ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack , Suriye’de yaşanan gelişmeleri coşkuyla karşıladı ve şu sözleri bir kez daha gösterdi ki Ortadoğu’da sahnelenen oyunun senaryosunu yazıp herkese rolünü dağıtan ve kurguyu da yapan ABD’dir: “ABD Başkanı Donald Trump ’ın Ortadoğu Planı’nın devamında, herkes için birleşik bir Suriye şekilleniyor. Trump’ın ileri görüşlü liderliği, SDG’nin Suriye devlet kurumlarına düzenli bir şekilde entegre olmasının yolunu açtı.” “Trump’ın Ortadoğu Planı ve ileri görüşlü liderliği” demiş daha ne desin... HAMİLİK MESELESİ...
Durum bu kadar net olduğu halde, algı manipülasyonu yalnızca iktidar ve ortakları MHP ile DEM Parti tarafından değil, 2. Cumhuriyetçi, liberal, etnikçi ve siyasal İslamcı kesim tarafından da ısrarla sürdürülmeye çalışılıyor. Britanya merkezli The Independent ’ın Türkçe yayın yapan dijital organı Independent Türkçe ’nin Genel Yayın Yönetmeni, Sözcü TV ’de sürekli yorum yapan Nevzat Çiçek de “oyun kurma” algısını yaymak için seferber olanlardan biri.
“Suriye başta olmak üzere, bölgedeki Kürtlerin hamisi Türkiye olmak zorunda. Türkiye, oyun kuran bir aktör olmak durumuna geldi; çünkü bölgedeki gelişmeler bunu zorunlu kılıyor” diyerek işlevini yerine getiriyor. O kadar altı boş bir iddia ki bu; ABD ve İsrail’in ipleri Türkiye’nin eline bırakıp bölgedeki emellerinden vazgeçeceği ve herkesin de bunları hiç sorgulamadan kabul edecek kadar aptal olduğu varsayımına dayanıyor.
YENİ OSMANLICI YAYILMACILIKTAN FAYDA GELMEZ Sıcak savaşın hiç eksik olmadığı bir bölgede 4 parçalı Kürdistan’ı kurmak isteyenler, Türkiye’deki tepkileri bastırmak için bunun Türkiye hamiliğinde olmasını ve “Türk-Kürt-Arap İttifakı” olarak pazarlanan ümmet birliği formülünü buldu. Oysa Yeni Osmanlıcı yayılmacılıktan ne Türkiye’ye ne de bölgeye fayda gelir. Çünkü Türkiye, Suriye, İran ve Irak, bu ülkelerin hiçbiri, birbirleriyle karşı karşıya gelmeden bu dört ülkedeki Kürtlerin hamisi olamaz.
Buradan çıka çıka etnik köken ve mezhep çatışması çıkar ve bu da ABD ile İsrail’in işine yarar. Demokrasi, etnik köken ve mezhep temelinde gelişemez. Tarih ve özellikle de Ortadoğu, bunun çok acı örnekleriyle doludur.
Bölgeye demokrasi gelecekse emekçilerin sınıf mücadelesi ile gelecek, feodal yapıların çözülmesi sonucunda topraksız köylü kalmaması ve laiklik ile gelecek! SÜKÛT İKRARDAN GELİR Bu gelişmeler karşısında bir kısım muhalefetin ne yapacağını merak ediyor insan. Hâlâ yüzsüzce Atatürk’ün adını kullanan CHP’nin mutlak butlancı lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medyada Türkçe, Kürtçe ve Arapça mesajlar paylaşarak iktidar destekçiliğini sergiliyor.
Her fırsatta “Atatürk’ün partisiyiz” iddiasında bulunan YENİ Parti yönetiminin ise sanki bu olaylar hiç yokmuş gibi davranarak meydanı AKP+MHP+DEM/ Öcalan ittifakına bırakmış olduğu görülüyor. Çerçeve yasaya evet oyu veren TİP de bu sarsıcı gelişmeler olurken derin sessizliğini koruyor. Ama vatandaş soruyor: Türkiye’nin hamiliğinde 4 parçalı Kürdistan ve açıkça ümmetin öne çıkarılması konusunda bu adı geçen muhalefetin bir fikri var mı acaba?
Hani PKK terör örgütüne af getiren çerçeve yasaya “demokrasi” diyerek destek verdiler ya, bu gelişmelere de sessiz kalarak mı yol veriyorlar acaba... Öyle ya; sükût ikrardan gelir!