Ahlak ve Namus birbirine yakın ama aynı olmayan kavramlardır. Sözlükteki resmi karşılıkları ile günlük/ kültürel kullanımları da biraz farklıdır. “Siyasal Ahlak” üzerine bu sütunda çok yazı yazdım.
Son “Üsküdar trajedisi” üzerine, her iki kavramı da bir kez daha irdelemek gereksinmesi duyuyorum. *** Ahlak: Türk Dil Kurumu’na göre bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları (aktöre, sağtöre) ve “Huylar” olarak tanımlanmıştır. Daha geniş anlamda ahlak; iyi-kötü, doğru-yanlış ayrımını belirleyen ilke, değer ve alışkanlıklar bütünüdür. Ahlak sözcüğü Arapça hulk (huy, tabiat, karakter) sözcüğünün çoğuludur.
Bu yüzden ahlak hem toplum kurallarını hem de kişinin karakterini, huyunu kapsar. Ahlak İslamda, Kuran’a ve Hz. Muhammed’in sünnetine dayanan, insanın Allah’a, kendisine ve diğer canlılara karşı tutum ve davranışlarını belirleyen kurallardır.
Ahlak Felsefede, insanların karar ve eylemlerinin iyi-kötü ekseninde yargılanmasıyla ele alınır. Ahlak özet olarak: Genel karakter ve toplumsal davranış kurallarıdır. Dürüstlük, adalet, yalan söylememek, başkasının hakkına riayet etmek gibi geniş bir alanı kapsar.
Siyasal Ahlak: Yalan söylememek, seçmeni, partisini aldatmamak Hukuka, Anayasa’ya, yasalara, seçim sonuçlarına, Temel Hak ve Özgürlüklere uygun davranmak, adil ve güvenilir olmak anlamını taşır! *** Namus: Türk Dil Kurumu’na göre bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet ve “Dürüstlük, doğruluk” olarak tanımlanmıştır. Namus sözcüğü de, Arapça namus üzerinden gelir; kökeni Yunanca nomos (yasa, kural, töre) sözcüğüne dayanır. Genel sözlüklerde Namus, Ahlaka bağlılık ve dürüstlük olarak tanımlanır.
Oysa, Türkçede ve birçok Ortadoğu/ Akdeniz kültüründe günlük kullanım daha dardır: Namus, iffet, ırz, cinsel ahlak, kişinin ve ailesinin toplum gözündeki onuru, özellikle kadın bedeni ve cinselliği üzerinden aile itibarı ile ilişkilendirilir. Bu yüzden “namuslu insan” hem dürüst kişi hem de (günlük kültürel kullanımda) cinsel davranışları toplumun beklediği sınırlar içinde olan kişi anlamına gelebilir. Erkeklerin işledikleri cinayetleri, “Namus cinayeti”, “namusuna dokunmak”, “namusunu temizlemek” gibi deyimlerle ilkel bir biçimde savunmaya kalkmaları da bu ikinci, daha dar ve onurmerkezli anlamdan gelir.
Namus özet olarak: Sözlükte ahlaka bağlılık, dürüstlük ve itibarlı olmaktır; günlük dilde ise çoğu zaman iffet, cinsel onur ve aile şerefi ve itibarlı olmak anlamını taşır. Siyasal Namus: Yalan söylememek, seçmeni, partisini aldatmamak Hukuka, Anayasa’ya, yasalara, seçim sonuçlarına, Temel Hak ve Özgürlüklere uygun davranmak, adil, itibarlı ve güvenilir olmak anlamını taşır! *** Ahlak da Namus da “dürüst yaşam” ile ilgilidir: Ahlak daha genel bir karakter ve kural sistemidir. Namus ise bu sistemin özellikle itibar, iffet ve toplumsal saygınlıkla kesişen tarafıdır.
Siyasal Ahlak ve Siyasal Namus da yalan söylememek, seçmeni, partisini aldatmamak Hukuka, Anayasa’ya, yasalara, seçim sonuçlarına, Temel Hak ve Özgürlüklere uygun davranmak, siyaseten adil, itibarlı ve güvenilir olmak anlamını taşır! Üsküdar trajedisinin Siyasal Ahlak ve Siyasal Namus açısından değerlendirilmesi ise elbette seçmen tarafından seçimlerde ayrıca yapılacaktır!