Bir “Ateş Kuşu” olan Semiha Berksoy ’un sevgili kızı Zeliha Berksoy ’a, Çengelköy kabristanında, vefatından çok önce yaptırmış olduğu o inanılmaz mezar taşının önünde, ölüme dair söylediği sözler hiç aklımdan çıkmaz: “Evladım yaşamak öyle güzel ki ama her güzel şey gibi onun da cezası var: Ölüm.” Ölümden korkmak mı bu? Hayır. Belki de ölüme hep güler yüzle, zarifçe direnmek...
Evet, hayat dolu ve o denli de duygusal bir insan olan Semiha Berksoy 16 Ağustos 2004 yılında 94 yaşında aramızdan ayrıldı. Türlü zenginliklerle, sevgiyle, tutkuyla, aşkla, acıyla ve dirençle dolu bir yaşam 90 küsur yıla sığmış, daha doğrusu sığamamış; aşmış, taşmıştı. Çok yönlü sanatçı kişiliğiyle çağdaş Türk kadınının dünden bugüne önde gelen temsilcilerinden biriydi Semiha Berksoy.
Coşkuyla anlatırdı “Özsoy” operasında Atatürk’ ün huzurunda “Ayşim” rolünde sahneye çıkışını. Daha önce de söz etmiştim bu yaşadıklarından, yaptıklarından ve de hayat hikâyesini tüm detaylarıyla kaleme almıştım hem TC Kültür Bakanlığı hem de Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan Ateş Kuşu Semiha Berksoy adlı kitabımda. Ama bugün bir kez daha anmak istedim hızla akıp giden zamana bir küçük parantez açarak.
O, Türkiye Cumhuriyeti’nin “ilk kadın opera sanatçısı” unvanına sahip güçlü bir dramatik soprano ve oynadığı her rolde sahnede fırtına gibi esen bir tiyatro sanatçısı olmanın ötesinde, döneminin, dönemlerin dışına taşan bir ressamdı da. Tablolarıyla dünyanın belli başlı bienallerinde, müzelerinde yer alması elbette ki fırçasının, renklerinin ve sonsuzluğa açılan düşünce dünyasının, özlemlerinin, düş gücünün, yüzleşmek zorunda kaldığı gerçeklerin buluşmasıydı. VE ‘SEMİHA BERKSOY TÜM RENKLERİN ARYASI’ Semiha Berksoy retrospektifi “Tüm Renklerin Aryası” 21 Ocak 2026 tarihinde İstanbul Modern’de açıldı ve de gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından gördüğü yoğun ilgi nedeniyle Eylül 2026’da kapatılması planlanan sergi 22 Kasım 2026 tarihine kadar uzatıldı.
Bilindiği gibi, geçtiğimiz yıl Berlin’de Hamburger Bahnhof Çağdaş Sanat Müzesi de ağırlamıştı Berksoy’u. İstanbul Modern’de daha da geniş bir alanda, o unutulmaz “Kırmızı Oda”sıyla da cezbediyor insanları. Keşke hayatta olsaydı ve solusaydı bu güzellikleri, bu coşkuyu.
Bana öyle geliyor ki yeni yolculuklar bekliyor Semiha Berksoy’u tablolarıyla tüm görsel zenginlikleriyle. Şunu da söylemeliyim hemen; ne mutlu ki Zeliha Berksoy gibi bir evladı var arkasında, yanında, yöresinde. İstanbul Modern’in Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, “ ‘Semiha Berksoy Tüm Renklerin Aryası’ başlıklı sergimiz sanatçının 70 yılı aşan üretim sürecini mercek altına alıyor ve izleyicilere Berksoy’un yaratıcı evrenini derinlemesine deneyimleme olanağı sunuyor” diyor.
Serginin şef küratörü Öykü Özsoy Sağanak, “Sanat tutkunu özgür bir ruh” olarak tanımlıyor Semiha Berksoy’u ve “‘Tüm Renklerin Aryası’ onun çok yönlü kariyerini ve etkisinin derinliğini keşfetmek için bir alan sunuyor” diyor. Özenle hazırlanmış olan katalogda yer alan tüm kalemler; küratör Deniz Pehlivaner, sanat direktörü Dr. Sam Bardaouil, akademisyen Ayşe Güngör, asistan küratör Yazın Öztürk, akademisyen ve eleştirmen Dikmen Gürün, sanatçı Elif Uras bir kez daha paylaşıyorlar okurla Semiha Berksoy’un unutulmaz değerlerini.
Vefatının 22 yılında bir kez daha saygı ve sevgiyle anıyorum dostum olmasından her zaman onur duyduğum değerli sanatçımız Semiha Berksoy’u.