sondakika.com
Son Dakika

Dönüşü olmayan yol

Türkiye AKP iktidarında, dönüşü olmayan bir yola girmiştir.

Fotoğraf: Cumhuriyet

Türkiye AKP iktidarında, dönüşü olmayan bir yola girmiştir. AİHM KARARININ AÇIKLANMASI Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), Kavala kararını açıklaması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve AİHM yargılama usulü açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek bir adımdır. AİHM’nin, Türkiye’nin AİHS’yi ihlal ettiğini karara bağlaması, mahkemenin yaptırım gücünün uygulamaya geçirilmesi için ilk aşamadır.

İhlal kararının açıklanması/yayımlanması (Publish), tamamlayıcı adımdır. Bu aşamadan sonra Bakanlar Konseyi (BK) kararı uygular ve sözleşmeyi ihlal eden ülkenin Avrupa Konseyi üyeliğini sonlandırabilir. Türkiye bunu, Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra, GKRY’nin Türkiye aleyhine AİHM’ye yaptığı 1. ve 2. başvuruda yaşamış ve başarılı bir diplomasi ile Türkiye’nin Avrupa Konseyi (AK) üyeliğinin sonlandırılmasını önlemişti.

AVRUPA KONSEYİ BAŞLANGIÇ OLUR AİHM’nin tutumu konusundaki bazı tutarsız görüşler, tehlikeyi büyütmektedir. AK’den ihraç edilmek veya TBMM kararı ile olsa bile çıkmak, Türkiye’nin uygar dünya ile ilişkilerini temelinden sarsar. Atatürk ’ün Türkiye’ye gösterdiği, “çağdaş uygarlık düzeyi” hedefinin unsurları, AİHS’de yer alan demokrasi ve insan hak ve özgürlükleridir.

Konseyden çıkarak veya çıkarılarak uygarlıktan ayrılmak sadece iç ve dış politikada değil, güvenlikten ekonomiye, her alanda etkisini gösterir. Uygar ülkeler liginden ayrılınca geri dönmek ise bugünkü koşullarda ve Türkiye’de iktidarda olan zihniyetle, olanaksızdır. TÜRKİYE YALNIZLAŞTIRILDI Türkiye’nin Batı ile insan hakları konusunda ayrı düşerek yalnızlaşması, ABD’den Rusya’ya; İsrail’e, Yunanistan’a, Ortadoğu ülkelerine ve Türkiye’deki ayrılıkçı Kürtlere kadar herkesin ellerini ovuşturarak beklediği bir durumdur.

Bunu görmek için Yunanistan’ın yakın zamandaki adımlarına, Türkiye’ye karşı takındığı tavra ve Miçotakis ’in açıklamalarına bakmak yeterlidir. Yunanistan, ABD ile Dedeağaç’tan Girit’e kadar -askerden arındırılmış olan Ege Adaları dahil- attığı adımlarla Türkiye’yi kuşatma harekâtına girişmiştir. Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarına tecavüz eden girişimlerinin AB tarafından desteklenmesini, AB’nin Türkiye’ye cephe almasını sağlamıştır.

Türkiye’nin AB Avrupa Savunma Fonu’na (SAFE) katılmasını engellemiştir. Doğu Akdeniz’de ABDFransa-İsrail ve GKRY ile Türkiye’ye karşı askeri işbirliği içine girmiş, İsrail’le, Türkiye’yi hedef alan Aşil Kalkanı Anlaşması’nı imzalamıştır. Türkiye’nin son 25 yılda içine düşürüldüğü acz öyle bir aşamaya varmıştır ki, Türkiye’ye her konuda düşmanlık eden; askerden arındırılmış Ege Adaları’na silah sistemleri yerleştiren; NATO üyesi olmayan İsrail ile savunma sistemleri anlaşması imzalayarak Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye atan; ada/ takımada ülkesi olmamasına karşın, büyük bölümünün aidiyeti henüz ilgili ülkeler arasında (Türkiye-Yunanistan) belirlenmemiş ada ve adacıkları sahiplenerek, Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni ve teamül hukukunu hatta bazı ülkelerle yaptığı anlaşmalarını bile yok sayarak, Ege’nin tümüne, Doğu Akdeniz’in büyük bölümüne el koymaya kalkan Yunanistan’ın Başbakanı Miçotakis, Türkiye’yi Ege’de provokasyonla; Ege ve Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın haklarına tecavüz etmekle; Yunanistan’ın güvenliğini tehdit etmekle suçlayabilmekte, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alması benzeri bir eylem olan Aşil Kalkanı için ABD ve AB’ye güvenerek, Atina’nın topraklarını nasıl savunacağı konusunda hiçbir dış öneriyi kabul etmeyeceğini söyleyebilmektedir.

AKP iktidarı, Türkiye’nin söylemesi gereken bu sözleri söyleyen Miçotakis’e tek bir somut karşılık verememektedir çünkü iktidar Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde ağırlığını yitirmesine yol açmış ve Türkiye’yi yalnızlaştırmıştır. ABD VE NATO’YA GÜVENİLEMEZ ABD’nin İran’ı hedef alan yeni yaptırımlarında bir Türk bankasının daha listeye eklenmesi; ABD’nin ve NATO’nun, Yunanistan’ın Türkiye karşıtı tutumu konusundaki duruşu, uygarlığın temel ilkelerinden de hızla uzaklaşan Türkiye’nin, ABD’ye ve NATO’ya güvenemeyeceğini göstermektedir. Türkiye gücünü, devletin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliklerini koruyabildiği ölçüde kullanabilir, AB ve ABD karşısında dik durabilir; 1976 Bern Mutabakatı, 1987 Taşoz ve 1995 Kardak krizlerinde yaptığı gibi çıkarlarını koruyabilir.

Bunun için bugün Yunanistan, İsrail hatta GKRY karşısında bile sessiz kalmasına, Suriye ve İran konusunda olduğu gibi emperyalizmin çıkarlarına hizmet etmesine yol açan yönetim zafiyetini ortadan kaldırmak zorundadır. AKP iktidarı ile girilen dönülmez yoldan ancak böyle çıkılabilir.

Kaynak

Haberin tamamı, güncellemeleri ve fotoğraf galerisi için Cumhuriyet sayfasına gidin.

www.cumhuriyet.com.tr · Haberi kaynağında oku

Gündem haberleri

Tümü