Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 25 Temmuz 2026 tarihinde TRT Haber canlı yayınında yaptığı açıklama sonrası gözler yeniden Uğur Mumcu davasına çevirildi.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yaklaşık zaman aşımına uğramamış 680 dosyanın incelendiğini belirten Gürlek şu açıklamayı yapmıştı:
"Kısa sürede de az önce söyledim 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Burada tabii büroda olan önemli dosyalar da var; Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir."
Gürlek'in bu açıklamalarının ardından iktidara yakın gazete ve televizyonlarda cinayetin arkasında İsrail'in gizli servis örgütü Mossad'ın olduğu yönünde haberler çıkmaya başladı.
Peki 24 Ocak 1993 tarihinde işlenen Uğur Mumcu cinayetindeki Mossad iddialarının kaynağı ne?
Daha önce dile getirilen Mossad bağlantısı iddiaları
Bu iddialar ilk olarak Ergenekon soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Doğu Perinçek ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün ev aramasında çıktığı iddia edilen iki MİT belgesi üzerinden 2008'de ortaya atılmıştı.
Bugüne kadar gerçekliği kanıtlanmayan ve sahte olduğu iddia edilen belgede, Mumcu cinayetiyle İsrail ilişkilendiriliyordu. Dava sürecinde de MİT bu belgeleri doğrulamadı.
Benzer bir iddiayı daha sonra emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş, Haber Global TV'de 16 Aralık 2023'te ortaya attı. Karakuş, "Suikastta gördüğüm, FETÖ'den yardım var. Bir şekilde güvenlik güçlerinden yararlandılar. Beş kişilik suikast timi İsrail'den Mersin'e oradan da Ankara'ya geldi. Bombayı patlattıktan sonra ise Esenboğa Havalimanı'ndan tekrar İsrail'e döndü. FETÖ grubunun yardımıyla Esenboğa havalimanında bilgisayarlar tamamen bozuldu" iddiasında bulundu.
24 Ocak 2024'te Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk'e konuşan Uğur Mumcu'nun ağabeyi Ceyhan Mumcu da "Ama ben, hâlâ İsrail gizli servisi Mossad'dan kuşkuluyum. Otomobilin vites koluna bomba yerleştirilmesi daha önce olmayan bir uygulamaydı. Bomba yerleştirme konusunda Mossad'ın uzmanlığı var. Cep telefonlarını, çağrı cihazlarını da onların patlattığını hatırlatalım" dedi.
Mahkeme: İddialar soyut
Erdoğan Karakuş'un bu açıklamaları üzerine ise Uğur Mumcu davası hükümlüleri Ferhan Özmen ve Necdet Yüksel'in avukatı, Uğur Mumcu cinayeti ana davasına bakan Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne 2025 yılında başvurarak Karakuş'un tanık olarak dinlenmesini istedi. Dilekçede ayrıca infazın durdurulmasına, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi ve iki hükümlünün tahliyesi istendi.
Mahkeme ise 12 Mart 2025 tarihinde talebin "kabule değer görülmediğinden" reddine karar verdi.
Hâlen Kırıkkale Cezaevi'nde tutulan Ferhan Özmen, bu karara itiraz etti. 11'inci Ağır Ceza'nın kapatılmasının ardından dosya Ankara 12'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne devredildi. Bu mahkeme de itirazı 6 Mayıs 2025 tarihinde reddetti.
Mahkemenin ret kararında soruşturmada bir görevi bulunmayan Erdoğan Karakuş'un iddialarının somut olgularla desteklenmediği ifade edildi. Mahkeme bu açıklamalara "kişisel çıkarım ve görüşler" diyerek beyanların "yeni bir olay veya delil niteliğinde olmadığına" vurgu yaptı.
Diğer mahkeme dinleme kararı aldı: Duruşma 2 Aralık'ta
Oğuz Demir'in firari olarak yargılandığı Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde süren Uğur Mumcu davasının 17 Temmuz 2026'da süren duruşmasında da Mossad iddiası gündeme geldi. Duruşmaya katılan Ceyhan Mumcu'nun avukatı Erkin Etike, emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş'un tanık sıfatı ile dinlenilmesini talep etti. Etike, Karakuş'un cinayeti kimin işlediğini basın yoluyla ifade ettiğini belirterek Mossad açıklamalarına işaret etti.
Talebi kabul eden mahkeme, Erdoğan Karakuş'un tanık olarak dinlenilmesine karar vererek duruşmayı 2 Aralık 2026 tarihine erteledi.
Karakuş'un vereceği ifadenin ardından mahkemenin vereceği karar tartışmalara yön verecek. Diğer yandan Adalet Bakanlığı'na bağlı Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın bu yönde yapacağı araştırma da merak ediliyor.
Mumcu Ailesi'nden Akın Gürlek'e randevu talebi
Bu arada Adalet Bakanı Gürlek’in Mumcu dosyasının da yeniden incelendiği yönündeki açıklamasının ardından Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu, avukatları Turgut Kazan ve Yalçın Akbal, Pazartesi günü Gürlek’ten randevu talebinde bulundu. Ancak Bakan Gürlek’in, henüz bir yanıt vermediği öğrenildi.
Uğur Mumcu cinayetinin arkasında kimler var?
Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara'daki evinin önünde park halindeki otomobiline yerleştirilen bombanın infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti.
Cinayet, uzun yıllar faili meçhul kaldı. Ancak 17 Ocak 2000'de İstanbul'un Beykoz ilçesinde bir villada terör örgütü Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu'nun öldürüldüğü operasyon sırasında ele geçirilen dijital verilerden Uğur Mumcu cinayetine ilişkin ipuçları da çıktı.
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü operasyon sonucunda bombayı hazırlayan Ferhan Özmen ile olayda gözcülük yapan Necdet Yüksel yakalandı. Bombayı araca yerleştiren "Tekin" kod adlı Oğuz Demir ise polisin elinden kaçarak firar etti.
Özmen ve Yüksel, yargılama sonucunda "Anayasal düzeni silah zoruyla yıkarak yerine din kurallarına dayalı devlet kurmak için oluşturulan silahlı çeteye üye olup, anayasal düzeni değiştirmeye cebren teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Mahkemenin gerekçeli kararında, cinayetin arkasında İran bağlantılı Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu adlı yapının yer aldığı, sanıkların İran'da dini ve silahlı eğitim aldığına vurgu yapılıyordu.
İki katliam hükümlüsü hâlen cezaevinde bulunuyor.