sondakika.com
Son Dakika

Ah, bizim kuşak...

1950’den biraz önce, biraz sonra doğanlar bizim kuşak...

Fotoğraf: Cumhuriyet

1950’den biraz önce, biraz sonra doğanlar bizim kuşak... Varsıl yoksul evlerde doğduk büyüdük, okuyabildik okuyamadık... Alkışladığımız, kızdığımız çok iktidar gördük.

Ülkemiz için ilk olanı, yenilgiyi yanılgıyı... Acıyı tatlıyı, depremi darbeyi birlikte yaşadık. Naylon gömleği, başörtüyü, çorabı ilk biz denerken...

İlişkileri sündüren naylonlaşmayı da ilk biz gözledik. Çoğumuz bakır tencerede pişen yemeği bakır kaplar, porselen tabakta yedik. Suna teyze suyu kristal bardakla içerken biz Şişebahçe’nin camlarını seçtik.

Mahalle, düzen baskısı bakırları alüminyumla, porseleni emayeyle, gazocağını ipragazla değiştirirken... Plastikler camı, porseleni kırıp geçerken... Sümerbank pamuklusu pijamalar, çamaşırlar, çarşaflar beğenilmez olurken...

Sentetik kumaşlı ucuz hazırgiyimle de ilk biz donandık. Bir önceki kuşağın Dursun Akçam ları, Fakir Baykur tları, Emin Özdemir leri... Köy Enstitülerinden aldıkları aydınlanma bayrağıyla öğretmenimiz olmuşken...

27 milyon nüfuslu Türkiye’nin köylerinde de iki öğretmenli okul vardı. Biz okula tamgün giderdik. Nüfus 35 milyonu geçerken...

Pek de kalabalık olmayan il ilçe okullarında sabahçı öğlenci ayrımı başladı. Öğretmen ilçelerde, köylerde “kanaat” önderiydi. 1960’larda yoksulun da bir tadımlık tereyağı balı varken...

Bizim kuşak ekmeğine margarin sürer, bitkisel hayvansal yağlar yemeklere girer oldu. Hatçe teyzemin bebeği, ilk deterjanımız “lili” yle aklanamayıp ölümden dönerken... Şampuanlar, toz sıvı sabunlar yoldaydı.

Kömürlükler doluysa sac sobada, kuzinede, şakirzümrelerde kestane patlatırken... Kok azalıp pahalandı, linyitle zehirlenmeler hava kirliliği başladı. Biz çocuktuk, erişkinler de enerjinin dövizle karşılanacağını hesap edememişti.

Dedem radyoyu köye, ben bebekken getirmiş. O açar kapar, “ajans” zamanı çoluk çocuk tıp oynarmış. Kimde gramofon varsa, köyde mahallede düğünler şenlenir...

Varsıllar radyo, gramofon, buzdolabı, teyp telefonla buluşurken... Halk “frijider” e buzdolabı, buğday arpayı sapından ayırana biçerdöver derken... Dedem traktörü, mibzeri 1950’de borçla alıvermiş.

1960’lar 70’ler akarken bizim kuşak kentler köyler fabrikalarda birbirinin canını yakar olmuştu. Çok kovalanıyor, çok okuyorduk. Cumhuriyetin ilk kuşağının “Ulus” una yetişemedik.

Nadir Nadi’ nin Cumhuriyet’ini, Naim Tirali ’nin Vatan’ını bulur... Çetin Altan ’ın, İlhami Soysal’ ın, Mümtaz Soysal ’ın yazılarını tartışır... Devrim ’deki Doğan Avcıoğlu ’nu, İlhan Selçuk ’u, Uğur Mumcu ’yu okur, kitapları paylaşırken...

Nâzım Hikmet ’in “Kuvâyi Milliye” siyle savrulur... Ahmed Arif ’in “Hasretinden Prangalar Eskittim” i, Attilâ İlhan ’ın “Ben Sana Mecburum” uyla yürürken “Tam bağımsız Türkiye” sevdamıza “mecbur” duk. Bizim kuşak “cevâb” doğru, “yanut/ yanıt” uydurma derken...

“Kâşgarlı Mahmud’ un sözlüğünden, Dede Korkut öykülerinden, halkın türküsünden, ilencinden, ağıdından, Âşık Paşa ’dan; 20. yüzyılda Enver Gökçe ’nin, Cemal Süreya’nın şiirlerinden...” gülümseyen “Görklü Dilim Türkçe” yürüyor (Nesrin Pekcan , Dil Derneği, 2026). “Bugün dilde özleşmeye uzak duranlar, türetilmiş sözcüklere uydurma diyenler bile öğretmen (Ar. muallim), öğrenci (Ar. talebe), okul (Ar. mektep) gibi türetilmiş Türkçe sözcükleri kullanıyor, Dil Devriminin kazanımlarından yararlanıyorlar.” Bugün bir dil siyasamız yokken... “Türkçeyle Dile Gelen” bilim sanat yürüyor (Ahmet Pekel , Dil Derneği, 2026).

Kurtuluş Savaşını unutan bizim kuşak hep iktidarken... Bakır tencereyi, Sümerbank basmasını, madenlerin bekçisi Etibank’ı arıyoruz. Bizim kuşak da dede nine...

Dede koruk yer, torunun dişi kamaşır.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü