Bir sorun o sorunun yaratıldığı düzlemde kalınarak çözülemez. Yeni bir düzleme yeni bir alana geçmek şart. Özgür Özel’in liderliğinde kurulan Yeni Parti zor bir dönemde ve bir zorunluluktan doğdu.
AKP iktidarı 30 Ekim 2024’te Esenyurt operasyonu ile Kürtlerle kurulan diyaloğu kriminalize ederek Özgür Özel ve İmamoğlu’nun öncülüğündeki değişimin önünü kesmek istedi. Başarılı olmayınca doğrudan adaya yöneldi, İmamoğlu cumhurbaşkanı adayı olamasın diye önce diplomasını iptal etti, ardından Silivri’ye kapattı. Partiyi birinci konuma getiren belediyelere operasyon üstüne operasyon yapıyor.
Bunlar işe yaramayınca Türkiye’nin birinci partisi ve iktidar alternatifi olan partinin kurumsal kimliğine doğrudan yönelerek onu zayıflatmak istedi. Kendi dişine göre rakip ve parti yaratarak Rusya tipi bir sitemle Putinvari bir hayali gerçekleştirmenin peşine düştü. Ancak unutulan bir şey vardı, Türkiye Rusya değil ve burada Putinlere gereksinim yok.
Çünkü ağır aksak da olsa seçimli bir demokrasimiz var ve seçmen iktidarları değiştirebiliyor. Demokrasinin ona sunduğu bu olanağın tadına vardığı için onun peşini kolay kolay bırakmaz. O nedenle en geç bir buçuk sene içinde sandık gelecek ve halk sandıkta son sözünü mutlaka söyleyecek.
Yeni Parti yeni bir umut olarak doğdu. Çünkü halk demokrasi ve adalet mücadelesinin ne kadar onurlu bir mücadele olduğunun ve böyle dönemlerde ağır bedelleri olduğunun farkında. Bu bedeli ödeyenlerin sayesinde geleceğe ilişkin, eşitliğe ilişkin, özgürlüğe ilişkin ve adalete ilişkin umutların diri kaldığını da biliyor.
Şimdi Yeni Parti’nin kurulmuş olması butlanla halkın umuduna yapılan saldırıyı boşa çıkardı. Artık bundan sonraki yürüyüş yaşamsal önemde. YENİYE DUYULAN GEREKSİNİM Bir insan, bir toplum ya da bir ülke için en değerli şey, bilinenin aksine altın, elmas veya değerli bir emtia değildir, o an için gereksinim duyulan şeydir.
Diyelim bir dağın başındasınız, üç gün üç gecedir aç ve susuzsunuz ama yanınızda çantalar dolusu para var, ne işe yarar? Oysa o anda sizin için en değerli şey çanta dolusu para değil, bir dilim ekmek ve bir bardak sudur. Türkiye uzun zamandır korkuyla zehirlenmiş, yoksullukla cebelleşen, adaletsizlikten gına gelmiş bir haldedir.
Ülke adeta karbondioksitle dolmuş bir oda gibidir, ahali nefes alamaz halde, şimdi oksijene gereksinimi var, bu oksijen ise yeni bir umuttur. Çünkü “butlan” aynı zamanda halkın değişim umuduna yapılmış bir saldırıydı. İşte mevcut oluşumla ortaya çıkan Yeni Parti oksijen kadar değerli olan gereksinimi, yeniyi ve yenilenmeyi temsil ediyor.
Bu kadar ilginin nedeni de bu; çünkü toplumun buna gereksinimi var. Bu manada Yeni Parti’yi yeni oluşum olarak adlandırıyorum. Çünkü bu bir başlangıç, başlamış ve devam eden bir süreç.
Yeni Parti teknik olarak milletvekillileri tarafından kuruldu ama siyasi olarak toplumun bütün dinamikleri ve halk tarafından kurulmaya ve olgunlaşmaya devam ediyor ve bu aşama kurultaya kadar devam edecek. ATILAN ADIM TARİHİDİR Toplumların, ülkelerin ve hatta partilerin tıkandığı, ağırlaştığı ve hantallaştığı anlar vardır. Tarih, böyle anlarda atılan veya atılamayan adımlarla şekillenir.
Özgür Özel ve arkadaşları butlan yönetimi tarafından engellenerek, dışlanmaya çalışılarak hakları gasp edilerek siyasetin dışına atılmak istendi. İşte bu nedenle bütün hukuki yollar tüketildikten sonra sıra atılacak yeni adıma geldi. Çünkü butlanla partiyi ele geçirenler olağanüstü kurultay yapmaya niyetlenmedi, milletvekilleri ihraç edildi, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları görevden alındı.
Parti tamamen tıkandı. Aslında siyaset tıkandı, ana muhalefet tıkandı, butlan ekibi iktidara muhalefet etmek yerine iktidarla ve onun yargısıyla iş tutmaya ve onların himayesinde yürümeye başladı. Böylece keskin bir tıkanma meydana geldi.
Ya bu tıkanma ve hantallaşmanın içinde boğulup kalınacak ya da yeni bir yol açılacaktı. Elbette 47 yıl sonra birinci olan ekip ikinci yolu tercih etti, yeni bir parti ile hem tıkanan siyasetin önünü açtı hem de butlanla yok edilmeye çalışılan toplumsal umudu yeniden yeşertip diriltti. Şimdi toplum dünden daha umutlu.
