniyor.
18 Aralık’ta nitelikli yatırımcı sınırı 1 milyon liradan 10 milyon liraya yükseltiliyor. 28 Ocak 2026’da taslak Hazine ve Maliye Bakanlığı’na gönderiliyor. Şubat ayında sektörün ve Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) görüşü alınıyor.
17 Haziran’da Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) esasları onaylanıyor. 23 Temmuz’da yeni değerleme kararı alınıyor. Ve kapsamlı rehber ancak 28 Ağustos 2026’da yayımlanıyor.
Buraya kadar her şey piyasa denetiminin işlediğini gösteriyor. Peki, SPK ekonomik gerçeklikle açıklanamayan fiyat hareketlerini 2025’in son çeyreğinde gördüyse, konu Finansal İstikrar Komitesi’ne kadar gittiyse, çalışma grubu oluşturulduysa biz bu noktaya neden geldik? Ben 2002 krizini de banka hortumlamalarını da hatırlıyorum.
Vatandaşın 3 lira 5 lira 100 bin lira 1 milyon lira ne kadar ise parasını kim çaldı? Yanıt verin. Keza bir de işin diğer tarafı var.
Gelelim Pusula meselesine... Pusula Finans Holding, Katılımevim’in önemli ortaklarından biri. Katılımevim belgelerinde Pusula Finans Holding’in payı yüzde 28.42 olarak görülüyor.
Yine Katılımevim’in Pusula Finans Holding’in Gündoğdu Gıda’da yüzde 11.54 pay edindiği açıklanıyor. 9 Eylül 2026’ya geliyoruz. Tera Grubu, Pusula Finans Holding ve bağlı şirketlerindeki payları devralmak üzere görüşmelere başladığını açıklıyor.
10 Eylül’de temel ticari ve finansal şartlarda mutabakata varıldığı duyuruluyor. Ancak 15 Eylül tarihli açıklamada devir işleminin henüz hukuken ve fiilen tamamlanmadığı özellikle belirtiliyor. Ve aynı 15 Eylül günü Pusula Portföy KAP’a bir açıklama gönderiyor: “Bazı yatırım fonlarının katılma payı iade ödemelerinde temerrüt oluştu.” Yani yatırımcı parasını geri istiyor ama fon yöneticileri ödeme yapamıyor.
İki gün sonra ne oluyor? SPK; Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy’ün TEFAS’taki fonlarını işleme kapatıyor ve 130 fonun tasfiyesine karar veriyor. Aynı süreçte SPK’nin, Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring paylarındaki işlemler nedeniyle 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğu ve iki yıllık işlem yasağı uyguladığı bildiriliyor.
Şimdi tekrar başa dönelim. Bütün bu işlemler görünmez bir yerde yapılmıyor. Merkez Kayıt Kuruluşu MKK kendi internet sitesinde, SPK-Borsa İstanbul Gözetim Projesi’ne sürekli veri akışı sağladığını açıkça yazıyor.
KİMLER POZİSYON ALDI Borsa İstanbul da piyasalardaki olağandışı işlem kalıplarını elektronik sistemlerle takip ediyor. Nitekim Borsa İstanbul’un 2025 faaliyet raporunda, işlem kalıpları dikkat çekici bulunan 217 yatırımcı hakkında aracı kurumlara uyarı gönderildiği ve mevzuata aykırılık şüphesi taşıyan işlemler hakkında hazırlanan 99 bilgi notunun SPK’ye iletildiği yazıyor. Yani sistem kör değil.
Veri var. Kayıt var. Gözetim var.
O halde şimdi yapılması gereken çok açık. Her hamlenin dijital parmak izi bulunuyor. Hem de en ufak işlerin bile.
Hatta size şöyle söyleyeyim, klavye üstünde bastığınız tuşun bile dijital olarak ulaşılabilir bir kaydı var. Dolayısıyla bu hisselerdeki bütün işlem zincirleri çıkarılmalı. Olağanüstü yükseliş başlamadan önce kimler pozisyon aldı?
Hangi fonlar hangi hisseleri hangi tarihlerde topladı? Bu fonların yöneticileriyle şirketlerin ortakları arasında ticari veya yönetsel bağlantı var mı? Aynı hesaplar birbirlerinden alıp satarak fiyat oluşumuna etki etti mi?
Hisseler zirvedeyken kimler satış yaptı? Fonlara küçük yatırımcının parası hangi tarihlerde girdi? Ve elbette daha önemli bir soru: Kamu görevlileri veya yakınları bu hisselerde ve fonlarda işlem yaptı mı?
Bunun cevabı dedikoduyla aranmaz. Kayıtlara bakılır. MKK kayıtlarına, banka hareketlerine, aracı kurum hesaplarına ve mal varlığı değişimlerine bakılır.
Çünkü mesele artık sadece “Borsada bazı hisseler çok yükseldi” meselesi değildir. SPK bugün kendisi söylüyor: Ekonomik gerçeklikle açıklanamayan hareketleri 2025’in son çeyreğinde gördük. Öyleyse bundan sonra sorulacak soru bellidir: Gördünüz, gördünüz de peki gördüğünüz andan bugüne kadar kim kazandı, kim kaybetti ve neden engellenemedi?
Asıl dosya burada başlıyor.