CHP’nin İzmir il başkanı Utku Gümrükçü , kıpkırmızı olmuş yüzüyle masayı yumrukluyor ve haykırıyor: “Seçim kaybetmeye alışacaksınız.” Kim alışacak? YENİ Partililer. Yani kısa süre önce CHP’li olan “yol arkadaşları”.
Siyasetin, hırsın, belki de kin ve öfkenin bir kişiyi bu duruma getirmesi ne kadar hüzün verici değil mi? Aslında kimin kaybettiği, kimin kazandığı, üstelik bunu nasıl başardığı son haftalarda bütün çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Evet konu tam da bu: Kaybetmek ve kazanmak.
Kamuoyunda Kılıçdaroğlu için 13 kere kaybetti söylemi var. Kendisi, referandumların sayılmasından rahatsızlığını dile getiriyor. Ancak bir yerel seçim hariç girdiği bütün seçimlerde başarısız olduğu reddedilemeyecek bir gerçek.
Kılıçdaroğlu’nun CHP liderliği dönemi, Erdoğan ve kadrolarının “acemilik dönemlerini” geçtiği aralığa denk geliyor. Cumhurbaşkanı seçimlerini şöyle bir düşünün. Ekmeleddin İhsanoğlu örneğin.
CHP tabanının büyük bölümü kazanacağına inanmadı, “tıpış tıpış” oy vermek zorunda kaldı. Bir kısmı sandığa gitmedi, gidenler ise Selahattin Demirtaş ’a oy verdi. Seçimin sonucu önceden belliydi.
Kaybetme geleneğinin belki başlangıcıydı. Muharrem İnce ’nin adaylığı... Kılıçdaroğlu İnce’yi “Gel bakalım Muharrem” diye sahneye davet etti.
Sanki “Hadi çık aday ol da boyunun ölçüsünü görelim” der gibiydi. İnce oyunu yükseltti ama “Adam kazandı” ile son buldu macera... Sonra altılı masa, Kılıçdaroğlu’nun adaylık süreci...
Daha taptaze belleklerde duruyor yaşananlar. Masadan kalkmalar, yeniden oturmalar... Sonu hüsrana kilitlenmiş ne kadar başarılı kandırmaca oyunlardı değil mi?
Oyunun aktörlerine sinema ödülü verilmeli. Çünkü kaybetmeyi bu kadar başarıyla oynamak ve üstüne görevde kalmak normal şartlar altında olanaksız. AKP’nin 25. kuruluş yıldönümündeki katılımlar ise başka gerçekleri ortaya koydu.
İYİ Parti’den milletvekili olmuş Ümit Dikbayır, parti savruluşlarını AKP’ye demir atarak sonlandıracağını bazı gazetecilere söyledi. Sonra bir süre sessizliğin ardından ortalık karıştı. Dikbayır partide istenmedi, onun yerine İYİ Parti’nin başka bir milletvekili Ömer Karakaş ansızın istifa edip AKP’ye katıldı.
Kim Dikbayır’ın AKP’ye katılmasını istemedi, katılımından çekindi? Bu katılımı istemeyenler AKP üzerinde bu kadar sözü dinlenen, etkili kişiler mi? İYİ Partililere, “Nereden çıktı Karakaş’ın istifası?” diye sorunca yanıt kapalı şekilde verildi: Partimize kadın eli değdi.
Bu veriler bir şeyleri ortaya çıkarmıyor mu? Siyasetin sağının solunun, iktidarının muhalefetinin nasıl ve kimler tarafından kurgulandığını... Birilerinin rolünü ne kadar güzel oyunculukla sergilediklerini...
Şimdi anladınız mı Özgür Özel ’in üç yıldır nelere maruz kaldığını, niye partisinin elinden alındığını? Şimdi anladınız mı Müsavat Dervişoğlu ’nun niye, “Ben kapatılmasına karar verilmiş bir partiye genel başkan seçildim” tespitini yaptığını? Siyasetin koşulları çok zor belki.
Ama umut hayatta: En azından gerçek muhalefet liderleri var.