Devleti; bir iktidar tarafından baskıcı, zorlayıcı ve ayrımcı bir şekilde yönetilen, belli kişi ve gruplara yarar sağlamaya yönelik bir düzenek veya örgüt olmaktan çıkarıp topluma hizmet eden, toplumun refahını ençoklamayı hedefleyen sosyal refah devleti konumuna getirmek amaçlanmalıdır. Sosyal refah devleti için, ilkelere uyumun yanı sıra ekonomide kaynakların en iyi dağılımını nesnel ve betimsel olarak gerçekleştirmek kapitalizmin paradigma ve kurumlarından kurtulmak sıyrılmak gerekir. Kamusal mal ve hizmetler (enerji, ulaşım, iletişim, madencilik, sağlık, eğitim) özel sektör tarafından yeterli ve kaliteli olarak uygun fiyatlarla üretileceğinden kamusal mal ve hizmetler, sosyal etkin maliyet ve fiyatlandırma kamu kurumlarınca üretilmelidir.
Kapitalist düzende ekonomik sistemdeki firmaların amaç fonksiyonu kâr maksimizasyonu, kârı en çoklamaktır. Kâr maksimizasyonunun; yüksek kâr marjı, girdilerde kaliteden tasarruf, aşırı reklam harcaması, piyasada tekelleşme, kartellerin oluşması, gelir dağılımının bozulması, sosyal fiyatlarla yeterli miktarda ürün üretilmemesi, kaynakların verimli kullanılmaması ve yüksek sosyal maliyet gibi sonuçları olmaktadır. Yüksek özel maliyetlerin yanında sosyal maliyeti de vardır.
Refah devletinde üretimde amaç fonksiyonu kâr değil, katma değer maksimizasyonudur. Katma değer ençoklamada, üretim faktörlerinin, emek, sermaye, girişimcilik, doğa gelirleri de artar. Üretim sürecinde tüketilen girdilerin değeri toplamından daha yüksek nihai ürün değeri yaratılması, üretim faktörlerinin gelirlerini de artırır.
GSMH hesaplamalarında ve tahminlerinde piyasada oluşan fiyatları esas almak yanıltıcı olabilmektedir çünkü bu fiyatlar sosyal maliyetleri ve negatif dışsallıkları (externalities) yansıtmaz. Bu durum, ekonomik büyümenin ve kişi başına düşen refah artışının gerçeğinden fazla (abartılı) hesaplanmasına yol açmaktadır. Ekonomik faaliyetlerin hava, toprak, su kirliliği, doğal kaynakların tüketilmesi, doğal dengenin bozulması, ormansızlaşma iklim krizleri gibi negatif dışsal etkileri olmakta, refah kaybının maliyeti hesaplara yansıtılmamaktadır.
Refah devletinde temel amaç, sürdürülebilir milli geliri artırmaktır. Sürdürülebilir milli gelir hesaplanırken piyasa fiyatlarına göre hesaplanan GSMH’den doğal kaynakların tüketimi, hava, toprak ve su kirliliğinin maliyeti ile iklim krizlerinin zararları gibi unsurlara ait maliyetler düşülmektedir. Buna karşın kapitalist sistem, göstermelik bir refah artışı sunarken gerçekte geniş kitlelerin refah kaybına uğramasına yol açmaktadır.
Ekonomik mülkiyetin yaygınlaşması için menkul kıymetler borsası gibi düzeneklere gerek yoktur. Firmalar yasal düzenlemelerle halka açık ve finansman sağlayacak bir yapıya kavuşturulabilir; böylece manipülasyonlara, spekülasyonlara, havadan inme kârlara ve bilgi asimetrisine sahip kesimlerin yol açtığı kayıplara son verilir. Bu yöntemin özü, sonu açık anonim şirket düzenlemesidir.
Sonu açık anonim şirketin sabit nominal sermayesi yoktur. Pay senetlerinin değeri şirketin özsermaye temeline göre hesaplanan defteri değeridir. Şirket, ortaklarından pay senedini cari defter değeri üzerinden geri almak taahhüdünde bulunur ve alır.
Halka açılma söz konusu değildir. Şirket kuruluşunda halka açıktır. Dilediğinde pay senedini alabilir, dilediğinde de pay senedini geri satar.
Değer kaybı almaz. Şirketin yedek akçeleriyle özsermayesi arttıkça pay senedinin değeri de artar. Pay senedinin likiditesi yüksektir.
Değer kaybı olmadan nakde çevrilebilir. Pay senedin getiri olarak temeldir ve değer artışı sağlar. Sağlanacak getiri, temelli ve değer artışı sınırlıdır.
Yüksek kâr payı, değer artışı olmadığı gibi, sermaye kaybı riski olmaz. Ortak, güvenli bir finansal varlığa sahip olur. Sosyal refah devletinde, yüksek rant, havadan inme kâr, manipülasyon, spekülasyon, finansal dolandırıcılık, yanıltıcı reklam yoktur.
Üretim, katma değerin hakça dağılımı vardır.