Yunanistan, Türkiye’nin batıdaki fırsatçı, “kötü komşu”sudur. Yunan dış politikasında Türkiye her zaman önceliklidir. Bu nedenle de Yunan medyasında hemen hemen her gün Türkiye ile ilgili haberlere rastlamak olanaklıdır.
Türkiye nüfusu ile Yunanistan’dan yaklaşık dokuz, üretim kapasitesi ile ise 5.5 kat daha büyüktür. (2025 yılında Türkiye’nin GSYİH’si 1.6 trilyon dolar, Yunanistan’ın ise 280 milyar dolardır.) Yunanistan’ın yıllık üretim kapasitesi yalnızca Türkiye’nin yıllık ihracatı kadardır. Ayrıca Yunanistan, Türkiye rekabeti nedeni ile kısıtlı mali kaynaklarını silahlanmaya harcamak zorundadır. Yunanistan’ın nüfusu yaklaşık on milyondur.
Düşük doğum oranı nedeni ile (yüzde 1.4) nüfus giderek yaşlanmakta, bu durum ciddi demografik soruna dönüşmektedir. Türkler, Makedonlar, Arnavutlar, Romanlar bu ülkede yaşayan azınlıkları oluşturmaktadır. Ayrıca, Yunanistan’da Afrika ve Ortadoğu’dan gelen yasadışı göçmenler ile komşu ülkelerden göç edenler de yaşamaktadır.
Bütün bu nedenlerle Yunanistan’ın demografik yapısı kırılgandır. MEGALİ İDEA ÜTOPYASI Yunanistan’ın Türkiye ile ilişkilerinin kültürel ve psikolojik altyapısında her zaman, Megali İdea ütopyasının izleri vardır. Megali İdea ruhu, Yunan devlet aklında şekil değiştirerek yaşamaya devam etmektedir.
Bu motivasyonda din ve din adamları önemli etkendir. Yunanistan’da din yalnızca bireysel tercih ve vicdan meselesi değil, dış ve iç siyasette dengeleri etkileyen önemli bir sosyalpolitik unsurdur. İstanbul Fener’deki patrikhane ise din, siyaset, Megali İdea üçgeninde önem kazanır.
Yunanistan’ın Ege’de, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları ve kıta sahanlığı ile ilgili maksimalist taleplerini ve Kıbrıs politikasını Megali İdea’nin günümüzdeki uygulamaları olarak değerlendirmek olanaklıdır. TÜRKİYE KARŞITLIĞI ESASTIR Yunanistan’da hangi yönetim görevde olursa olsun uygulanan dış politika Türkiye karşıtlığını esas alır. Tarihi geçmişin yansımaları, iç cephede ulusal birliğinin pekiştirilmesi gereksinimleri ve özellikle de kriz dönemlerindeki iç politika hesapları, Türk karşıtlığı üzerine politika uygulamanın motivasyon kaynağını oluşturmaktadır.
Asırlarca Osmanlı’nın hâkimiyeti altında yaşamış olmaları, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Yunan ordusunun Anadolu macerasının felaketle sona ermesi ile 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile oluşan tarihi travma ve müşterek tarihi bellek Türk karşıtlığının önemli motivasyon kaynağıdır. Bu ülkede ekonomik kriz ve toplumsal sorun dönemlerinde siyasetçiler Türk karşıtlığını ve hatta tehdidini kamuoyunu yönlendirmek için kullanmakta; eğitimi ve medyayı propaganda aracı yaparak bu karşıtlığı geniş kitlelere yaymaktadır. Yunanistan’a göre, Ege Yunan denizidir.
Yunanistan bu denizde kıta sahanlığının bütününe sahip olmak, karasularını 12 mile çıkarmak istemekte, Türkiye’ye yakın adaları uluslararası antlaşmalara karşın silahlandırmaktadır. Ege Denizi’nde yaklaşık altı bin adaya sahip olsa da Yunanistan, Türk sahillerindeki kayalıkları bile ele geçirme çabası içindedir. Yunanistan işgalci olarak tanımladığı Türk askerlerinin Kıbrıs’tan çekilmesini, Türkiye’nin garantörlüğünün sona erdirilmesini talep etmekte, ada için federasyon temelli çözüm istemekte, bu amaçla AB’yi devreye sokmaya çalışmaktadır.
Doğu Akdeniz’de ise Yunanistan, deniz yeki alanları ve kıta sahanlığı konularında maksimalist taleplerle gündem oluşturmaktadır. Yunanistan’ın Türkiye ile ilgili rekabette büyük dış güçleri arkasına alarak güç geliştirme çabaları, onun dış politika karakterini oluşturur. Günümüzde de Yunanistan ABD, Fransa, İsrail ile ittifaklar geliştirmekte, NATO ve özellikle de AB üyeliğini Türkiye’ye karşı kullanmaya çalışmaktadır.
Coğrafya kader, Türkiye ile Yunanistan aynı coğrafyada birlikte yaşamak zorunda olduğuna göre, Yunanistan’daki siyasetçilerin dış vesayetten, içte hamasetten arınarak ve maksimalist taleplerden vazgeçerek kazan kazan prensibini esas alması ve kalıcı barışa katkı sağlaması gerekir. Oysa, Yunanistan’da hiçbir siyasi lider, siyasi partisini ve kariyerini tehlikeye atarak, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs ile ilgili meselelerde, daha önce deklare edilmiş hedeflerden taviz vermek, uzlaşıya imza atmak cesaretine ve meşruiyetine sahip olamaz. Bu nedenle de Yunanistan ile yapılan müzakerelerden sonuç beklemek, bu meseleleri müzakere etmek beyhudedir.
İşte bu gerçek Türk-Yunan uzlaşmasının önündeki en önemli engeldir. YUNANİSTAN’IN STRATEJİK HASSASİYETLERİ Coğrafi ve demografik zafiyetleri nedeni ile Yunanistan’ın istismar edilebilecek stratejik güvenlik hassasiyetleri vardır. Özellikle Ege Denizi’ndeki ana karadan uzak adalar, coğrafi konum ve uzun lojistik ikmal hatları nedeni ile hassastır.
Ayrıca, bu adaların enerji bağlantıları, denizaltı haberleşme kabloları asimetrik müdahalelere karşı kırılgandır. Ülke içindeki mutsuz azınlıklar, göçmenler ise toplumsal huzursuzluklara ve iç cephede sorunlara açıktır. Yunanistan’da da kritik limanlar, enerji dağıtım ağlarının otomasyon sistemleri, siber saldırılara ve dijital sabotajlara karşı hassastır...
Güç mücadelelerinin, yeni denge arayışlarının devam ettiği, yeni risklerin ve fırsatların oluştuğu, bu belirsizliklerle dolu, kaygan, kaotik jeopolitik süreçte zaman Türkiye’nin lehine çalışmaktadır. Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs ile ilgili çıkarları yaşamsal önemdedir ve bu çıkarlar güçlü caydırıcı yetenekleri gerektirir. Türk stratejik aklı, Ege’deki, Doğu Akdeniz’deki, Kıbrıs’taki çıkarları için asimetrik yanıt kapasitesini dengeleyici ve caydırıcı veriler olarak hesaba katmalıdır.