O nedenle tıkanmayı ve hantallaşmayı aşan bu adım yeni ve tarihi bir adım olmuştur. YENİ PARTİ YENİ SÜRECİN LOKOMOTİFİ OLMALI Yeni Parti kompartımanların toplamından ziyade lokomotif olmalı. Şöyle ki Türkiye siyasetinde ve toplumsal katmanlarda çeşitli kompartımanlar (dinamikler) var: Milliyetçiler, muhafazakârlar, Kürtler ve sekülerler bu kompartımanların başlıcalarıdır.
Yeni Parti (altılı masadaki gibi) bu kompartımanların toplamı olmamalı, bu kompartımanların lokomotifi olmalı. İkinci önemli nokta kitlelere ulaşma konusudur. Çünkü kitlelere güven vermek önemli.
Çünkü bütün siyasal ve toplumsal, hatta sosyal ilişkilerin temelinde güven vardır, güvensizliğin başladığı yerde her şey biter. Bu noktada yeni Parti’nin en büyük avantajı toplumun buna hazır olması ve değişim istemesidir. Vatandaşa gidecek, onunla göz hizasında temas kuracak, ondan dinleyecek, ondan ilham alacak.
Vatandaşa yukardan bakarak senin sorunun şudur, çözüm reçeten de budur demek yerine, vatandaştan sorununu dinleyip çözüm üretecek. Politikada ancak doğru teşhisler doğru çözümler üretir. Çünkü vatandaş sorunu söyler ama reçeteyi yazmaz.
Reçeteyi yani çözümü siyaset üretir. Yeni Parti bunu yaptığı takdirde başarı şansı yüksek olur. Genel başkan Özgür Özel’in bu konuda önemli yetenekleri var.
Üstelik bunu yapmak için ortam da uygun. İnsanlar mevcut iktidardan şikâyetçi, hatta bıkmış durumdalar. Ekonomideki krizden, eğitimdeki fırsat eşitsizliğinden, yargıdaki adaletsizlikten, kamudaki partizanlıktan, yolsuzluklardan, yoksulluktan, yasaklardan, yozlaşmadan, umutsuzluktan ve geleceksizlikten şikâyetçi.
Bu şikâyetler ve tepkiler günden güne daha da artıyor. 2023 seçimleri öncesi Erdoğan ve iktidarından memnun olmayanların oranı yüzde 58 civarındaydı, bugün bu oran yüzde 70’lere varmış. 2023 seçiminde bu tepki iyi yönetilemedi ve seçim kaybedildi.
Bugün aynı tuzağa düşmemek için önceden önlem almak gerekir. Bu işin iki panzehiri var; biri bugün özellikle yönetme konusunda halka güven verecek kadrolar oluşturmaktır, diğeri de seçim zamanı sandıklara sahip çıkacak bir organizasyonu gerçekleştirmektir. TOPLUMA GÜVEN VERME VE ÖRGÜTLENME Bir sosyolog olarak gördüğüm tablo şudur: Özgür başkan, olağanüstü bir performansla çalışıyor.
Öğrencilerin, işsizlerin ve emeklilerin vb. grupların tepkilerini çok iyi temsil ediyor. Ancak hâlâ iş dünyasının, mavi yakalıların, esnafın, ev kadınlarının, memur, işçi ve çiftçinin bu kadronun ülkeyi yönetebilmesi konusunda endişeleri var. “Yönetebilirler mi?” kaygısını gideremediğimiz takdirde hedefe ulaşmayız.
Onlara güven vermek gerekiyor, bunu da ancak güven verecek bir kadroyla başarabiliriz. Bu konuda gecikilmeden yol almak gerekir. Mutlaka böyle bir kadroyla toplumun önüne çıkmak lazım.
Aksi takdirde, bütün itirazlara, bütün mağduriyetlere, bıkkınlık ve istememezliğe karşın tepkiler istediğimiz oranda sandığa yansımayabilir, bu da iktidarın ve Erdoğan’ın her zaman yaptığını yapmasına yardımcı olur. Örgütlenme konusuna gelince. Sonbahara kadar hızla örgütlenerek ekimde büyük kurultayı yapma hedefine odaklanmak, bu dediğim süreci de o zaman kadar tamamlamak gerek.
O yüzden partiyi “kurduk” demekten ziyade “kuruyoruz” demek daha doğru bir yaklaşım olur. Çünkü bu bir süreç ve bu kurma süreci büyük kurultayla tamamlanmalıdır. Hedef, strateji ve kadro meselesi de o zaman kadar halolmalıdır.
ÖNÜMÜZE BAKMALIYIZ Son olarak artık CHP geride bırakılmalı, muhatap bile alınmamalı. Çünkü geriye bakarak yürünmez, sürekli geriye bakan önünü göremez. Bir kopuş yaşanmalı ve bu kopuş avantaja dönüştürülmeli.
Cumhuriyet ve demokrasi mirası ile adaleti temel alan bir yürüyüş başlatılmalı. (Katılımda adalet, bölüşümde adalet, tanınmada adalet ve mahkemede adalet.) Bugünün en büyük gereksinimi bunlar. Bu gereksinimi karşılayacak, bu sorunları çözecek bir kadro ile iktidar olmamak için hiçbir neden yok. PROF.
DR. AHMET ÖZER