Türkiye tarihinin önemli kırılma noktalarından birini yaşıyoruz. Dört bir tarafında savaşlar (Ukrayna, İran, İsrail-FilistinLübnan) olan, ekonomisi diplerde gezen bir ülkedeyiz. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi demokrasi anlamında da dipteyiz.
Muhalefeti hukuk yoluyla tasarlamaya çalışan bir siyasal iktidar var. 17-25 Aralık sürecinde ortaklarının ifşa ettikleri yolsuzluklar (para sayma makineleri, ayakkabı kutuları, milyon dolarlık saatler) gündemde iken, “Ne istediler de vermedik” diyen siyasal iktidar bütün yolsuzlukların üstünü örterek yoluna devam etti. 15 Temmuz darbesi ile demokrasi havarisi kesilenler, kendilerine yapılanların bin katını muhaliflerine yapmayı kendilerine hak görmektedirler.
Yandaş medya kanallarıyla linç programları düzenlemekte, neredeyse zil takıp oynamaktadırlar. 19 MART’TAN MUTLAK BUTLANA Bütün bunlar olurken belediye seçimlerinde birinci parti çıkan yeni CHP sert bir muhalefet yürüttü. Sokak siyasetini tercih ederek siyasal iktidarın “hukuku kullanarak” yaptığı saldırıyı boşa çıkardı.
Siyasal iktidar bu CHP’deki yeni siyaset tarzı ile başedemeyince “butlan” kararı aldırarak; yedekte bekleyen, genel başkanlık seçimini kaybettikten sonra Ankara’da bir ofis tutarak hazırlık yapan Kemal Kılıçdaroğlu ise, siyasal iktidarla tam bir uyum içinde (hatta CHP’ye kurulan tuzağın bir parçası olarak), siyasal iktidarın istediğini fazlasıyla yaparak butlan kararı üzerine, CHP içinde kaybettiği seçimi, siyasal iktidarın hukuk yoluyla kendisine vermesini sağlayarak CHP’nin başına geçti. Siyasal iktidarla omuz omuza vererek seçilmiş CHP yönetimine saldırıya geçti. 19 Mart 2025’ten beri askeri rejimlerde bile görülmeyen bir saldırı ile hukuku kullanarak başlatılan operasyonlarla onlarca CHP’li belediye başkanı ve yönetici, gece baskınları ile gözaltı ve arkasından tutuklanarak cezaevlerine kondu.
Bin bir tutarsızlıkla dolu iddianameler hazırlandı. Bütün bu saldırılarla, ellerindeki yandaş medya kanallarıyla ve yazılı basınla kamuoyunu ikna edemediler. Bu saldırı sürecinde CHP birinci parti özelliğini devam ettirdi.
Bunun üzerine eski başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu devreye soktular. “Hak-hukuk-adalet” diyerek 400 km yol yürüyen Kılıçdaroğlu iddia aşamasındaki davalardaki savcı oluverdi. “Arınma” sözcüğünü ileri sürdü.
Bir anda “siyasal adalete” güven tazeleyip siyasal iktidarla aynı dili kullanarak “Aklansınlar da gelsinler” dedi. CHP içinde siyaset yapan il/ilçe yöneticilerini görevden aldı; kolluk kuvvetlerini kullanarak, adeta kendi partisine saldırıya geçti. En sonunda sokağa çıkamaz hale geldi.
Siyasal iktidarın bir aparatı haline gelerek daha önce siyasi mefta haline gelen yandaşları ile CHP’yi işgal etti. CHP’de siyaset yapma hakkı tanımadığı Özgür Özel ve ekibini parti dışına zorladı. ‘YENİ BİR YOL BULACAĞIZ’ Bu süreçte sokakla bütünleşen, kitlelerin kalbinde çok önemli bir yer edinen Özgür Özel ve ekibi adeta halkla bütünleşti. Siyasal bir hareket haline geldiler.
Halkın arkadan itmesi ile “ya yeni bir yol bulacağız” Ya da “Yeni bir parti kuracağız” diyerek YENİ Parti’yi kurdular. Halkın maddi ve manevi desteği hemen kendini gösterdi. İki gündür yapılan bağışlar ve bağışı yapanların sayısı yüz binleri buldu.
Yargıtay’da adli tatil sonuna bırakıldığı söylenen butlan “kararının üzerindeki tedbir” davası, yeni parti kurulunca sessizce adli tatilin bitmesi beklenmeden görülmeye başladı. Özgür Özel CHP’yi bölmedi, CHP’yi aldı YENİ Parti’ye taşıdı. Bütün yönetimi halkı yanıltmak, KK’ye ilgi devam ediyor algısı yaratmak için İstanbul’daki butlancı il başkanı Gürsel Tekin kanalıyla hazırladığı üye toplantısının da figüratif bir organizasyon olduğu anlaşılınca iyice batağa saplandılar.
Özel, televizyon söyleşisinde artık YENİ Parti’de yürüyeceklerini ve arkalarına bakmayacaklarını, gemileri yaktıklarını söyledi. 711 yılında Tarık Bin Ziyad gemileriyle İber Yarımadası’na geçtikten sonra, gemileri yaktırıp, “Arkanızda düşman gibi deniz, önünüzde deniz gibi düşman” diyerek ileriyi hedef gösterirken arkaya bakılarak yürünemeyeceğini tarihe not düştü. Bugün siyasal iktidar YENİ Parti ile yürüyenlerin kafasını karıştırmak için Yargıtay eliyle CHP’ye kongre seçeneğini sunarak ikilem yaratmak isteyebilir.
“Baba ocağı” metaforunu kullanarak bazı zihinsel karışıklıklar içinde olanların yürüyüşünü durdurmak isteyebilir. Ya da CHP’nin maddi koşullarını ileri sürerek CHP’ye dönüş yollarını arayanlar olabilir. Gerçi bu son argümana halk cevap verdi.
“Parayı düşünme sen, yoluna bak” dedi. Özetle, Özgür Özel’in dediği gibi gemileri yakıp ileriye bakmak gerekir. Şunu unutmamak gerekir; devamlı geriye bakarak yürünmez, zira büyük olasılıkla düşülebilir.
YENi Parti’deki arkadaşlar hedefi belirlemişler: “YENİ Parti-Yeni iktidar” Halkın umudu oldular, bu umudu boşa çıkaracak adımlardan sakınmak gerekir. PROF. DR.
DURSUN KIRBAŞ İSTANBUL ÜNIVERSITESI EMEKLI ÖĞRETIM ÜYESI