sondakika.com
Son Dakika

Yavaş’ı “yalnızlaştırma” operasyonu

Fotoğraf: Sözcü

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ın adı, Ekrem İmamoğlu’ndan sonra Cumhurbaşkanlığı adaylığı için en çok geçen isim. Son seçimde yüzde 60 oy alan, Anadolu’da kendisine büyük teveccüh gösterilen Mansur Yavaş’ı, önce soruşturmalarla davalarla vurmak istediler. Bundan bir sonuç alınamadı. İkinci aşamaya geçildi.En yakınındaki, birlikte hareket ettiği belediye başkanları hakkında, “AK Partiye geçiyor” söylentileri çıkarıldı.

Mansur Beyi bırakacaklarına ihtimal verilmese de, yine de soranlar oluyordu. “Gidecek” denilen bakan, kendinden o kadar emin ki, partisinden istifa edeceği söylentisini çıkaranlara hakaretler yağdırıyor, “Mansur Bey neredeyse, biz oradayız” diyordu. Ama iş öyle değil.

Son yerel seçimde Ankara’nın 25 ilçesinden 16’sını CHP’nin gösterdiği adaylar kazanmıştı. Bir kaçı hariç başkan adaylarının belirlenmesinde Mansur Yavaş’ın etkili olduğu biliniyordu. Seçimin kazanılmasında Mansur Yavaş faktörü de hayli etkili olmuştu. Mansur Yavaş’a en yakın isimlerin başında Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan geliyordu. Gemiyi ilk terk eden Özarslan oldu. AKP’ye geçti.

25 bin nüfuslu Haymana ilçesinin Belediye Başkanı Levent Koç’un CHP’den istifa edeceği biliniyordu. Söylentilerin yaygınlaşması üzerine, Koç, Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın yanına gitti. Süreci Mansur Yavaş şöyle anlatmıştı:

“Levent Bey, benim yanıma geldi. Elimi öpmek istedi. İstifa edeceğine ilişkin söylentiler çıkarılmasına üzüldüğünü, kesinlikle CHP’den ayrılmayacağını söyledi. Fotoğraf çektirdik. Söylentilerin kesilmesi için fotoğrafı paylaşacağını söyledi. Partiden istifasını gerektirecek hiçbir şey yoktu. En ufak bir tartışmamız da olmamıştı.”

Mansur Bey’in yanından ayrılan Başkan, birlikte gittiği CHP İlçe Başkanı ve iki meclis üyesine, “Ben, AK Parti İl Başkanı Hakan Han Özcan’ın yanına gideyim. Kendisine CHP’den istifa etmeyeceğimi söyleyeceğim. AK Parti’ye geçersem orada ruhen rahat edemem” dedi. İşte, böyle söyleyen Levent Koç, aynı gün İlçe Kaymakamı Osman Sak ile birlikte törene katıldı, rozeti taktı. Belediye Başkanı parti değiştirir anlarız da, Kaymakamın parti toplantısında ne işi vardı?Yakıştı mı bu durum mülki amire?

Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, bir önceki seçimde MHP’den belediye başkanı seçilmişti.Son seçimde Mansur Yavaş’ın desteğiyle aday yapıldı. Seçimi de kazandı. Ne zaman Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’la fotoğraf çektirdi, işte o günden sonra AKP’ye gideceğine ilişkin söylentiler başladı. Söylentiler gerçeğe dönüştü.

Giden üç başkanın “Mansur Beye yakın” olduğu biliniyordu. Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu’nun ayrılması ise sürpriz olmadı.İşin garibi ayrılan her başkan, “Devletten daha çok hizmet almak, vatandaşa daha fazla hizmet götürmek için ayrıldığını” öne sürüyor. Buna vatandaşı inandırmaya çalışıyorlar. Bu gidişlerin neden olduğunu vatandaş çok iyi biliyor...

Mansur Yavaş’ın aday olmalarını sağladığı üç başkanın daha gitmek için sırada olduğu söyleniyor. Toplu geçiş yapmıyorlar. Nedeni de, Mansur Yavaş’ın her geçen gün yalnızlaştırıldığı imajını yerleştirmek ve bunu zamana yaymakolduğu söyleniyor.

Nasuh Mahruki’yi ve arkadaşlarını 27 yıl önce 18 Ağustos sabahı gittiğim Sakarya depremi sırasında tanımıştım.Dağ ve doğa kazalarında, deprem, sel ve diğer doğal afetlerde ilk sivil arama kurtarma çalışmalarını bir avuç dağcı arkadaşıyla birlikte kurmuştu.

Ülkemiz sivil toplum kuruluşlarının ve gönüllülüğün gücünü, kapasitesini, potansiyelini, aktif vatandaşlık bilincini, yurttaş olarak neler yapabileceğini ve karşılıksız yardımseverliği kurucusu olduğu, 20 yılı aşkın süre yönettiği Arama ve Kurtarma (AKUT) Derneği’nden öğrendi. 17 Ağustos 1999 depreminin yıldönümünü Ali Nasuh Mahruki cezaevinde karşıladı.Yaptığı bir paylaşım nedeniyle 34 gündür cezaevinde. Mahruki’nin mektubunu okuyoruz:

“Türk milleti, hiç görmediği, tanımadığı ve bir daha hiç görmeyeceği, ülkemizin bir başka köşesinde başı derde girmiş, kaza geçirmiş, afeti yaşayan yurttaşları için organize olmayı, birlikte çalışmayı, gönüllü olarak hizmet etmeyi, arama kurtarma çalışmalarına katılmayı, hayat kurtarmayı, toplum bilinçlendirme çalışmaları yapmayı AKUT’tan öğrendi. Arkasından da benzeri yüzlerce, binlerce sivil toplum kuruluşu kurarak, on binlerce gönüllü bir araya gelerek bizzat bu çalışmalara dahil oldu.

AKUT’un çalışmaları rol model oldu.17 Ağustos sivil, asker, kamu herkese ülkemizde sivil toplum kuruluşlarının, gönüllüğün ve karşılıksız yardımseverlik döneminin başlangıcı oldu. 17 Ağustos depreminde 220 yurttaşımızın hayatını AKUT kurtardı. AKUT, dünyada meydana gelen büyük afetlerde Türk milletinin özverisinin ve zorda olana yardım etme duygusunun örneği oldu. Yunanistan’dan Hindistan’a, İran’dan Pakistan’a, Haiti’den Tayvan’a, Mozambik sellerine kadar pek çok ülkenin bütün afetlerinde çalıştı.

Yıllar içerisinde yazdığım sayısız makale, köşe yazısı, çıktığım televizyon programları, verdiğim röportajlar ile sosyal sorumluluk bilincini, gönüllülük ruhunu, karşılıksız hizmeti, yurttaşlık duyarlılığını, sosyal girişimciliğin teorik alt yapısını anlatıp sorumlu yurttaş olma konusunda ilham olurken; 30 yılı aşan hizmetlerimin üstüne bugün ‘Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek’ suçlamasına maruz kalmayı reddediyorum!

Yalnızca bizim halkımızın değil, tüm dünya milletlerinin güvenliği, sağlığı ve iyiliği için gösterdiğim çabalarımın karşılığı olarak büyük Türk Milleti bana 800’ün üzerinde plaket ve 2000’nin üzerinde onur, takdir ve teşekkür belgesi verdi.

Aklı hür, vicdanı hür, irfanı hür Türk Milleti kendisini kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimseye bu teveccühü gösterir mi, göstermiş olabilir mi? Bu sorumun cevabını size bırakıyorum.”

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Sözcü sayfasına gidin.

www.sozcu.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü