Yıllardır kulağımız dudağımıza yapışsın isteniyor. Cumhuriyetten ödün vermeyenler... Atatürk’ün “manevi mirası akıl ve bilim” e tutunan “laik(çi)ler”, “Kemalist statükocu” lar, solcular...
Osmanlının torunları niçin Osmanlıyı reddediyorlarmış? Sosyal medya, kimi gazete TV’ler iyice bataklaştı. Kuşları, böcekleri, tavşanları, kurbağaları avlayan bataklıkbaykuşu gibi sesi çirkin birileri...
24 saat Atatürk ’e, cumhuriyetçilere sunturlu küfürler sallıyor. Birkaçı bir bardak çay içimi karakola uğruyor... Terini kurutup sahte hesaplarla saldırıyı sürdürüyorlar.
Sürekli bayrak, vatan, ezan çağrısı yapanlar, sosyal medyada Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün devrimcilerin annelerine sövecek kadar iğrençleştiler. Osmanlıya ağıt yakanlar, Osmanlının yükseliş tarihini yazan Fatih, Kanuni ’den başlıyor... Sözü Osmanlı İmparatorluğu’nun gerilemeçöküş dönemindeki 34.
Halife Padişah Abdülhamit ile 36. Halife Padişah Vahdettin ’le bitiriyorlar. Osmanlıya özlemle kavrulan tutucu akademisyenlerin, çakma tarihçilerin, siyasetçilerin, ulusalı boş veren eğitim bakanlarının...
Eğitimi toptan dinselleştiren Bakan Yusuf Tekin ’in koskoca imparatorluğu “fiilen” bitirecek Mondros, Sevr Antlaşmalarını reddettiğini duyan var mı? Atatürk’e, İnönü ’ye Kurtuluş Savaşına, devrimcilere saldırı serbest... Abdülhamit eleştirilemez...
Vahdettin’in İngiliz gemisiyle kaçtığı Kemalistlerin yalanı... Geçenlerde bir şavalak TV’de, Halife Padişah Vahdettin’i İngiliz gemisine binerken gösteren fotoyu Kemalcilerin yapay zekâ ile ürettiğini söylüyordu! Cumhuriyet devrimlerini aklı ve gözüyle, belgelerin kaynakların tanıklığıyla okuyan aydınlar Osmanlının hep doğrusunu yazsın, konuşsunlar...
Yanlışını es geçsinler! Bu aralar yaşamda olmayan bir siyasetçinin, 1960’lardan 80’lere akan “batıl Batı” yı yere çalan sözleri sık sık anılıyor. 12 Mart 1972’de henüz vitaminlerde olmayan...
1980 sonunda bu iktidara doğan... 90’larda çorabını anasının giydirdiği kadın gazeteciye göre dindarlar 80-90 yıl batıl Batıcılardan çok baskı görmüş... Büyük büyük dedesi hava kararınca dama çıkar Kuran okurmuş.
Karanlıkta nasıl okuyormuş? “Ayışığında...” Ah yavrum, bizim köyün az ötesinde karanlıkta dama çıkan dedeni Tanrı korumuş! Batıl batı tekeri, elektriği bulmuş...
Geçmişte çok da kötülük yapmış... Filozof, gökbilimci, rönesansı besleyen Rahip Giordano Bruno , bu dünyada başka gezegenler de var deyince... Katil engizisyon tarafından diri diri yakılmış.
Galile, Sokrat nice bilgin hapisler ölümlerle sınanmış. Gelin görün ki batılın Fransası geçmişini hiç saklamıyor. En karanlık dönemlerini nesnel bilimsel bakışla öğretiyor; edebiyatı, sinemasıyla nalına mıhına eleştirebiliyor.
1700’lerde doğan Napolyon ’un başarılarını, yenilgilerini, en zayıf yanlarını, aşklarını dünya biliyor, biz son Osmanlı padişahını... Yaşayan siyasetçilerimizi bile eleştiremiyoruz. 25 yıldır tarihi dizilerden öğreniyoruz.
Senaristle çakma tarihçi dizide filmde... Mondros Antlaşmasına tepkisiz Padişah Vahdettin’i övmekle... Emperyalistle yıllarca savaşarak laik cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal’i yok saymakla görevli...
60-70 yıldır ilkinden yükseğine bütün ders kitapları bu kafayla yazdırıldığından AKP’den önce bardak, okul, traktör... Hatta “kadın” olmadığına inandırılmış kızımız, birkaç ay önce Kemalistlere söven akranının... Yalandan küfürden zarar görmeyenlerin yolunda!
Taşlaşan kininizle bu çocuklara n’aptınız? “Yerli milli” yi kimi dinle, kimi kinle eşleştirmiş! Çoğunun yüzü batıl Batı’ya dönük!
Benim kuşağım, bizden öncekiler suçluyuz! “Bir şey” olmaz dedik... Oluyordu...