Çerçeve yasayı savunarak Özgür Özel ’e selam gönderiyor ve “Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer” diyerek aklınca ana muhalefeti yönlendiriyor. Emperyalizm eliyle kurulmak istenen “merhametli monarşi” ye alkış tutuyor. O monarşinin kurulmasının yolunu açacak yeni anayasaya destek veriyor.
İdris-i Bitlisi ve Yavuz Sultan Selim göndermeleri yapıyor, ümmetin İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmi olduğunu belirtiyor. İktidarın Yeni Osmanlıcı politikalarına uyum gösteriyor. Bölgedeki ABD-İsrail planlarının taşeronluğuna soyunuyor.
Kemalist tarih tezlerinin değişmesine kapı aralayacaklarını söylüyor. Eski El Kaide teröristine kravat takıp devlet başkanı yapan Amerika gibi, Şara ’yı demokrasiye hazırlamaktan söz ediyor, sonra sıranın İran’a geleceğini iddia ediyor. AKP’nin “cumhuriyeti yeniden kurduk” iddiasını destekliyor.
Aynı DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları gibi, “Süreç ilerlemezse Türkiye’nin Gazze’den beter bir duruma düşeceği” tehdidini savuruyor. “ MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız” diyerek devletleşmeye soyunuyor. Kim bu?!
Bahçeli’nin eskiden “İmralı canisi” diye tanımladığı, şimdilerde ise “kurucu önder” dediği PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan. DEM Parti İmralı Heyeti’nin açıkladığına göre, devlet görevlilerinin görev yapacağı “Siyasallaşma ve Silahsızlanma Kurulu”na başkanlık edecek terörist! YENİ OSMANLICI İTTİFAK İmralı heyetinin yakın zamanda Öcalan’la görüşmelerinde alındığı belirtilen notlar soL Haber portalında yayımlandı ve yalanlanmadı.
“Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli bir dönüşüm” denilerek tezgâhlanan budur. Kimsenin silahların susmasına karşı olduğu yok; sakın o çarpıtmaya başvurmasın kimse. Karşı çıkılan, çerçeve yasayla açıldığını söyledikleri yeni dönemdir.
Ümmet övgülerinin Yeni Osmanlıcı çizgiyle buluşmasından da anlaşılıyor ki İslami federasyon adım adım ilerliyor. “Demokratik Cumhuriyet” denilen proje, 24 yıldır emekçileri, Aydınlanma savunucularını, toplumun ilerici güçlerini ezen siyasal İslamcı rejimin aktörleri arasına Öcalan’ı ve af çıkarılan PKK terör örgütünü katarak totaliterliği derinleştirmenin adıdır. BARRACK NE DİYORSA TIPIŞ TIPIŞ YAPMAYA ADAY Öcalan’ın, Özel-Kılıçdaroğlu ilişkisini “biri Türk, diğeri Kürt” diyerek özetlemesi, abartarak bunu Atatürk ile İnönü ilişkisine benzetip biri “Balkan göçmeni, diğeri Dersimli” demesi, her şeyi saplantılı bir şekilde kimlikler üzerinden ayrıştıran yaklaşımını sergiliyor.
Öcalan’ın zırvalarını okuyunca, Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana emperyalistlerin peşinde olduğu, Türkiye’de hem sağ hem de solda var olan anti-Kemalist projenin sözcülüğünü sürdürdüğü görülüyor. Bu nedenle çerçeve yasa TBMM’den geçtikten sonra yazdığım “Durumun fotoğrafı” başlıklı ilk yazıda, terörist elebaşının Kürdistan İslam Hareketi’nin Berlin’deki toplantısına gönderdiği sesli mesajı hatırlatmıştım. Bakmayın siz “artık cumhuriyetçiyiz” safsatalarına.
Ne demişti orada? “Kemalizm, birçok saygın din âliminin de belirttiği gibi Deccal rejimidir. Onunla işbirliği yapan Müslümanlar münafık, hatta kâfirdir.” Aslında Öcalan, sürecin en başından beri uyardığımız gibi, ABD Ankara Büyükelçisi Barrack ne diyorsa tıpış tıpış yapmaya aday olduğunu sergiliyor.
SOLU GÜDÜMLEME HEVESİ! Bu arada belli ki Öcalan, solu PKK çizgisinde hizalamak için yine harekete geçmiş. “Ümmetçi sol” zırvasına temel oluşturan görüşlerini sıralarken Kürt örgütlerinin “Demokratik Toplum” ya da “Cumhuriyet Hareketi” gibi bir isim altında bir araya gelmesini savunuyor.
Bunun içinde daha önce AKP’de yer almış kişiler, İslamcı aydınlar ve soldan geniş bir kesim de olacakmış. Neymiş? Solcular hâlâ cumhuriyete katılmamış.
Onun için hem solculuklarını hem de cumhuriyetçiliklerini karşılayacak bir hareket olacakmış bu! Oysa tam tersine yurtsever solcular, başından beri cumhuriyetçidir! Bir terör örgütü kurup 47 yıl ülkeyi kana bulayacaksın, emperyalizmin işine gelince birden piyasaya çıkarılıp “barış” adı altında Ortadoğu projesinde kullanılacaksın, ümmeti öveceksin, AKP ve MHP’nin yayılmacı Yeni Osmanlıcılık planlarına eklemleneceksin, Türkiye’nin kuruluş tapusu Lozan Antlaşması’na karşı çıkacaksın, 1923’te kurulan laik Cumhuriyeti yıkıp onun yerine etnik köken/mezhep üzerine oturtulmak istenen 2.
Cumhuriyet için pazarlık yapacaksın ve sonra da antiemperyalist, laik, gerçek yurtsever cumhuriyetçi solu güdümlemek isteyeceksin. Hadi oradan; buna inanacak “kullanışlı aptal” mı var karşında!