22 Ekim 2024’te Devlet Bahçeli ’nin partisinin grup toplantısında Öcalan için “Gelsin, DEM Parti’nin Meclis grubunda konuşsun” sözleriyle başlayan “terörsüz Türkiye” süreci dün yeni bir aşamaya evrildi. Artık sürecin bir yasa önerisi var. Meclis’ten geçer geçmez, eklemeler çıkarmalar yapılır yapılmaz, ayrı konu.
Sonuç olarak önümüzdeki günlerde üzerinde tartışılacak bir metin var. Yasa önerisi için “çerçeve yasa” deniyor ama daha çok şu tanım yakışır: Çerçevesiz yasa! İçi belki yolda doldurulacak olsa da çerçevesi de yolda biçimlendirilecek.
Özellikle AKP, MHP, DEM arasında bu yönde bir pazarlık yapıldığı anlaşılıyor. Yürekten dileğimiz, iç barışı oturmuş, farklılıklar zenginlik olarak öne çıkmış, sosyal refah olabildiğince dengeli dağıtılmış bir Türkiye! *** Biz dileğimizi söyledik ama gerçek şu ki; bu yasa önerisi böylesine güçlü bir hedefi karşılamıyor. Yasa önerisinin 360 imzayla Meclis’e sunulmasının ardından dikkatimizi çekenleri sıralayalım: 1- Metinde terör örgütüyle pazarlık boyutu dikkati çekiyor.
Son birkaç gündür İmralı, Kandil, Ankara arasında yoğun trafiğin nedeni bu. Bütün mesele terör örgütü üyelerine ne zaman siyaset yapma hakkı tanınacak? Akordeon gibi bunun zamanlaması uzatılıp kısaldı.
2- Terör tamamen sona erecekse elbette örgütle pazarlık yapılacak, bunda ne var, gibi bir yaklaşım getirilebilir. Şu var: Terörün yöre halkından Türkiye ekonomisine kadar etkilediği pek çok boyut var. Bunlarla ilgili ne yapıldığını biliyor muyuz?
3- Sözünü ettiğimiz pazarlık sanki daha işin başı! Bu ilk ucu açık çerçeveden sonra başta anayasa olmak üzere kimi alanlarda yeni ortak girişimler hedefleniyor olabilir. Bunlar AKP iktidarına yakışan pazarlıklar!
Daha net paylaşmak gerekirse AKP’nin başlıca hedefi DEM’i muhalefetin yanından çekmek. Sadece bunu başarsa bile, “Çok yol aldık. Asırlık yol aldık” diyecek.
Arkadaşları asırdan aşağısı kurtarmıyor. 4- AKP-MHP ile DEM Türkiye’de demokrasinin gelişmesi için mi pazarlık yapıyor, karşılıklı partisel çıkarları da koruyacak şekilde al-ver hesabı mı yapıyor? Bize göre ikinci şık daha önde.
Çıplak gözle bakınca AKP ile DEM arasında şöyle bir pazarlık mı var, diye sormadan edemiyoruz: DEM, toprak bütünlüğü çerçevesinde Güneydoğu benim olsun, Türkiye hepimizin olsun, diyor. AKP ise yine aynı toprak bütünlüğü çerçevesinde Güneydoğu ikimizin olsun, Türkiye hepimizin olsun! *** Bu dört şıkkın altında son derece çarpıcı duran bir başka gerçek de soruda gizli: İktidar “terörsüz Türkiye” nin yanına bir de muhalefetsiz Türkiye’yi mi koymak istiyor? Türkiye’de ne zaman önemli gelişmeler yan yana gelse, mutlaka “zamanlama manidar” yorumu yapılır.
Ancak bu kez tam manidar. Ekrem İmamoğlu ’nun “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” başlıklı sosyal medya hesabının milli güvenlik konusu olduğu ülkemizde, 12. yasaklama terör örgütü üyelerine ne tür özgürlükler verileceğinin tartışıldığı sırada geldi. Yine iktidar ve çevresindeki milletvekillerinin içini tam bilmedikleri yasa önerisine imza attıkları saatlerde, Üsküdar Belediye Meclisi’nde, bariz biçimde tutuklu başkan Dedetaş ’la hareket edenler çoğunlukta olduğu halde, millet iradesini nasıl gasp ederiz arayışını gördük!
Sonuç: Cumhur İttifakı Türkiye’nin temel sorunlarını çözme iradesini kaybetmiştir!