Dış politikanın amacı, devletin çıkarlarını korumaktır. TRUMP, TÜRKİYE VE ERDOĞAN Trump, Netanyahu ’nun Türkiye’ye F-35 satışına karşı olduğunu hatırlatan basına, “... Türkiye benim için harika bir müttefik oldu.
Erdoğan Suriye konusunda iyi bir iş çıkardı” demiş. TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKASI AKP iktidarı ve Erdoğan’ın - Ahmet Davutoğlu ’nun da yönlendirdiği- Suriye politikası, sınırlarımızın dibinde, giderek palazlanan Kürt ayrılıkçılığına karşı doğal -1999 Adana Mutabakatı’ndan sonra fiili- müttefikimiz; İsrail’e karşı İran’la birlikte ciddi bir denge unsuru olan Suriye’nin parçalanmasına; ayrılıkçı Kürtlerin, Suriye’de devlette söz sahibi olmasına; Suriye’nin, bir terör örgütü lideri başkanlığında, ABD-İsrail mandası haline gelmesine yardımcı oldu. Trump’ın ve Netanyahu’nun istediği, Türkiye’nin yaşamsal çıkarlarına aykırı biçimde.
İRAN’IN PARÇALANMASI ABD-İsrail’in, ABD basında da ifade edildiği üzere, ABD’ye ağır maliyeti olan İran savaşının başarısız olması; İran’ın, Çin ve Rusya’nın da desteği ile direnmesi, ABD-İsrail’i, İran’ı ne pahasına olursa olsun etkisizleştirme projesine itti. Projenin hedefi, Suriye, Irak ve Türkiye’deki Kürt unsurlardan da destek alan İran Kürtleri eliyle İran’ın bölünmesidir. Karadeniz’de Türk gemilerini vuran Ukrayna’nın, İran’daki Kürt unsurların da desteği ile Hazar Denizi’nde İran gemilerini vurması, Rusya’yı da hedef alan saldırılardır.
Bu saldırıların Türkiye-Rusya ilişkilerinde de sorun yaratmak amacını güttüğünden kuşku duyulmamalıdır. Hal böyle iken Fidan ’ın Ukrayna ziyareti, ABD Ankara Büyükelçisi Barrack ’ın, İsrail ile Türkiye’nin, Hazar’dan Akdeniz’e işbirliği yapacaklarına ilişkin sözleri, gelişmelerin Türkiye’nin çıkarları ile ne kadar bağdaştığı sorusunu akla getirmektedir. BABÜLMENDEP KOALİSYONU Kızıldeniz-Babülmendep Boğazı gelişmeleri, Türkiye’nin sıkıntılarına bir yenisini daha ekledi.
İran’ın Hürmüz Boğazı politikasını, Babülmendep Boğazı’nı kapatıp, Suudi petrolünün Kızıldeniz’den de ihracını engelleyerek destekleyen Husiler’e karşı kurulacak, ABD yandaşı koalisyona, Suudi Arabistan (SA), Mısır, Körfez ülkeleri, Yemen ve Pakistan yanında Türkiye’nin de katılmasının, İran tarafından hasmane bir tutum olarak algılanacağından kuşku duyulmamalıdır. İran’ı karşısına almak ve İran’ın etkisizleştirilmesi, Türkiye’nin çıkarları ile bağdaşmaz. Trump’ın, Amerikan şirketlerinin, SA’da uranyum zenginleştirme tesisi kurma anlaşmasına onay verdiği Suudi Arabistan’ın, Türkiye için nükleer bir İran’dan daha az tehlikeli olmadığını da not etmekte yarar var.
İran’ın etkisizleştirilmesi, parçalanması Türkiye’nin önündeki büyük tehlikedir. İsrail’in, ABD tarafından da desteklenen, İran, Irak, Suriye ve Türkiye’deki Kürtleri silahlandırmak, İran’ı bölmek ve Türkiye’yi yalnızlaştırarak, emperyalizme boyun eğmesini çabuklaştırmak politikasına destek olmak, Türkiye’nin yaşamsal çıkarlarına aykırıdır. ABD VE UYGURLAR ABD’nin uzun vadede Çin’i dize getirmek amacıyla Japonya-Yeni Zelanda-Avustralya ile işbirliği yöntemleri geliştirmeye çalıştığı hatta bunu NATO bağlantılı olarak planladığı biliniyor.
ABD’nin hem bu genel politikası hem -Türkiye’yi de yanına almaya çalıştığı- Uygur Türkleri üzerinden Çin’i istikrarsızlaştırma politikası, Türkiye’nin yaşamsal çıkarlarına terstir. BM GENEL SEKRETERİNİN KIBRIS GİRİŞİMİ ABD ve İsrail’in, bazı emekli meslektaşlarımın bile sonuçsuz kalmasından üzüntü duyduklarını (!) şaşkınlıkla izlediğim, BM Genel Sekreteri Guterres ’in, Türkiye’nin ve KKTC’nin bütün kazanımlarını ve bu kazanımların Türkiye, KKTC ve bölge için yarattığı güven ve barış ortamını ortadan kaldırarak, Kıbrıs Türklerini ve Kuzey Kıbrıs’ı, bir kez daha Kıbrıslı Rumların ve Yunanistan’ın, olmayan insafına terk edecek girişimine destek olmaları şaşırtıcı değildir. ABD, AB ve İsrail, Ege’de ve Kıbrıs’ta olduğu gibi, Doğu Akdeniz’de de Yunanistan’ın yanında ve Türkiye’nin karşısında yer almaktadırlar.
BU KİMİN DIŞ POLİTİKASI Görünen gerçek, iktidarın ve Erdoğan’ın, baştan beri, Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşamsal çıkarları ile bağdaştığı çok tartışmalı bir dış politika izlediğidir. Trump’ın son açıklamaları bu gerçeğin ifadesidir. Trump’ın, aynı konuşmasında, “Biliyorum Erdoğan Netanyahu’yu sevmiyor.
Netanyahu da Erdoğan’ı sevmiyor. Ben de Netanyahu’nun Türkiye hakkında söylediklerinden pek hoşlanmıyorum” demesi bile, Erdoğan’ın izlediği dış politikadan ne kadar memnun olduğunu veciz biçimde açıklamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin işi gerçekten zor ve zaman daralıyor.